Showing posts with label K. Show all posts
Showing posts with label K. Show all posts

Saturday, July 12, 2008

KAVUN

meyve
Peygamberin en çok sevdiği meyve

Peygamberimiz Hz. Muhammed onu çok sever ve ondan şöyle söz ederdi: 'O yemektir, o şerbettir, o çövendir, o reyhandır, o iç organları temizler.'

Hz. Muhammed, "iç organları temizler" derken daha yüzyıllar öncesinde kavunun kanı temizleyici özelliğini anlatmış. Günümüzde Avrupa ve Amerika'da doktorlar tarafından yararları tescil edilen kavunun en önemli özelliği kandaki zehirli maddeleri atması.

Kavunu, İbni Sina ve Davudi Antaki gibi eski hekimler de övmüş ve faydalarını eserlerinde anlatmışlar. Kavunun yüzde doksanbeşini su oluşturur. A, B 1, C vitaminleri, meyve şekeri, selüloz, azotlu ve yağlı maddeler de var. Kavun gerek erkeğin, gerek kadının cildini tazeler, ona canlılık ve güzellik kazandırır. İsmi estetik tarihine geçen ünlü güzellerin ve artistlerin pek çoğu ciltlerindeki gerginlik ve tazeliği kavuna borçlu olduklarını söylerler.

NASIL ALACAKSINIZ?

1. İyi kavun ağır olur. Elinizde okkalayın, ağır olanı alın.
2. Yuvarlak, san kavunun sapı, çektiğiniz zaman kolay kopuyorsa iyi kavundur.
3. Kavun Kırkağaç kavunu ise dibinin sarıya çalması gerekir.
4. Bir kavun ne kadar yumuşaksa içi o kadar da asitleşmiş demektir. Kavunun yumuşağına yanaşmayın.
5. Turfanda kavunlar lezzetsizdir. Kavunu, sezonun başlangıcından bir ay sonra yiyin ancak o zaman lezzet kazanır.

NASIL YİYECEKSİNİZ?

Kavunu genellikle yemeklerden sonra yemek gibi bir alışkanlığımız var. Kavunu yemeklerden önce yiyin.

YARARLARI

Kanı zehirlerden temizler.

İştah açar,

Bağırsakları yumuşak tutar,

Sinirleri yatıştırır ve rahat bir uyku sağlar,

Böbreklerdeki kum ve taşların dökülmesine yardım eder,

Romatizma ağrılarını hafifletir,

Hafif yanıkları iyileştirir,

Göz nezlesini önler. Bağırsaklarında ülser ya da iltihap olanlarla, şeker hastaları ve yüksek tansiyonu olanlar yememelidir.

Sunday, April 6, 2008

Köri Kolon Kanserini Önlüyor

Tıbbi Bitkiler » Köri Kolon Kanserini Önlüyor


Köri Kolon Kanserini Önlüyor

Çeviren: Gülşah Balaban



John Hopkins Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde yapılan bir araştırmaya göre, soğan ve körinin içinde bulunan kimyasallar kolon kanserini önlemede yardımcı olabilir.

Clinical Gastroenterology and Hepatology’nin Ağustos sayısında yayımlanan çalışmada, aile geçmişinde adenomatöz polipozis (FAP) görülen beş kişiyle çalşıldı. FAP, bağırsakta prekanseröz poliplerin artmasına ve sonunda kolon kanserinin ortaya çıkmasına neden oluyor.

Altı ay süren araştırmada katılımcılara, günde 20 miligram soğanın içinde bulunan bir antioksidan ve 480 miligram zerdeçal (körinin içerdiği başlıca baharatlardan biri) verildi.

Hastalardaki poliplerin sayısı ortalama olarak %60.4 azaldığı ve poliplerin boyutunun ise %50.9 küçüldüğü tespit edildi.

John Hopkins Üniversitesi gastroenteroloji bölümü başkanı Dr. Francis M. Giardiello: “Soğanın içinde bulunan antioksidanı pek çok insan günlük yiyeceklerinden alıyor. Ancak zerdeçal, genellikle geleneksel yiyeceklerde kullanılıyor, ve zerdeçalın sadece %3 veya %5’i kurkumin içeriyor,” dedi.

Araştırmacılar, çalışmalarına daha fazla hastayla yapacakları araştırmalarla devam etmeyi düşünüyorlar.

Saturday, November 17, 2007



Kahvenin bilinmeyen yönleri



Kahve içmek pek çok kişi için büyük bir zevk ve vazgeçilmez bir alışkanlıktır. Ancak, zinde kalmak ve enerjimizi yüksek seviyede tutmak için hemen hemen her gün içtiğimiz kahvenin yararlarının yanında bir o kadarda ciddi zararları olduğunu unutmamak gerek



Kahvenin bilinmeyen yönleri


Kahve içmek pek çok kişi için büyük bir zevk ve vazgeçilmez bir alışkanlıktır. Ancak, zinde kalmak ve enerjimizi yüksek seviyede tutmak için hemen hemen her gün içtiğimiz kahvenin yararlarının yanında bir o kadarda ciddi zararları olduğunu unutmamak gerekir...

Kahvenin Zararları

Yüksek tansiyon: Yapılan araştırmalara göre, düzenli olarak günde 4-5 bardak kahve içenlerin kan basınçları, yani tansiyonları hızla yükseliyor.

Kalp: Aşırı kahve tüketimi kalbin ritmini olumsuz yönde etkiliyor. Kahvenin içerdiği kafein fazla tüketildiğinde, kalpte ritim bozuklukları meydana gelebiliyor. Düzensiz kalp atışları ve kalp çarpıntısına neden olabiliyor. Bu nedenle özellikle kalp hastalarının sınırlı miktarda kahve içmeleri gerekiyor.

Mide: Kahve, ülseri tetikliyor ve midenin asit salgılamasını uyarıyor. Bu nedenle mide hastalarının günde 2 fincandan fazla kahve tüketmemeleri gerekiyor.

Şeker hastalığı: Yapılan araştırmalar, yemek zamanlarında yükselen kan şekeriyle birlikte tüketilen kahvenin şeker hastalığını olumsuz yönde etkilediğini ortaya koyuyortı. Uzmanlar şeker hastalarının da kahveyi sınırlı tüketmesini öneriyor.

Su kaybı: Uzmanların bir kısmı kahvenin vücutta sıvı kaybına neden olduğunu savunurken, bir kısmı da bu kaybın önemsiz derecede az olduğunu savunuyorlar. Fakat yine de ağır basan görüş diğer kafeinli içecekler gibi kahvenin de vücutta su kaybı yarattığı yönünde.

Doğurganlık: Günde üç fincan veya daha fazla kahve içmek, kadının doğurganlık oranını azaltıyor. Çünkü aşırı miktarda kafein tüketimi yumurtlamayı olumsuz etkiliyor. Yapılan araştırmalarda ise her gün düzenli olarak kahve içen erkeklerin içmeyenlere oranla daha güçlü spermleri olduğu kanıtlandı. Kafeinin spermin üzerinde uyarıcı etkisi olduğunu savunan uzmanlar, bunun merkezi sinir sisteminde de aynı etkiyi gösterdiğini iddia ediyorlar.

Hamilelik: Kafeinin anne karnındaki bebeğe zararlı olduğu biliniyor. Uzmanlar, hamile kadınların günlük kafein tüketme sınırlarının 300 mg ile sınıtlı kalması gerektiğini belirtiyor.

Kahvenin Faydaları

Kanser: Kahve, yeşil ve siyah çay gibi antioksidanlar içeriyor. Bu da kansere yol açan hücrelerin çoğalmasını engelliyor. Ayrıca, yapılan bir araştırmada, kahvenin ve egzersizin güneş ışınlarının neden olduğu cilt kanserinden koruduğu ortaya çıktı. Araştırmaya göre, fiziksel egzersizle birlikte ölçülü kahve tüketimi, güneşin ultraviyole B (UVB) ışınlarının yol açtığı kanserojen etkileri ortadan kaldırabiliyor.

Safra taşları: Kadın vücudu erkeğe kıyasla iki kat daha fazla safra taşı üretiyor. Günde dört bardak kahve içen kadınların içmeyenlere oranla yüzde 25 daha az safra taşından şikayet ettiği kanıtlandı.

Konsantrasyon: Kahve konsantrasyona yardımcı oluyor. Yapılan araştırmalarda, okul çağındaki çocukların az miktarda kahve ile süt içtiklerinde sabahki derslerinde daha başarılı oldukları görülüyor.

Parkinson: Yapılan bir araştırmada günde bir fincan kahve içen erkeklerin parkinson hastalığı riskinin yüzde 40’a varan oranlarda azaldığı ortaya çıkarıldı. Buna karşın, menopoz sonrası ostrojen terapisi gören kadınlarda kahve tüketimi Parkinson Hastalığı riskini artırıyor..

Karaciğer: Kahve tüketmek özellikle siroz yüzünden oluşan karaciğer kanseri riskinin azaltılmasına yardımcı oluyor. Düzenli kahve içenlerin siroz gibi karaciğer rahatsızlıklarından daha az şikayet ettiği görülüyor.



