Showing posts with label KOZMETİK. Show all posts
Showing posts with label KOZMETİK. Show all posts

Sunday, October 5, 2008

TEHLİKENİN FARKINDAMIYIZ ?

Bizi hasta etmeyen hiçbir şey yokmuş

Kimya mühendisi Mennan Kuzanlı Nasıl Zehirleniyoruz? Nasıl Korunuruz? adlı kitabında halıdan deterjana, saç jölesinden tıraş kremine kadar birçok ürünün taşıdığı riskleri anlatıyor.

Günlük hayatımızda kullandığımız neredeyse her şeyin hastalık sebebi olabileceğini söyleyen Kuzanlı, kitapta bu riskleri bertaraf edebilmek için doğal ürünlerden yapılan tarifler de veriyor


Kimya mühendisi Mennan Kuzanlı’nın Dharma Yayınları’ndan çıkan Nasıl Zehirleniyoruz? Nasıl Korunuruz? adlı kitabı şaşırtıcı olduğu kadar ürkütücü bilgilerle dolu. Öyle ki yediğimiz gıdalardan, oturduğumuz koltuğa, kullandığımız deodoranttan saç kurutma makinesine kadar her şey neredeyse sağlığımızı bozmak için üretilmiş. Aslında günlük yaşamda hiç fark etmediğimiz davranışlarımızın bizi amansız hastalıklara sürükleyeceğini bilmek pek de iç açıcı görünmüyor. Ama Kuzanlı kitabında risklerden nasıl korunabileceğimizi de anlatıyor. Örneğin çamaşırları beyazlatmak için kullandığımız ürünlerin kanserojen etkilerinden bahsediyor ve bu etkilerin ortaya çıkmaması için doğru kullanım şeklini anlatıyor. Hatta ‘Aman riskliyse ben hiç kullanmayayım’ diyenlere de alternatif doğal tarifler veriyor.

TEHLİKENİN FARKINDA DEĞİLİZ

Kimya mühendisliğinin bu alanda yaptığı araştırmaları anlamakta kendisine çok yardımcı olduğunu söyleyen Kuzanlı, değil kimya eğitimi alan, tıp eğitimi gören ve ileride toplum sağlığı ile birebir ilgilenecek olan gençlere dahi sağlığın nasıl korunabileceği, çevrenin nasıl sağlıklı olabileceği konularında yeterli derecede bilgi verilmediğini düşünüyor. Kuzanlı ‘Hatta bu eğitim ve bilgilerin üniversite seviyesinde değil, çocukluk döneminden itibaren aile içi ilk eğitimlerde verilmesi gerektiğine inanıyorum. İnsanlar yaşamları süresince hem kendilerine zarar verecek şekilde yanlış besleniyorlar hem de on binlerce değişik cins zehirli kimyasal ile bir arada yaşamanın ve bu ürünleri yaşamlarının bir parçası haline getirmenin nelere mal olabileceğinin farkına varmadan yaşamlarını sürdürüyorlar’ diye konuşuyor.

TESADÜF DEĞİL

Kuzanlı bilimsel verilerden oluşan kaynakların yanı sıra kişisel tecrübelerinin de kendisini bu alana ittiğini söylüyor. Kuzanlı bugüne kadar maruz kaldığı tehlikelerden nasıl etkilendiğini şöyle anlatıyor: ‘Kimya mühendisliğinden mezun olduktan sonra ilk işim, tarım ilaçları üreten bir fabrikada üretim mühendisliği idi. Yaklaşık beş yıl son derece toksik ve kanserojen kimyasallarla iç içe geçti. Sonraki yıllarda tekstil ve deri sanayi gibi toksik kimyasallar ile çalışan sektörlerde görev aldım. Geçtiğimiz temmuz ayında yapılan yıllık rutin kontrol sonucunda, prostat kanseri olduğumu söylediler. Sonunda bir operasyonla prostata veda ettim. Bu süre içinde geriye dönük olarak neden hasta olduğumu düşündüm. Son altı yıldır yapabildiğim kadarıyla toksinlerden uzak kalmaya gayret etmiştim ama o kadar iç içeyiz ki yeteri kadar uzak kalmanız mümkün değil. 68 yaşında kanser geldi beni buldu ve bana göre sebebi tesadüf değildi. Önceki yıllardaki yaşam tarzım ve maruz kaldığım kanserojen kimyasal maddeler ve halen yaşadığım daha doğrusu hep beraber yaşadığımız kirli çevre, kirli atmosfer, kirli yiyecekler, kirli tüketim malzemeleri yeterli etkenler. Umarım bu kitabı okuyanlar, okumayanlara da ‘zehirlenmekten nasıl korunacakları’ konusunda yardımcı olabilir.’