Ailem

Wednesday, July 4, 2007

KARPUZ



Karpuz kansere iyi geliyor

Beslenme ve diyet uzmanlarının yaz diyetlerinde yer verdiği karpuz, doktorlar tarafından çeşitli kanser türlerine karşı etkili maddeler içermesiyle nedeniyle tavsiye ediliyor.


Karpuz kansere iyi geliyor

İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Erkan Erdal, bol miktarda C vitamini barındıran karpuzun aynı zamanda antioksidan özelliği olduğunu ve çeşitli kanser türlerine karşı etkili olan betakaroten içerdiğini kaydetti.

Karpuzda bulunan yüksek miktarda potasyumun ise kalp fonksiyonlarının ve kan basıncının düzenlenmesine yardımcı olduğunu ifade eden Erdal, aynı zamanda iyi bir lif kaynağı olduğu için karpuzun bağırsak hareketlerini de düzenlediğine dikkati çekerek, bağırsak kanserini önlemede de karpuzun rol oynadığını söyledi.

ÇEKİRDEKLERİ DE YARARLI

Karpuz çekirdeklerinin de içinde bulunan ''cucurbocitrin'' adlı maddenin kan basıncını düşürmeye yardımcı olduğunu ifade eden Erdal, çekirdeklerin içinde yer alan bu maddenin böbrek fonksiyonlarının düzenlenmesine de yardımcı olduğunu kaydetti. Erdal, karpuzu yaz aylarında hazırladıkları diyet programlarına mutlaka dahil ettiklerini belirterek, ''Yağ ve kolesterol içermediğinden ve kalorisi düşük olduğundan, yaz aylarında yapılan diyetlerde karpuzun özel bir yeri var'' diye konuştu.

Kalorisinin düşük olmasına karşın, karpuzun ''sınırsız'' tüketilmesinin de söz konusu olmadığını belirten ve diyet yapanları tüketecekleri karpuzun miktarının ölçülü olması konusunda uyaran Erdal, orta büyüklükte bir karpuzun 8'de bir diliminde yaklaşık 45 kalori olduğunu ifade ederek, bu miktarın bir porsiyon için yeterli olduğunu kaydetti.



Bugün

CİLT SAĞLIĞI VE BAKIMI

Duru bir cilt için günde 5 kayısı

Sindirimi düzenleyip bağırsakları çalıştıran kayısı içindeki antioksidanlarla kanseri de önlüyor. . Kayısının en büyük yararlarından biri de insan cildini diri tutması...


Duru bir cilt için günde 5 kayısı

Günde 5 tane kayısı yemek cilde hem tazelik hem de güzellik katıyor. İngiliz bilim adamları, kayısının içeriğinde bulunan patosyum sayesinde, insanlara gençlik ve güzellik aşıladığını açıklıyor.

Hücrelerin sıvı dengesinin düzenlenmesinde ve protein üretiminde büyük rol oynayan kayısı, ayrıca derideki sivilceleri yok ediyor. Cildin 5 yaş gençleşmesini ve cildin tazelik kazanmasını sağlıyor.

(Takvim)

Sunday, July 1, 2007

KABAK



KABAK, BAL KABAĞI, KABAK ÇEKİRDEĞİ….

Kabaklar, salatalık, karpuz, acur ve kavunla birlikte kabakgiller familyasını oluştururlar. Sakız kabağı, helvacıkabağı, balkabağı gibi çeşitleri bulunur. Kabaklar bir yandan meyve gurubuna girer, bir yandan da sebze gurubuna. Bal kabağı yemek yapıldığı zaman zebze olarak, kabak tatlısı yapıldığı zaman da meyve olarak nitelendirilir. Latince adı Cucurbita pepo dur.

Lifi bol bir sebze olan kabak, bağırsakları tembel olanlar için tercih edilmesi gereken sebzelerdendir. Kabak sebzesi potasyum, fosfor, kalsiyum, magnezyum, sodyum, demir gibi madensel elementler içerir. Kabak bedeni temizler, sinirleri yatıştırır. Besin değerinin kaybolmaması için kabağın buğuda pişirilmesi önerilir. Kabak çiğ olarak rendelenip salatalara da katılabilir.

Ezilebilir, çiğnenebilir dokusu ile kabak çekirdeği hafifçe tatlı ve fındık fıstık tadındadır. Kavrulan çekirdekler, diğer çekirdekler arasında en fazla besleyici ve lezzetli olanıdır. Mevsiminde ilk çıktığı zaman özellikleri en yüksek seviyededir

Kabak çekirdeği, yassı ve koyu yeşil renktedir. Sarı-beyaz renkte bir kabuk içinde bulunan kabak çekirdekleri kabuksuz olarak da üretilir.

Sağlık Yararları

Kabak çekirdeğini neden yiyoruz?

Kabak çekirdeği, kendi başına veya salatalarda ve diğer hoş kokulu yemek sonrası yenen lezzetli bir çerezdir. Mineraller, esansiyel yağlar ve protein bakımından zengindir. Solucan düşürme özellikleri vardır. Şerit solucanları ve diğer solucanları iyi bir defedicidir. Çinko içeriği, kabak çekirdeğini genellikle erkek ve kadın verimliliği için özellikle önemli yapar.

İyi huylu prostatı büyümüş erkeklerin prostatının büyümesini durdurmak için kullanılır. Mesane iltihabı veya idrar tutulması gibi ikinci derecede böbrek rahatsızlıklarında da kullanılır.

Kabak çekirdeği, büyümüş prostat veya prostat kanserinin mesaneden idrar çıkışını engellediği zaman gelişebilecek idrar yolları zorluklarından kurtarır.

Eskiden beri ev ilaçları olarak mide bulantılarında ve deniz tutmalarında da kullanılmıştır

Hangi zenginlikleri vardır?

Kabak çekirdeği, minerallerin mükemmel bir kaynağıdır. Bir bardağın ¼ ünü dolduracak kabak çekirdeği çinkonun tavsiye edilen günlük alımının %20 sini, magnezyum ve manganezin ise %50 sini sağlamaktadır.

Bazı B vitaminlerini içerdiği gibi kemik sağlığı ve kan pıhtılaşması için ihtiyaç olan K vitaminini önemli bir miktarda da içermektedir.

Yağ içeriğine gelince, kabak çekirdeği, hormon dengesi, beyin fonksiyonu ve cilt sağlığı için ihtiyaç olan omega 3 ve omega 6 esansiyel yağlarını birlikte almak için iyi bir kaynaktır.

Özellikle kimler yemelidir?

• Prostatı büyümüş kimseler
• Kısırlık veya hormonal dengesizliği olan kimseler
• Solucan ve tenya bulunan kimseler
• İdrar tutukluğu olan kimseler
• Mesane iltihabı olan kimseler
• Kemik erimesi olan kimseler
Önerilen kullanma şartları ve miktarlar

Kabak çekirdeği, çerez olarak yenebildiği gibi, musliye, salatalara veya fındık çekirdek kavurmalarına ilave edilerek te yenebilir. Günlük doz iki tatlı kaşığı veya 20-30 gr kadar olması uygundur. Sabah akşam devam edilir.

Güvenirlik

Kabak çekirdeği, genellikle allerjik bir gıda değildir ve oksalatların, ürik asitlerin ölçülebilir miktarlarını içerdiğine dair bilgi bilinmiyor

Kabak Çekirdeği prostat sağlığına katkı sağlayabilir

İyi huylu prostat büyümesi çoğunlukla 50 ve üstü yaşlardaki erkekleri etkilemektedir. Büyümeyi oluşturan faktörlerden biri testosteron ve onun ürünü olan DHT(dihydotestosteron) tarafından prostat hücrelerinin aşırı uyarılması olarak bilinmektedir. Kabak çekirdeği bünyesinde bulunan yağ bileşenlerinin, testosteron ve DHT tarafından oluşturulan prostat hücre çoğalımının tetiklenmesini engellediği gözlemlenmiştir. Bu konudaki bilimsel tartışmalar halen devam etmektedir. Kabak çekirdeği ekstratı ile kabak çekirdeğinin kendisi arasındaki ilişkiler de aynı derecede tartışmaya açıktır. Kabak çekirdeği yağı ekstratında bulunan Prostata faydalı olan bileşenler, kesinlikle kabak çekirdeğinde bulunmaktadır. Tek problem, çerez olarak alındığında prostatı destekleyecek bileşen miktarının yeteri miktarda alınıp alınamıyacağı hususudur.

Kabak çekirdeğindeki karotenoidler ve omega 3 yağlarının potansiyel prostat faydaları üzerinde çalışmalar yapılmaktadır. Diyetlerinde daha yüksek karotenoid bulunan erkeklerin BPH için daha az risk taşıdıkları bu çalışmalarda ortaya çıkmıştır.

Kabak çekirdeğinde Prostad fonksiyonunu pekiştirebilen ilave bir besin kaynağı da çinkodur. Bu sebeple çinko ve BPH arasındaki ilişki üzerinde araştırmalar sürdürülmektedir.

Erkeklerin Kemikleri için Koruyucudur

Daha yaşlı erkekler için kemik erimesi (osteoporotik) büyük önem taşımaktadır. 50 yaşın üzerinde 8 erkekten birinde kemik erimesine rastlanmaktadır. 45-92 yaş arasına değişen yaşlarda 400 erkek üzerinde yapılan bir(American Journal of Clinical Nutrition) çalışmada düşük çinkolu diyetle, düşük kan seviyesi ile osteoporosis arasında bir korolasyon olduğu tesbit edilmiştir. Kabak çekirdeği gibi çinko bakımından zengin bir diyetin prostad sağlığına yaptığı katkıya ek olarak kemik yoğunluğunun iyileştirilmesine de katkı sağlar

Mafsal İltihaplarında(artrit) Anti-enflamatuar Yararları Vardır

Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalarda kabak çekirdeği eklenmiş diyetlerin uygulanması sonucunda enflamantuar semptomları düşürmede etkili olduğu belirlenmiştir

Sağlığa yararlı minerallerin, Protein ve Mono doymamış yağların Zengin bir Kaynağıdır

¼ bardak dolusu kabak çekirdeği almakla günlük magnezyum diyetinin %46.1’ ini, günlük demir diyetinin %28.7’sini, günlük manganez diyetinin %52’sini, günlük bakır diyetinin %24’ünü, günlük protein diyetini %16.9’unu, günlük çinko diyetinin %17.1’ini sağlanmış olmaktadır.

Kabak Çekirdeğindeki Phytosterollerle Daha Düşük Kolestor

Phytosteroller, kolestrole çok benzeyen kimyasal yapıya sahip, bitkilerde bulunan bileşiklerdir. Diyette yeterli miktarda bulunduğunda, kolestrolun kan seviyesini düşürmekte, bağışıklık sistemini güçlendirmekte ve çeşitli kanserlerin riskini azaltmaktadır.

Monday, June 18, 2007

SOĞUK İÇECEKLERE ALTERNATİFLER

Uzmanlar, sıcak yaz günlerinde serinlemek ve vücudun sıvı-mineral dengesini korumak için meyan kökü, kuş burnu gibi bitkilerden evde yapılan soğuk içecekleri öneriyor.

Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Tıbbi ve Aromatik Bitkiler bölümünden Yrd. Doç. Dr. Yüksel Kan, yılın her döneminde kaynatılarak suyu içilen tıbbı ve aromatik bitkilerin, özellikle yaz döneminde tüketilmesinin mineral dengesi açısından çok yararlı olduğunu belirtti. Kan, yazın tüketilebilecek bu tür bitkilerin başında meyan kökü ve kuşburnunun geldiğini belirterek, bu bitkilerden sağlıklı soğuk içeceğin nasıl yapılacağını da şöyle anlattı: ''Aktarlardan alınabilen bu bitkileri belli miktar su içinde haşlıyoruz. Süzgeçten geçirdikten sonra elde ettiğimiz marmelatı 1'e 1 ya da 1'e 2 oranında suyla karıştırıp, buzdolabında soğumaya bırakıyoruz. Yani çok kısa sürede, basit bir şekilde kendimiz ve ailemiz için bol miktarda sağlıklı yaz içecekleri imal edebiliriz.''

MİNERAL TAKVİYESİ YAPIYOR

Meyan kökü ve kuş burnunun, yaz aylarında kolalı ve asitli içeceklerin doğal ve daha sağlıklı alternatifi olduğunu vurgulayan Yrd. Doç. Dr. Kan, şunları kaydetti: ''Tıbbi kökenli bu bitkilerdeki antioksidan maddeler, vücuttaki hastalık yapan patojenleri de etkisiz hale getiriyor. Bunun yanında bu bitkiler mineral deposu oldukları için yazın terlemeyle vücudun yoğun şekilde kaybettiği, ihtiyaç duyulan minerallerin geri alınmasını sağlar. Ayrıca selenyum gibi aktivite verici, vücut direncini artırıcı etki yapan maddeler de bu bitkilerden elde edilen içeceklerle vücuda alınmış olur.'' Kan, ''Vücut için gerekli mineralleri katkı maddeli içecekler yerine doğal yollardan almak daha doğrudur. Bu nedenle yaz aylarında tıbbı ve aromatik bitkilerden evde kolayca ve çok ucuza yapılabilecek soğuk içecekleri öneriyoruz'' diye konuştu.
Uzmanlar, sıcak yaz günlerinde serinlemek ve vücudun sıvı-mineral dengesini korumak için meyan kökü, kuş burnu gibi bitkilerden evde yapılan soğuk içecekleri öneriyor.

Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Tıbbi ve Aromatik Bitkiler bölümünden Yrd. Doç. Dr. Yüksel Kan, yılın her döneminde kaynatılarak suyu içilen tıbbı ve aromatik bitkilerin, özellikle yaz döneminde tüketilmesinin mineral dengesi açısından çok yararlı olduğunu belirtti. Kan, yazın tüketilebilecek bu tür bitkilerin başında meyan kökü ve kuşburnunun geldiğini belirterek, bu bitkilerden sağlıklı soğuk içeceğin nasıl yapılacağını da şöyle anlattı: ''Aktarlardan alınabilen bu bitkileri belli miktar su içinde haşlıyoruz. Süzgeçten geçirdikten sonra elde ettiğimiz marmelatı 1'e 1 ya da 1'e 2 oranında suyla karıştırıp, buzdolabında soğumaya bırakıyoruz. Yani çok kısa sürede, basit bir şekilde kendimiz ve ailemiz için bol miktarda sağlıklı yaz içecekleri imal edebiliriz.''

MİNERAL TAKVİYESİ YAPIYOR

Meyan kökü ve kuş burnunun, yaz aylarında kolalı ve asitli içeceklerin doğal ve daha sağlıklı alternatifi olduğunu vurgulayan Yrd. Doç. Dr. Kan, şunları kaydetti: ''Tıbbi kökenli bu bitkilerdeki antioksidan maddeler, vücuttaki hastalık yapan patojenleri de etkisiz hale getiriyor. Bunun yanında bu bitkiler mineral deposu oldukları için yazın terlemeyle vücudun yoğun şekilde kaybettiği, ihtiyaç duyulan minerallerin geri alınmasını sağlar. Ayrıca selenyum gibi aktivite verici, vücut direncini artırıcı etki yapan maddeler de bu bitkilerden elde edilen içeceklerle vücuda alınmış olur.'' Kan, ''Vücut için gerekli mineralleri katkı maddeli içecekler yerine doğal yollardan almak daha doğrudur. Bu nedenle yaz aylarında tıbbı ve aromatik bitkilerden evde kolayca ve çok ucuza yapılabilecek soğuk içecekleri öneriyoruz'' diye konuştu.

Thursday, June 14, 2007

DİKKAT TOPLAYABİLMEK VE YARATICILIK İÇİN

KARİDES: Beyin besinidir. Vücuda önemli omega 3 yağ asitleri sağlar. Dikkat verme süresini daha uzatır.

SOĞAN: Aşırı yıpranmaya, fiziksel yorgunluğa karşı. Kanı sulandırır, beyin oksijeni daha iyi alır.

CEVİZ, FINDIK, FISTIK: Konferanslarda, konserlerde, uzun araba yolculuklarında, sinirleri kuvvetlendirirken, beyindeki haber alma maddelerinin oluşumunu hareketlendirirler.

YARATICILIK

ZENCEFİL: İçerdiği maddeler beynin yeni fikirler üretmesini sağlar. Kan sulandığı için vücutta daha serbest akar, beyin oksijenle beslenir.

KİMYON: İnsanın aklına birden bir fikir getirtir. İçerdiği uçucu yağlar bütün sinir sistemini uyarır, ancak yaratıcı düşünce şartıyla. Aniden bir fikre, bir buluşa ihtiyacı olan kimyon çayı içmelidir (bir fincana iki tatlı kaşığı dolusu kimyonla).

STRESTEN KORUNMAK İÇİN

SİNİR BESİNLERİ

Önemli anti-stres maddeleri mineral olarak kalsiyum (süt ürünlerinde, yeşil sebzelerde) ve magnezyumdur (kepek, çavdar, baklagiller, bal kabağı ve ayçiçeği çekirdeği). B vitaminleri grubu aynı zamanda sinir vitaminleri olarak adlandırılır. B vitaminleri ette, balıkta, kepek çavdar ürünlerinde ve koyu yeşil sebzelerde bulunur. Şunu da aklınızdan çıkarmamalısınız; stres vitaminlere ve minerallere olan ihtiyacı arttırır. Bunun stratejisi şudur: bol miktarda antioksidan vitaminler, yani C, E, beta-karotin vitaminleri ve selen. Pratik olarak bunun anlamı: Günde beş kere ufak porsiyonlar halinde meyve veya sebze, her gün zeytinyağı soslu salata ve yulaf ezmesi veya kepek ya da çavdar ekmeği yemektir. Selen kepek ve çavdarın dışında balıkta da bulunur.