Kuru temizlemeden aldığınız kıyafeti açık havada bekletin


MENNAN Kuzanlı kitabında özellikle temizleme maddeleriyle ilgili birçok riskten söz ediyor. İşte bu maddelerden bazılarının içerdikleri riskler ve bunlara alternatifleri...



Halı ve döşeme şampuanları: Birçok üründe kanserojen olan perkloretilen ve naftalen ile etanol, amonyak gibi aşırı toksik maddeler kullanılır. Ne yapmalı? Halınızın öncelikle kuru ve rutubetsiz olması gerekir. Halının üstünü pişirme sodası veya boraks ile kar yağmış şekilde örtün. Yarım saat sonra elektrik süpürgesiyle süpürün.

Bulaşık makinesi deterjanları: Bu ürünlerin birçoğu su ile temas ettiğinde aktive olarak toksik klor gazı çıkarır. Ne yapmalı? İki yemek kaşığı pişirme sodası ile iki yemek kaşığı boraksı karıştırarak kendi deterjanınızı yapabilirsiniz.

Cam temizleyiciler: Birçoğunun bileşimi amonyak ve boyadan ibarettir. Sprey şeklinde olanları havada zerrecikler halinde amonyak yoğunlaşmasına neden olacağından daha tehlikelidir. Ne yapmalı? Boş bir sprey şişesine yarı yarıya su ve sirke koyarak camlarınızı bu sıvıyla temizleyin. Yine bir buçuk kaşık sıvı sabun, üç kaşık beyaz sirke ve iki bardak su da sprey şişesinde çalkalandıktan sonra kullanılabilir.

Kuru temizleme: Uygulamada genellikle perkloretilen adında buharı solunduğunda kanser, karaciğer hasarı gibi önemli hastalıklara sebep olabilecek kimyasal bir madde kullanılır. Ne yapmalı? Eşyalarınızı kuru temizlemeden alınca ilk iş açık havada bekletmek olmalı. Bu süre birkaç gün olabilir.


Pişirirken çelik, yerken boyasız porselen tercih edin


NASIL Zehirleniyoruz? Ne Yapmalı? kitabında satın alırken hangi üründe hangi maddeye dikkat etmemiz gerektiği yer alıyor. Örneğin porselen yemek takımı alırken parlak sırlı veya boyalı takımların ne kadar kurşun içerdiğini bilemeyeceğimizi söyleyen Kuzanlı, bu tür ürünlerin riskli olabileceğini belirtiyor. İşte kitaptan birkaç hayati örnek...

Pişirme kabı alırken dökme demir, paslanmaz çelik, ısıya dayanıklı cam kaplar seçin.

Çocuğunuza oyuncak alırken tahtadan yapılanları ve boyasızları tercih edin.

Tıraş kremi ve sabun alırken içeriğinde aloevera, vitamin E, çay ağacı yağı, nane, lavanta gibi doğal içerikli olanları alın.

Diş macunu alırken içinde polysorbat 60 ve 80 olanlara dikkat edin.

Duvar kağıdı seçerken plastik olmayanı tercih edin ve su esaslı yani suda eriyen yapıştırıcılar kullanın.

Evinizde zemin döşemesi olarak masif ahşabı tercih edin.

ESRA CENGİZ

Star Gazetesi

Friday, July 27, 2007

Sarışın ve renkli gözlüler dikkat



T.Ü. Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yorulmaz, sarışın, renkli gözlü kişiler ile vücudunda yanık ya da yara izi bulunan kişilerin sıcak havadan daha fazla etkilendiğini söyledi.


Sarışın ve renkli gözlüler dikkat

Trakya Üniversitesi (TÜ) Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Faruk Yorulmaz, sarışın, renkli gözlü kişiler ile vücudunda yanık ya da yara izi bulunan kişilerin sıcak havadan daha fazla etkilendiğini söyledi.

Prof. Dr. Yorulmaz, yaptığı açıklamada, sıcak havada güneş ışınlarına bağlı yanıklar, cilt kanseri, terleme ile ısı kaybının yetersizliği, aşırı sıvı kaybı, sıcak çarpması gibi sağlık sorunlarının çok daha sık görülebileceğini belirtti. Terin emilmemesinin vücut sıcaklığının hızla yükselmesine yol açarak sıcağa bağlı rahatsızlıkları şiddetlendirdiğini vurgulayan Prof. Dr. Yorulmaz, şunları kaydetti: ''Çöl sıcaklarının yaşandığı bugünlerde sağlıklı giyinmek aşırı sıcak ve güneş ışınlarına bağlı sağlık sorunlarından korunmada hayati önem taşımaktadır. Sarışın, renkli gözlü kişiler ile vücudunda yanık ya da yara izi bulunan kişiler sıcak havadan çok daha fazla etkilenir.''