Monday, June 11, 2007

KİRAZ SUYU

Cilt kırışıklığı ve sivilceye karşı kiraz suyu

Kiraz; ürik asit ve ürat tuzlarının vücuttan atılmasını sağladığından, romatizma ve gut hastalıklarıyla eklem kireçlenmesi ve damar sertliğinin tedavisinde kullanılıyor. Uzmanlar, kirazın diğer yararlarını ise şöyle sıralıyor:


Cilt kırışıklığı ve sivilceye karşı kiraz suyu

İdrar söktürücü özelliği ile böbreklerin dostu olan yaz meyvesi kiraz, vücutta biriken zehirli maddelerin karaciğer ve böbrek yoluyla dışarıya atılmasını sağlıyor. Bu sayede kiraz; ürik asit ve ürat tuzlarının vücuttan atılmasını sağladığından, romatizma ve gut hastalıklarıyla eklem kireçlenmesi ve damar sertliğinin tedavisinde kullanılıyor.

Uzmanlar, kirazın diğer yararlarını ise şöyle sıralıyor:

Kirazın önemli özelliklerinden biri kabızlık giderici olması. Özellikle bayat yenilen yemeklerin, pastırma ve sucuk gibi gıdaların zararlarını önlüyor, aynı zamanda kandaki zararlı maddelerin vücuttan atılmasını ve kanın temizlenmesini, yüzde oluşan sivilcelerin geçmesini sağlıyor.

Kiraz suyunun yüz ve boyun kısımlarına sürülmesi, derideki birtakım kırışıklıkları önlüyor ve gideriyor. Karaciğerin dostu olan kiraz, hastalıklar sonucunda fazla ilaç tüketimi; nikotinin vücuttan atılamaması ve zehirlenmeler sonucu zorlanan karaciğerin yükünü hafifleterek iyileşmesine yardım ediyor.

İçeriğindeki bol fosforla sinirleri kuvvetlendirerek sakinlik veriyor.

(Sabah)

Saturday, May 26, 2007

KEMİK

Kemik için Şifalı Bitkiler

brokoli
Kansere karşı bizi koruyan ve ömrümüzü uzatan müthiş bir sebze. Çok miktarda kalsiyum içerdiği için kemik erimesine birebir. Mineral ve demir eksikliğini gideren brokoli, vitamin deposudur. Brokoli tutkunlarında ender olarak bağırsak ve akciğer kanseri görülür, kalp dolaşım hastalıklarına da pek fazla rastlanmaz. Kadınlarda göğüs kanserini önler. Göğüs kanserine ve spinabifida hastalığına karşı etkili. Brokoli bol miktarda, göğüs kanseri riskini azaltan 'indole' adlı bir madde içeriyor. İndole, göğüs kanserine neden olan östrojen bozukluklarını engelliyor. Ayrıca brokolinin diğer bir özelliği de, spinabifida hastalığını (doğuştan belkemiğinde son omurun kapanmamış olması) önlemesi.

karpuz
Vücuttaki toksinleri temizler ve böbrekteki kumları eriterek sıhhat ve zindelik kazandırır. Ayrıca kemik gelişimine de yardımcı olur.

marul
kemik erimesine karşı etkili. Sütten bile daha fazla kalsiyum içeren bu sebze, kemikleri güçlendirmesi açısından bir numara. 100 gramında, küçük bir bardak sütün içinde bulunan kalsiyumdan daha fazlasına sahip. Bu miktar günlük kalsiyum ihtiyacının dörtte birine tekabül ediyor.
kaynak

Thursday, May 24, 2007

Ömrü Uzatan 7 GIDA




ABD Kanser Araştırma Enstitüsü vücudu koruyan besinler listesini açıkladı.


Amerikan Kanser Araştırmaları Enstitüsü (AICR), 2007’ye sağlıklı bir başlangıç yapmanız için, vücudu kanser, kalp krizi, Alzheimer ve diyabet gibi ciddi rahatsızlıklara karşı koruyan besinlerin listesini açıkladı.

Kalbi koruyor

BADEM: Her gün, bir çay fincanın yarısını dolduracak miktarda, yani 30 gram badem yemeyi ihmal etmeyin. Omega-3 asitli yağları açısından oldukça zengin bir besin olan badem, kandaki kötü kolesterol (LDL) oranını yüzde 4.4 oranında düşürüyor. Badem böylece damar tıkanıklıklarını önleyerek, dolaşım sisteminin düzenli olarak çalışmasını sağlıyor; kalbi koruyor.

Diyabeti önlüyor

KAHVE: Günde iki fincan kahve, özellikle orta yaşlardan sonra görülen Parkinson ve Tip-2 diyabete karşı vücudu koruyor. Kahvede bulunan kafein maddesi, diyabete yakalanma riskini yüzde 35 azaltıyor. Ayrıca ağrı kesici özelliği de bulunuyor. Ancak kahveyi mutlaka kalsiyum deposu olan sütle için. Böylece kafeinin kemikleri zayıflatmasını engellemiş olursunuz.

Sinirleri rahatlatıyor

TARÇIN: Her yemekten sonra içinde bir miktar tarçın bulunan bir tatlı yemeyi unutmayın. Tatlı yemek istemiyorsanız, küçük bir çay kaşığı dolusu tarçını doğrudan suya ekleyerek içebilirsiniz. Tarçın kan şekerini düzenliyor, ayrıca sinir sistemini rahatlatıyor. Öte yandan köri baharatının içinde bulunan Tumerik adlı maddenin eklem iltihabını ve romatizmayı önlediğini unutmayın.

Patatesi haşlayın

PATATES: Antioksidanlar yönünden çok zengin. Amerikan Tarım Dairesi'ne göre en yararlı 100 besinler arasında 17. sırada yer alıyor. Akciğer kanseri, diyabet ve kalp krizine karşı koruyor. Ancak patatesi kızartmak yerine, yağsız bir şekilde haşladıktan veya fırında pişirdikten sonra yemeyi tercih edin.

Kaslar için faydalı

SEBZE ÇORBASI: Doyurucu ancak kalorisiz bir yiyecek olduğu için özellikle kilo vermek isteyenlerin bir numaralı tercihi. Ayrıca, özellikle sebze çorbası sodyum bakımından zengin. Bir kase sebze çorbasında 500 miligram sodyum bulunuyor. Sodyum, sinir sistemi ve kasların düzenli olarak çalışmasını sağlıyor. Ayrıca vücuttaki sıvı miktarının dengesini düzenliyor. Ancak günde 1500 miligramdan fazla sodyum tansiyon ve kalp rahatsızlıkları konusunda tam bir ters etki yaratıyor.

Kansere karşı birebir

ZEYTİNYAĞI: Zeytinyağı kanser riskini azaltıyor. Günde 25 ml. zeytinyağı
alanların idrarlarında, hücrelere zarar veren “8oxodG” adlı maddenin seviyesinin azaldığını ortaya çıkardı. Zeytinyağı kanserin yanı sıra iyi kolesterol (HDL) oranın artmasını sağlayarak kalbi koruyor, 1 çorba kaşığı zeytin yağında 120 kalori bulunuyor. Bu nedenle günde 6 çorba kaşığını geçmeyin.

Kanseri engelliyor

ÇAY: Siyah veya yeşil olsun, çayın her türü kanser riskinin azaltılmasında etkili bir rol oynuyor. Çay, kadınlarda rahim kanserine yakalanma riskini yüzde 50 azaltıyor. Göğüs kanseri içinse bu oran yüzde 60'a kadar çıkıyor. Çay ayrıca Alzheimer ve kalp krizine karşı vücudu koruyor.