Yazın giyilecek giysilerin güneş ışınını yansıtacak özellikte açık renkli ve hafif olanlardan seçilmesi gerektiğine işaret eden Prof. Dr. Yorulmaz, şöyle devam etti: ''Giysiler sıkı, dar olmamalıdır. Vücudu sıkı sıkıya saran dar giysiler, cilt ile giysi arasında hava akımını engelleyerek terleme yoluyla ısı kaybını da etkiler ve sıcağın olumsuz etkisini artırır. Giysiler aynı zamanda koruyucu kremler gibi, güneş ışığının etkisini azaltarak cildi koruyabilmektedir. İç çamaşırları pamuklu ve dar olmayanlardan seçilmeli, yazın pek kullanılmamakla birlikte teri emebilen bir atlet giymek, hem güneşten korunmada faydalı olur hem de teri emerek sıcaktan daha az etkilenmeyi sağlar.''

''EN AZ 15 FAKTÖR GÜNEŞ KREMİ TERCİH EDİLMELİ''

Prof. Dr. Yorulmaz, giysinin cildi güneş yanıklarından tümüyle korumadığı için yazın güneş altına dolaşmak durumunda kalındığında kişinin üzerinde giysi olsa bile koruyucu krem kullanmasının doğru bir davranış olacağını söyledi. Güneş ışınlarından korunmak için büyüklerin en az 15, çocukların ise en az 20 faktör koruyucu kreme ihtiyaç duyduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Yorulmaz, ''Güneşin en şiddetli olduğu zamanlarda güneş altında dolaşırken, giyilen giysiler mümkün olduğunca bol, uzun kollu ve bacakları korumak üzere uzun bol pantolonlar olmalıdır. Böylece kolların ve bacakların güneşten yanması engellenmiş olacaktır'' dedi.

Yazın sıcak havalarda başı ve beyni sıcaklardan korumak için mutlaka güneş ışınlarını doğrudan kafaya gelmesini engellemek üzere şapka giyilmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Yorulmaz, özellikle saçları olmayan ya da seyrek olanlarda bunun daha büyük önem taşıdığını söyledi. Gözleri güneşin şiddetli ve zararlı ışınlarından korumak için de gündüz saatlerinde mutlaka yüze uygun güneş gözlüğü kullanılması gerektiğine işaret eden Prof. Dr. Yorulmaz, ''Yaz mevsiminde hafif, terlemeyi engellemeyecek tarzda makyaj yapılması daha sağlıklıdır. Sıcak havada ağır parfümlerin kokularıyla sinek böcek gibi haşereleri çekebileceği unutulmamalı, hafif parfümler tercih edilmelidir'' diye konuştu.



AA

Wednesday, July 4, 2007

CİLT SAĞLIĞI VE BAKIMI

Duru bir cilt için günde 5 kayısı

Sindirimi düzenleyip bağırsakları çalıştıran kayısı içindeki antioksidanlarla kanseri de önlüyor. . Kayısının en büyük yararlarından biri de insan cildini diri tutması...


Duru bir cilt için günde 5 kayısı

Günde 5 tane kayısı yemek cilde hem tazelik hem de güzellik katıyor. İngiliz bilim adamları, kayısının içeriğinde bulunan patosyum sayesinde, insanlara gençlik ve güzellik aşıladığını açıklıyor.

Hücrelerin sıvı dengesinin düzenlenmesinde ve protein üretiminde büyük rol oynayan kayısı, ayrıca derideki sivilceleri yok ediyor. Cildin 5 yaş gençleşmesini ve cildin tazelik kazanmasını sağlıyor.

(Takvim)

Sunday, July 1, 2007

BENLER


Dikkat! Benler ölüm riski taşıyor

Vücudumuzda doğuştan ya da sonradan oluşan benlerin bazıları kanser riski taşıyor. İster doğuştan olsun ister sonradan, bazı benler insan sağlığı açısından son derece tehlikeli.


Dikkat! Benler ölüm riski taşıyor

Benlerin oluşumunu "Melanosit adı verilen ve melanin pigmenti üreten hücrelerin oluşturduğu yapılardır" şeklinde açıklayan uzmanlar, bazı benlerin kanser riski taşıdığını belirtiyor.

Daha çok kişinin genetik yapısıyla ilgili olan benleri UV ışınları olumsuz etkiliyor. Yaygın olarak kahverengi, siyah ya da deri renginde görülen benlerin türleri ise şöyle: * Konjenital benler: Doğumda veya yaşamın ilk birkaç haftasında oluşurlar.