YAZAN : Seda Duygu AYGÜN
Bizim Gazete

HALSİZLİK VE YORGUNLUK

Halsizlik ve yorgunluğun nedenleri

İnsanı yorgun düşüren 11 enerji düşmanı Cep telefonu, flüoresan ışık, küf gibi etkenler enerjimizden çalıyorlar. Bilim adamları, kronik yorgunluk ile tüm bu etkenler arasında şaşılacak bağlantılar olduğunu tespit ettiler.
1- Derin uykuda bizi rahatsız edenler
Gürültü stres yaşatır ve stres tansiyonu yükseltir. Sonuçta sürekli halsiz ve uykulu oluruz. Bunun için size önerimiz, yatak odanızdan saat gibi ses çıkarabilecek tüm eşyaları kaldırmanız olacaktır.
2- Kahve ve çay
6 fincandan sonrası zarar! Kafein uyarıcı etki yapar, yani beyne daha fazla enerji emri verir. Günde 3 fincan kadar çay veya kahve içersek, bu canlandırıcı özellikten iyi şekilde faydalanırız. Fakat miktar ikiye katlanırsa, kafein ve tein, vücudumuzdaki demiri emer. Bu durumda beyin ve kalbe yeterli oranda oksijen gitmez. Sonuçta kendimizi çok yorgun hissederiz.
3- Karbonhidrat uyku hapı etkisi yapar
Tüm karbonhidratlar, aç karnına yenildiği zaman ağırlık yapar. Siz siz olun, aç karnına bu besinleri tüketmemeye özen gösterin.
4- Su eksilirse dikkatiniz de dağılır
Her gün yaklaşık 8 bardak su içmemiz gerekiyor, yoksa hissedilir bir biçimde enerji boşluğuna düşeriz. En iyisi, her saat başı içine biraz limon suyu sıkılmış bir bardak su içmektir.
5- Cep telefonu hipnozdan beter
20 dakikadan uzun telefon görüşmelerinin uyku hipnozu gibi bir etki yaptığı ortaya çıktı. Dolayısıyla, uzun süreli ve sık olarak telefonla konuşmak bizi yorar.
6- Duş alırken
Suyun sıcaklığı vücut sıcaklığının çok üzerindeyse bünyemiz uyku getiren hormonları fazlasıyla salgılamaya başlar. Akşamları iyi uyumak için sıcakla, sabahları enerji depolamak için ılık suyla yıkanın!
7- Bazı besinlere karşı dayanıksız olabilirsiniz
Her şeyi doğru yaptığınız halde zinde değilseniz, "çölyak" hastası olabilirsiniz. Bu bünyenizin tahıl nişastalarını işleyememesi anlamına gelir. Baş ağrısı ve yorgunluktan şikayet eden bu kişilerin buğday, arpa gibi tahıllardan uzak durması gerekir.
8- Kola bünyeyi aside boğar
Az harekete bir de aşırı kola, çay ve et tüketimi eklenirse, bünyede aşırı asit meydana gelir. Sonuçta da dolaşım bozuklukları, migren, bağışıklık sisteminin zayıflaması gibi rahatsızlıklar yaşanır.
9- Gürültü de yorar
Uzun süreli gürültüye maruz kalan insanların enerjisi tükeniyor. Bağıra çağıra konuşan insanların arasında olmak bile insanı yormaya yetiyor.
10- Flüoresan ışığı kronik esnemeye neden olur
Flüoresan ışık, öğrenme ve konsantrasyon yetimizi yüzde 60 oranında düşürür. Gün içinde saatlerce bu ışığa maruz kalan birinin bağışıklık sisteminin zayıfladığı ispatlandı. Bu da kronik yorgunluğa neden olabilir.
11- Küften uzak durmalı
Bulunduğunuz ortam yeterince havalanmıyorsa küf oluşabilir. Bünye, küfe tıpkı mikroplarda olduğu gibi karşılık verir, bununla mücadele eder. Bu da açıklanamayan sürekli yorgunluğa neden olabilir.

Bahar yorgunluğu için öneriler
Baharla birlikte gelen enfeksiyonel hastalıklar başta grip olmak üzere etkisini gösteren bulaşıcı hastalıkların başında yer almaktadır. Diyetimize yeterli C vitamini kaynakları ile hem hastalıklara yakalanma riskinden uzak hem de eğer yakalanmış isek de hafif şekilde atlatmış oluruz. Bunu da en başta içebileceğimiz kuşburnu çaylarından, turunçgillerden, domates, maydanoz, soğan, kabak ve birçok sebzeden alabiliriz.
- Bahar aylarında vücutta oluşabilecek pul pul dökülmelerin oluşmaması için ise en iyi kaynak A vitaminidir. A vitamininden zengin kaynaklarından bir örüntüyü diyetimize uyarlamak gerekir. Bunu da süt, domates, turuncu ve sarı renkli tüm sebze ve meyveler, balık tüketerek sağlayabiliriz.
- Öğünlerimizde gerek salatalarımıza gerek sebze ve zeytinyağlı yemeklere koyacağımız zeytinyağının içeriğindeki yağ asitleri sayesinde hem bağışıklık sistemimizi arttırmış hem de lezzetli ve enerji içeriği yüksek şekilde beslenmiş oluruz.
- Özellikle havaların ısınması ile vücut yüzey ısımızın artmakta ve sıvı ihtiyacımız da daha çok oluşmaktadır. Bu nedenle bayanların 10 su bardağı erkeklerin 14 su bardağı su içmesi gerekmektedir.

Çölyak nedir?
Çölyak, genetik kökenli bir ince bağırsak alerjisi. Bu alerji buğday, arpa, yulaf ve çavdar gibi tahıllarda bulunan ve günümüzde pek çok gıdada (bisküvi, reçel gibi) kıvam verici madde olarak kullanılan, gluten adlı proteine karşı ince bağırsağın ömür boyu süren bir hassasiyet göstermesinden kaynaklanıyor. Yediğimiz her yiyecek yemek borusundan mideye, mideden ince bağırsağa, oradan da kalın bağırsağa gider. Midede hazmedildikten sonra sağlığımız için gerekli olan tüm besin maddeleri ince bağırsakta bulunan villus çıkıntıları sayesinde emilerek kana karışır. Villuslar olmadan vücut hiçbir besin maddesini ememez. Çölyak hastalarında gluten maddesi villusları yok ettiği için vücut gerekli olan besin maddelerini alamaz. Bu durumda bağışıklık sistemi bozulur ve çölyak hastalığı ortaya çıkar.

Belirtileri neler?
Çölyak, çocukluk, ergenlik veya yetişkin yaşlarda görülebiliyor. Bebeklik çağında glutenli yiyecekler yenilmeye başladıktan sonra kusma, ishal, karın şişkinliği, iştahsızlık, huysuzluk, kilo alamama, büyümede gerilik ve boy uzamasında yavaşlama gibi tipik belirtilerle ortaya çıkıyor. Bazen hamilelik veya bir ameliyat sonrası, viral enfeksiyon ya da şiddetli duygusal stres sonucunda ortaya çıkarak kişiye göre değişik belirtiler verebiliyor. Nedeni bilinmeyen ve ağızdan alınan demir takviyesiyle düzelmeyen kansızlık, şiddetli ishal ve karın ağrısı, sinirlilik, bir türlü geçmeyen gastrit benzeri şişkinlik, kısırlık, sık düşük yapma eğilimi, kemik ve eklem ağrıları, kollarda ve bacaklarda uyuşma, geçmeyen ağız içi yaraları gibi.

Teşhisi
Teşhisi en zor olan hastalıklardan biri, çölyak. Çünkü hastalığın belirtileri diğer hastalıkların belirtileriyle aynı olabiliyor. Böylece başka hastalıklarla karıştırılabiliyor. Kesin tanı için özel kan tahlilleri (AGA ve EMA) ve deneyimli bir gastroenterolog tarafından ince bağırsak biyopsisi yapılmalı. Biyopsi için üniversite hastanelerinin gastroenteroloji kliniklerine başvurmak gerekiyor. Genetik bir hastalık olduğu için ailesinde çölyak vakası olanların şikayeti olmasa da mutlaka doktora başvurmaları ve gerekli kontrolleri yaptırmaları gerekiyor.

Tedavisi
Tanı konulduktan sonraki aşamada uyulması gereken tek tedavi yöntemi ömür boyu glutensiz diyet uygulamak. Diyet uygulanmaya başladıktan kısa bir süre sonra villuslar hiç zarar görmemiş gibi çalışmaya devam ediyor ve şikâyetler ortadan kalkıyor. Bu nedenle glutenli gıdaları kesinlikle tüketmemek gerekiyor.

Doğal tedavi
Karaağaç ve kavunağacı bitkisinin çayları yararlı olabilir. 1 tutam bitki sıcak suda 5 dakika bekletilip süzülür. Balla tatlandırılıp sıcak veya ılık olarak günde 1-2 fincan içilebilir.

Milli Gazete

Monday, May 7, 2007

KANSER BELİRTİLERİ


Tarama testleri karmaşıklık ve mahiyet açısından değişiklikler gösterir. En yaygın bir şekilde kullanılan testlerin çoğu yüksek risk altındaki kişilerde sık görülen kanser biçimlerini bulacak şekilde tasarlanmıştır. Kanser tarama testleri pratik olmalıdır. Yapılan test, kanseri, tamamen iyileşme şansının hâlâ yüksek olacağı şekilde erken belirlemelidir.

Emniyet de önemli bir konudur. Test başlı başına tehlikeli bir sağlık riskini yaratmamalıdır. Bundan yirmi yıl önce meme kanserini belirlemek için kullanılan mamografı işlemi, gövdeyi oldukça yüksek radyasyona maruz bırakıyordu ve kanserin gelişmesinde başlı başına bir faktör oluyordu. Ancak bugün mamografi ile kadınlar yalnızca küçük miktarlarda radyasyona maruz kalmakta, böylelikle muayene daha emniyetle olmaktadır.

Kanser için periyodik tarama testleri tüm kanser vakalarında ve çeşitlerinde aynı önleyici değere sahip değildir, örneğin akciğer kanserinde, özellikle eğer sigara içiyorsanız, ara sıra göğüs röntgeninin çekilmesi veya balgam tahlili, yaşamınızı sürdürme şansını belirgin bir şekilde artırmayacaktır. Erken dönemde test etme hâlâ önemli olmasına rağmen, akciğer kanserinde yaşama oranı hâlâ yüzde 15 in altındadır. Sonuç olarak, eğer sigara içiyorsanız veya evinizde veya işyerinizde kimyasal maddelere maruz kalıyorsanız, akciğer kanserinin taranması konusunda öğütlerini almak için doktorunuza başvurunuz. Ancak hastalığın belirtilerini gözlemekten daha önemli olan bir şey, potansiyel karsinojenlere (kansere neden olan maddelere) maruz kalmanızı azaltacak her şeyi denemektir. Sigarayı bırakmak böylesi stratejilerden biridir.

Diğer kanserler yaşama oranı belirgin bir şekilde artacak kadar erken teşhis edilebilir. Aşağıda belirtilen kanser tarama testleri, Amerikan Kanser Derneği tarafından önerilen kanser önleme programının bir parçasıdır.

Meme Kanseri

Uyarıcı Belirtiler: Memede herhangi bir sertlik veya kitle, veya meme uçlarından gelen akıntı veya kan.

Kanser Riski Faktörleri: Meme kanseri genellikle elli yaşın üzerinde olan kadınlarda; hiç çocuğu olmamış kadınlarda, ilk çocuklarını otuz yaşından sonra doğuran kadınlarda, hiç emzirmemiş olan kadınlarda, ideal ağırlıklarının yüzde 40 üzerinde olan kadınlar ile cinsel olgunluğa gecikmiş olarak gelen veya gecikmiş menapozu olan kadınlarda ve ailesinde (anne veya kızkardeşlerde) menapoz öncesi meme kanseri olayı olan kadınlarda ortaya çıkar.

Check-up Kuralları: Her kadın ayda bir defa göğüslerini dikkatlice muayene etmelidir.

Buna ek olarak yirmi ile kırk yaş arasında olan kadınların her üç yılda bir göğüslerini bir hekime muayene ettirmesi gerekir. Kırk yaşın üzerinde olan kadınların bu muayeneyi her yıl yaptırması gerekir. Eğer kırk yaşın altındaysa-nız, ailenin geçmişinde göğüs kanseri yoksa yüksek risk gruplarından birine girmiyorsunuz demektir ve mamografinin alınmasına gerek duyulmayabilir. Eğer kırk ile kırkdokuz yaşlan arasında iseniz, herhangi bir belirti veya kitle yoksa ve ailenizde göğüs kanseri geçiren biri yoksa yalnızca basit bir mammogram yaptırın. Elli yaşından sonra mammogramı her yıl yaptırın. Eğer ailenizde göğüs kanseri varsa, yaşınıza aldırmaksızın her yıl bir mammogram yaptırın.

Testis Kanseri

Uyarıcı Belirtilen Teslislerde herhangi bir kitle veya boyutlarında değişiklik.

Kanser Riski Faktörleri: Yaşlı erkeklerden daha çok genç erkeklerde ortaya çıkar (kırk yaşından sonra fazla görülmez); normal yerine inmemiş testisler.

Check-up Kuralları: ilk gençlik yıllarının son dönemlerinden başlayarak tüm yaştaki erkekler her ay teslislerini muayene etmelidirler.

Kolorektal (Kalın Bağırsak ve Rektum) Kanser

Uyarıcı Belirtilen Herhangi bir rektal (makattan gelen) kanama veya dışkılama alışkanlıklarında uzun dönemli değişiklik.

Kanser Riski Faktörleri: Aile üyelerinden birinde geçmişte kolorektal polip (iyi huylu tü-moral oluşum) veya kolorektal kanser veya kronik ülserleşmiş kolit olması.

Check-up Kuralları: Kırk yaşın üzerinde olan kadın ve erkeklerin her yıl dijital (parmakla) rektal muayeneden geçmesi gerekir. Bundan öte elli yaşın üzerinde olan erkek ve kadınların en azından iki yılda bir sigmoidoskopik muayeneden geçmesi (sigmoidoskop ile kolon içinin muayenesi) ve her yıl kan bulunup, bulunmadığının kontrolü için feces (dışkı) testini yaptırması gerekir.

Akciğer Kanseri

Uyarıcı işaretlen Rahatsız eden bir öksürük, öksürürken kan gelmesi ve akciğer iltihabı veya bronşit nöbetleri; göğüste ağrı.

Kanser Riski Faktörleri: Çok sigara içmek ve özellikle astbest olmak üzere çevre kirletici maddelere maruz kalmak.

Check-up Kuralları: Kırk yaşın üzerinde olan herkesin bir göğüs röntgeni çektirmesi gerekir. Bunu takip eden göğüs röntgenleri doktorunuzun kişisel kararına göre yapılacaktır.

Servikal (Rahim Boynu) Kanser

Uyarıcı Belirtiler: Anormal vajinal kanama.

Kanser Riski Faktörleri: Genital (Cinsel) bölgelerde kabarcıklar oluşturan deri iltihaplan veya genital siğil enfeksiyonları-, ergenlik çağına geldikten kısa bir süre sonra cinsel ilişkiye girme veya çok fazla cinsel ilişki partnerinin olması.

Check-up Kuralları: Onsekiz yaşına gelen kadınların veya seksüel olarak aktif olanların her yıl Pap testi yaptırması ve pelvik muayeneden geçmesi gerekir. Birbirini takip eden üç veya daha fazla normal sonuç veren yıllık muayenenin ardından doktorunuz Pap testinin daha az aralıklarla yapılmasına karar verebilir.

Endometrium (Rahim iç zarı) Kanseri

Uyarıcı Belirtiler: Anormal vajinal kanama.

Kanser Riski Faktörleri: Geçmişte kısırlık olması veya yumurtlama olmaması; menapozun geç başlaması veya uzun süreli östrojen tedavisi, vücutta aşırı yağlanma; çok fazla sigara içmek.

Check-up Kuralları: Menapoza geldikten sonra geçmişinde kısırlık, aşırı şişmanlık, yfmurtlayamama, anormal rahim kanaması veya östrojen tedavisi olan kadınların endo-metriyal biyopsi yaptırmaları gerekir.

İdrar Yolu ve Mesane Kanseri

Uyarıcı işaretler: idrarda kan; sırt ağrısı; kilo ve iştah kaybı, sürekli ateş; anemi (kansızlık).

Kanser Riski faktörleri: Elli yaşın üzerinde olan erkeklerde-, çok fazla sigara içenlerde, geçmişte kronik idrar yolu enfeksiyonlarından rahatsız olanlarda daha fazla görülür.

Check-up Kuralları: Komple fiziki muayeneniz sırasında yapılan rutin idrar tahlilleri idrarınızda kan olup olmadığını (hemıtüri) gösterecektir. Eğer hematüri bulunursa, doktorunuz anormal bir doku da bulursa, biyopsi de dahil olmak üzere sistoskopik bir muayene yapabilir. Doktorunuz bir böbrek filmi de isteyebilir.

Ağız Kanseri

Uyarıcı işaretler: Ağzınızın renginde herhangi bir değişiklik veya ağzınızda iyileşmeyen herhangi bir yara.

Kanser Riski Faktörleri: Genellikle kırkbeş yaşın üstünde erkeklerde, çok fazla sigara içenlerde ve özellikle çok fazla alkol kullanımı ile birlikte dumansız tütün kullananlarda (tütün çiğneyenlerde) daha fazla görülür.

Check-up Kuralları: Eğer iyileşmeyen bir yara varsa doktorunuza veya diş hekiminize başvurun.

Gırtlak Kanseri

Uyarıcı Belirtiler: Boğuk seslilik.

Kanser Riski Faktörleri: Çok fazla sigara içmek, eğer fazla miktarda alkol kullanımı ile birlikte oluyorsa.

Check-up Kuralları: Konuşma özelliğinizde herhangi bir değişiklik olması durumunda bir boğaz uzmanı tarafından yapılan muayene veya eğer çok fazla sigara içiyorsanız yıllık muayene.

Prostat Kanseri

Uyarıcı Belirtilen idrara çıkmada zorluk; sırtın alt kısmında sürekli bir ağrı, pelvis veya kasıkların üst kısmında sürekli ağri; idrarda kan.

Kanser Riski Faktörleri-. Yetmiş yaşın üzerinde olan erkeklerde daha fazla görülür.

Check-up Kuralları: Eğer kırk yaşın üzerinde iseniz, periyodik tıbbi muayeneniz sırasında bir dijital (parmakla) rektal muayeneden de geçmeniz gerekir.

Cilt Kanseri

Uyarıcı Belirtilen Düzensiz sınırları olan küçük bir lezyon (yara, bere) ve vücutta veya kol ve bacaklarda kırmızı, beyaz, mavi veya mavi-siyah lekeler; cildin herhangi bir yerinde rengi inci beyazından siyaha kadar değişen yumru veya lezyonlar; avuç içi, ayak tabanı, el ve ayak parmaklarının uç kısımlarında koyu renkli lezyonlar; güneşe maruz kalmış cilt üzerinde daha koyu renkli beneklerle birlikte geniş kah-verengimsi lekeler; cildin herhangi bir yerinde kırmızımsı mor lekeler; ayak parmakları veya bacakta mor-kahverengi veya koyu mavi no-düller; yüz, kulak veya boyunda inci gibi veya mumlu gibi yumru veya şişler-, göğüs veya sırtta düz, ten rengi veya kahverengi yara izine benzer lezyonlar; yüz, kulaklar, boyun, eller veya kollarda pullu veya kabukla kaplı yüzeyi olan düz lezyon veya kırmızı nodul; herhangi bir bende görülen değişiklik veya iyileşmeyen bir yara.

Kanser Riski Faktörleri: Kadın ve erkeklerde kızıl saç, açık cilt rengi veya gözlerin mavi olması; çocuklukta ciddi güneş yanığı olması; ailenin geçmişinde doğum lekeleri veya benler (displastik nevüs doğumda mevcut ben oluşumu sendromu.)

Check-up Kuralları: Eğer yukarıda sıralanan uyarıcı belirtilere sahip herhangi bir cilt lezyo-nunuz varsa doktorunuza danışınız.
KAYNAK

KENE

Kene ile mücadele sürüyor

Tarım İl Müdürlüğü ekipleri, beldedeki hayvan ve ahırları da keneye karşı ilaçladı. Merkeze bağlı Güryıldız beldesi İlköğretim Okulu bahçesinde düzenlenen programda konuşan Tokat Tarım İl Müdürü Yaşar Kavak, Tokat'ın keneyle mücadelede çok başarılı olduğunu belirtti. Kavak, ''Bu hastalıkla ilgili çalışmalar yapıyoruz. İlimizin tarım potansiyeli var, kentin sadece kene ile gündeme gelmesini istemiyoruz'' diye konuştu. Veteriner Hekim Mehmet Demir ise, kenenin nisan ve mayıs aylarında yaygın biçimde görülmeye başladığını, ekim ve kasım aylarına kadar devam ettiğini belirterek, ''Bu aylarda ahırlarımızda temizlik ve ilaçlama yapmalıyız'' dedi. Sağlık İl Müdürü Hüseyin Uçar da, kenenin vücutta gezmesi durumunda bunun illaki hastalık olacak anlamına gelmediğini kaydetti. Konuşmaların ardından, okul bahçesine bağlanan büyükbaş hayvanlar veteriner hekimler tarafından ilaçlandı. Beldedeki ahırlarda da ekiplerce ilaçlama çalışması yapıldı. Programa Vali Yardımcısı Ahmet Turgay İmamgiller, vatandaşlar ve öğrenciler katıldı.
kaynak

Thursday, May 3, 2007

KABIZLIK

Kabızlığa karşı en etkili bitkiler simameki ve ketendir, fakat akut kabızlığa karşı sinameki vede kronik kabızlığa karşı ise keten daha etkilidir. Bu iki bitkininde etkisi üni. kliniklerinde yapılan araştırmalarla ispatlanmıştır.
KAYNAK

Tuesday, May 1, 2007

KURUYEMİŞLER


Fındık, fıstık, ceviz, badem, kabak çekirdeği gibi kabuklu
yemişlerin, başta kalp sağlığı olmak üzere birçok rahatsızlık için
birebir olduğu belirlendi. ABD’li bilim adamları 10 yıl boyunca tam
86 bin kişi üzerinde gerçekleştirdikleri bir araştırma ile
kuruyemişlerin birçok hastalığa iyi geldiğini kanıtladı.
Beslenme ve yaşama tarzına özen göstermeyenlerin bile kabuklu yemiş
yiyerek kalp hastalıklarına yakalanma riskini yüzde 40 oranında
düşürebildiği tespit edildi. Kabuklu kuruyemişlerin faydaları
bununla da bitmiyor.

Kuruyemişlerin faydaları ‘www.samsuneczaciodasi.org.tr’ internet
sitesinde şöyle sıralanıyor:
Badem: Kuru ciltlerin yağlanmasını sağlar. Bedeni ve zihni
yorgunluğu giderir. Baş ağrısı, karaciğer ve böbrek ağrılarını
hafifletir. Hamilelerin zayıf düşmemesini sağlar. Sütle birlikte
yenirse mideyi kuvvetlendirir. Kabızlığı giderir. Nekahet devresini
kısaltır. Böbrek, mesane ve tenasül yollarındaki iltihapları
giderir. Bronşit, boğaz ağrısı, anjin, boğaz yanması ve akciğer
hastalıklarında faydalıdır. Egzama ve kaşıntıların verdiği
rahatsızlıkları azaltır. Böbrek ve mesane taşlarının düşürülmesine
yardım eder. Kulak ağrılarını dindirir. Yumurtayla karıştırılıp da,
basur memelerine sürülecek olursa, ağrı ve yanmaları ortadan
kaldırır.
Fıstık: İçeriğinde sabit yağ, sakaroz ve proteinli maddeler vardır.
Vücudun gelişmesini sağlar. Bedeni ve zihni gücü arttırır. Böbrek ve
safrakesesi ağrılarını hafifletir. Göğsü yumuşatır, öksürük söktürür.
Çamfıstığı: Bronşit ve kalp hastalıklarında faydalıdır. Ruhsal
sorunlara iyi gelir. Çam kozalaklarının içinden çıkarılır. Kuvvetli
bir besindir. Günde 2 çorba kaşığından (25 gram) fazla
yenilmemelidir. Verem ve akciğer hastalıklarının çabuk iyileşmesine
yardımcı olur. Ruhi çöküntüyü giderir.
Ceviz: Zekayı geliştirir. Yaprakları ve kabukları ile hazırlanan
ilaçlar kanı temizler, kansızlığı giderir. İshal ve dizanteriyi
keser. Verem ve şeker hastalığında hem besleyici, hem de tedavi
edicidir. Kadınlarda görülen beyaz akıntıyı keser. El ve ayak
donuklarında, deri çatlaklarında faydalıdır. Saç ve elleri boyamakta
da kullanılır. Çok kuvvetli bir besin olduğundan fazla yememek
gerekir.

Ceviz yağı, raşitizm ve sıracada faydalıdır. Kabızlığı giderir.
Bağırsak solucanlarını düşürür. Derinin yanmasını önler.
Fındık: Günde bir avuç dolusu fındık yiyenlerin kalp krizine daha az
yakalandığı araştırmalarla ortaya konuldu. Fındık ayrıca, bedeni ve
zihni yorgunluğu giderir. Vücuda kuvvet ve enerji verir. Nekahet
devresinin çabuk geçmesini sağlar. Cildi güzelleştirir. Hamilelere
de faydalıdır. Dövülmüş yenirse öksürüğü keser. Varise faydalıdır.
Fındık yağı, böbrek ağrılarına iyi gelir. Kum ve taşların
düşürülmesinde yardımcı olur. Bağırsak solucanlarını düşürür. Sarada
da faydalıdır.
Kabak çekirdeği: Mükemmel bir kurt ilacıdır. Çocuklara 10-15,
büyüklere 20-30 kabak çekirdeği verilir. Çekirdek kabuğu ile beraber
çok iyi çiğnenmelidir. Tenya solucanları için de kabak çekirdeği en
iyisidir. Sıkı bir perhiz ile 80-100 kabak çekirdeği kabuğu ile
birlikte, dört öğünde iyice çiğnenerek yenir. Bir saat sonra yarım
kaşık Hintyağı içilir.

Monday, April 30, 2007

1. ULUSLARARASI TIBBİ, AROMATİK VE BAHARAT BİTKİLERİ KONFERANSI


Bin tür bitki tedavi amaçlı kullanılıyor

Akdeniz Üniversitesi ve Uluslararası Bahçe Bitkileri Derneğince Talya Oteli'nde düzenlenen 1. Uluslararası Tıbbi, Aromatik ve Baharat Bitkileri Konferansı'', başladı.

Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakognozi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hüsnü Can Başer, gazetecilere yaptığı açıklamada, Türkiye'nin tıbbi ve aromatik florasının çok zengin ve çeşitli olduğunu söyledi.

Anadolu'da tıbbi aromatik bitkileri kullanma geleneğinin asırlar öncesine uzandığını belirten Prof. Dr. Başer, sentetik ilaçların her hastalığı doğru tedavi edememesi ve bazı ilaçların yan etkileri nedeniyle 1980 sonrasında gelişmiş ülkelerde bu bitkilerin tedavi amaçlı kullanımı için birçok araştırmanın başlatıldığını kaydetti. Dünya Sağlık Örgütü'nün araştırmasına göre, dünya nüfusunun yüzde 80'inin bitkilerle tedavi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Başer, halkın sıklıkla kullandığı kekik, salep, ıhlamur, nane ve ada çayının, hiçbir zararı bulunmayan yararlı bitkiler olduğunu söyledi.

-KEKİK VE IHLAMUR-

Prof. Dr. Başer, Türkiye'de herkesin evinde yaygın olarak bulunan kekiğin, mide rahatsızlıklarına iyi geldiğini söyledi. Kekiğin, birçok şekilde kullanıldığını ifade eden Prof. Dr. Başer, etlerle kullanıldığında, etin lezzetini artırmanın yanı sıra bakteri üremesini önlediğini belirtti.

Kekik yağının da yaraları iyileştirici özelliği bulunduğunu ve mikrop üremesini önlediğini vurgulayan Prof. Dr. Başer, yaralara kekik yağı sürülebileceğini ifade etti. Prof. Dr. Başer, kekiğin kolesterol ve şeker düşürücü olarak da halk arasında kullanıldığını, ancak bu yöndeki araştırmaların devam ettiğini bildirdi. Ihlamurun yaprağının değil çiçeğinin kullanılması gerektiğine işaret eden Prof. Dr. Başer, bu çiçeğin az kaynatılarak içilmesi durumunda sinirleri yatıştırdığını, orta derecede kaynatılırsa idrar sökücü özellik taşıdığını, çok kaynatıldığında ise solunum yollarını açtığını söyledi.

Salebin de öksürük kesici ve solunum yollarını açıcı özelliği olduğunu belirten Prof. Dr. Başer, ''Evinizden ıhlamuru, kekiği, naneyi, ada çayını eksik etmeyin. Bunlar hiçbir zararı olmayan yararlı bitkiler'' dedi. Bitkilerin bilinçsizce kullanılmaması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Başer, doğru kullanılmayan bitkilerin de yanlış kullanılan ilaçlar gibi zarar verdiğini kaydetti.

-KONGRE-

Tıbbi ve aromatik bitkilerin her türlü kullanımının konuşulacağı kongrenin başkanı AÜ Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kenan Turgut da Türkiye'de 10 bine yakın aromatik, tıbbi ve baharat bitkisi çeşidi bulunduğunu, bunlardan 2 bininin Antalya'da olduğunu söyledi. Tıp fakültelerinin tıbbi ve aromatik bitkilere sahip çıkması gerektiğini belirten Prof. Dr. Turgut, gelişmiş ülkelerde geleneksel tıp yöntemlerinin doktorlar tarafından uygulandığına dikkati çekti. Türkiye'de ilk kez tıbbi ve aromatik bitkilerle ilgili uluslararası kongre yapıldığını vurgulayan Prof. Dr. Turgut, 8 ülkeden 10 katılımcının toplam 19 bildiri sunacağını ifade etti. Kongre, 4 Mayıs Cuma günü sona erecek

(aa)



Sunday, April 29, 2007

KANTARON

Binbirdelik Otu ( Hypericum perforatum L .) tarla , yol ve orman kıyılarında , tepelerde ve çayırlardaBinbirdelik Otu Temmuz�dan Eylül�e kadar çiçeklenen ve ülkemizde , sarı kantaron , kanotu , kılıçotu , koyunkıran , kuzukıran , mayasılotu ve yaraotu gibi yöresel adlara da sahip olan şifalı bir bitkidir . Bitki 25-60 cm boyunda olup , çok dallıdır ve sapları ayrı olduğu halde bir şemsiye biçimindeki çiçekleri 5 parçalı , korolla altın sarısı renkli ve kenarları siyah renkli guddeli tüyler ile çevrilidir . Erkek organları çok adette ve 3 demet halinde bir araya toplanmıştır . Yapraklar ışığa karşı tutulduğunda , yağ guddeleri , parlak noktacıklar halinde kolaylıkla görülür . Bitkiye binbirdelik otu denmesi bu özellikten ileri gelmektedir . Yanılmamak için , tam olarak açmış bir çiçeği parmaklarınızın arasında ezdiğinizde , ondan kırmızı bir su aktığını göreceksiniz . Tanen ( tannin) , Binbirdelik Otu - Büyültmel için TIKLAYINIZ uçucu yağlar ( carophyllene , pinene , limonene , myrcene ), flavon türevleri ( flavonoids ; quercitrin , quercitin , rutin ), hipericin ( hypericin , pseudohypericin ), karoten ( carotene ), Vitamin C ve resin içermektedir . Hipericin ışığa duyarlı yapan bir bileşiktir . Bu bitkiyi yiyen hayvanlar (Koyun , sığır ,at) dan yalnız beyaz tüylü olanlarda bazen ölümle sonuçlanan , deri hastalıkları meydana gelir . Siyah tüylü hayvanlarda bu tip bir duyarlılık meydana gelmemektedir . Avrupa ve Anadolu �da yaygın bir bitki olup ; Hristiyan inancında kutsal bir yeri vardır . Avusturya�da İsa�nın haç kanı , İsa�nın mucize otu , İsa�nın yara otu , Tanrı kayrası otu ve peygamber kanı gibi isimlerle anılmaktadır . Gerçekten de binbirdelikotu yağı ; ağrı kesici , iltihap önleyici ve iyileştirici özellikleriyle , en iyi yara yağıdır .

Binbirdelik Otu - Büyültmek için TIKLAYINIZ Binbirdelikotu çayı ; sinir yaralnmalarında ve her türlü sinirsel şikayetlerde , çarpma sonucu yaralanmalarda ve ağır kaldırma sonucu ortaya çıkan rahatsızlıklarda kullanılır . Ayrıca o , ishale karşı da çok etkili bir bitkidir . Sinirsel yüz ağrıları , günde 2-3 bardak binbirdelikotu çayı içip , dıştan da (haricen) ağrılı bölgeler uzunca bir süre binbirdelikotu yağı ile ovalanarak iyileştirilebilir . Bitkinin ayrıca , sinir iyileştirici olarak adlandırılan ve sinirsel rahatsızlıklarda , nevrozlarda , uykusuzlukta ve sinir yorgunluklarında başarıyla kullanılan bir de tentürü ( Binbirdelikotu Tentürü ) hazırlanabilir . Bu tentür dıstan (haricen) friksiyon (ovarak sürme) biçiminde , içten (dahilen) ise , günde 10-15 damla , 1 yemek kaşığı suya karıştırılarak kullanılır . Konuşma bozukluklarında , rahatsız uykularda , histeri krizlerinde , uyurgezerlikte olduğu kadar , yatağa işeme ve depresyonlarda da başarıyla kullanılabilir .

Tüm bu hastalıklarda içten binbirdelikotu çayını kullanırken , bir yandan da oturma Binbirdelik Otu - Büyültmek için TIKLAYINIZ banyolarının çok olumlu sonuçlar verdiğini söyleyebiliriz . Haftanın 6 günü , arka arkaya ayak banyoları alınması da tavsiye edilmektedir . Sinir sistemi ile ilgili tüm rahatsızlıklarda bu kür önemlidir .

UYARILAR :

1- Bu ürünün önerilen dozlardan daha yüksek miktarlarda kullanımı ciltte kızarıklık ve güneş ışığına hassasiyetle sonuçlanan fotosensibiliteye sebeb olabilir.

2- MAO inhibitörleri ve antidepresan ilaçlarını kullananlar bu ürünü kullanmadan önce doktorlarına danışmalıdırlar.

3- Doğum kontrol hapı ile birlikte kullanımı , doğum kontrol hapının etkisini azaltabilir.

KAYNAK

Saturday, April 28, 2007

KUDRET NARI

Kudret narı, parçalı yapraklı, tırmanıcı, otsu bitkidir. Anavatanı hindistan olan bu bitki sarı çiçekler açar ve turuncu-sarı renkli meyveler verir. Araştırmalarda kudret narı meyvesinin insan sağlığı üzerinde özellikle de mide üzerinde inanılmaz faydaları olduğu belirtiliyor. Kudret narının gastrit ve ülser karşıtı etkisi meyvesinin bağışıklık sistemini güçlendiren özelliklerinden destek alıyor. İçeriğinde bulunan Charantin, insülin benzeri peptitler, alkaloidler kan şekerini düşürücü etki gösterdiği, dokulara kan şekerinin emilimini arttırdığı çeşitli araştırmalarda ifade ediliyor.

New york üniversitesinde yapılan bir araştırmada kudret narında HIV virüsünün çoğalmasını engelleyen bir protein keşfedildiği duyuruldu. Aynı zamanda bitkinin antibiyotik etkisinin olduğu, lutein ve lycopene içeriği tümör büyümesini engelleyici özellikte olduğu da bildiriliyor. Fakat bu kadar insan sağlığı üzerinde olumlu etkileri olan bu bitkini yenilmesi ve kullanımı tadından dolayı oldukça zordur. Ancak uzun zamandan beri aktarlarda ve seçkin eczanelerde kudret narının kapsül şekli satışa sunulmuş bulunuyor. Bu kapsüllerin içeriğinde sadece kudret narı değil bununla beraber yara iyileştirici etkisi binlerce yıldan beri bilinen propolis ve diğer mide üzerinde olumlu etkileri bulunan papatya, polen, kantaron, hatmi çiçeği, oğulotu, fesleğen, meyan kökü gibi bitki preperatları bulunuyor.

Kaynak: Vakit