Küçük (1.5 cm), orta (1.5-20 cm) veya büyük (20 cm) olabilirler. Büyük konjenital benler üzerinde yaşam boyu melanom (kanser) gelişme riski yüksek olduğundan, plastik cerrahi girişimler ile çıkartılmaları gerekir. * Displastik benler: Çoğunlukla ergenlik çağında oluşur, ailesel olabilirler. Tek veya çok sayıda, düzensiz, keskin olmayan sınırlı, kahverengi, siyah veya kırmızı lekeler şeklindedirler. * Olağan benler: Çocukluk çağından erişkinliğe kadar herhangi bir yaşta oluşur, belli bir gelişim süreci izledikten sonra dururlar.

Bazıları da yaşlılık çağında kaybolur. Benlerin tehlikeli olup olmadığını anlamak için öncelikle sayısına bakmak gerekiyor. Sayının çokluğuyla koyu renkteki benlerin varlığı ve özellikle renklerinde düzensizlik olanlar takip edilmeli. Örneğin, bir benin içinde birden fazla renk varsa, tehlikelidir. Ayrıca normalde oval ya da yuvarlak olan benlerin sınırları düzensiz, yani dantel gibi girintili çıkıntılıysa bu da riskli durumlardandır. Benlerin hareketlenmesi de tehlikelidir.

Normal duran bir ben kısa süre içerisinde büyümeye ya da hızla renk değiştirmeye başlarsa takip edilmelidir. Bunun yanında benlerin büyüklüğü de uzmanlarca önemli sayılıyor. Benler yarım santimden itibaren risk taşımaya başlar. Bunun dışında kişinin diğer benlerinden daha farklı olduğunu düşündüğü, ani değişim gösteren, hızla büyüyen ya da görünüşünden endişe duyduğu benleri varsa, mutlaka bir hekime başvurması gerekiyor.

Benlerin bütününe bakıldığında ve tüm türleri değerlendirildiğinde kansere dönüşüm riski yüzde bir civarında bulunuyor. Uzmanlar doğuştan olan benlerin, özellikle de büyük olanların kanser riski taşıdığını belirtiyor. Bu nedenle benlerin mutlaka yakından takip edilmesi, gerektiğinde de cerrahi olarak çıkarılması önem taşıyor. İçinde bulunduğumuz yaz aylarında benlerin güneşi gördükçe hem sayılarının arttığını, hem de yapılarının bozulup dejenere olabileceği uyarısını yapan uzmanlar, yanık yapacak boyutta güneşten etkilenen ciltlerdeki benlerin kanser oluşumunu hızlandığını vurguluyor.

Herkesin düzenli olarak aylık periyodlarla benlerini kontrol etmesi gerekiyor. Bu kontroller sırasında bende asimetri, sınır düzensizliği, renk değişikliği (benin birden çok renk içermesi), belirgin büyüme, iltihabi reaksiyon ya da kanama tespit edilirse, bunun cilt kanseri belirtisi olacağı akıllara gelmelidir. Erken evrede ben kanseri, asimetrik, açık-koyu kahverengi veya siyah renk gölgelenmeleri içeren, keskin olmayan sınırlı bir lekedir. Kanser gelişimi açısından risk faktörü bulunanların üç ila 12 ayda bir hastaneye başvurarak, dermatolojik muayeden geçmesi öneriliyor. Benlerin incelenmesinde muayenenin yanı sıra benin 10 kat büyütülerek içindeki yapıların görünmesini sağlayan "dermatoskop" adı verilen bir el aletinden de yararlanılıyor. Benlerdeki bazı anormallikler çıplak gözle saptanabilecek duruma gelmeden önce de dermatoskop ile daha erken dönemde saptanabiliyor.

DERMATOLOG Dr. Günnur Özarslan, kanser riski taşıyacak benlere bazı cilt tiplerinde daha sık rastlandığını belirterek, bunları şöyle sıralıyor: * Ten rengi açık olup, mavi, gri ya da yeşil göz rengine, yoğun çillere sahip olmak. * Özellikle çocukluk ve ergenlik döneminde aralıklı olarak yoğun şekilde güneşe maruz kalmak. * Çocukluk döneminde geçirilmiş güneş yanıkları öyküsünün bulunması. * Daha önce kanser geçirmiş olmak ya da ailede kanser öyküsünün varlığı. * Bireyde çok sayıda (ellinin üzerinde) ben bulunması. * Displastik (atipik) ben olarak adlandırılan düzensiz benlere sahip olmak.

imedya.com

Monday, June 11, 2007

KİRAZ SUYU

Cilt kırışıklığı ve sivilceye karşı kiraz suyu

Kiraz; ürik asit ve ürat tuzlarının vücuttan atılmasını sağladığından, romatizma ve gut hastalıklarıyla eklem kireçlenmesi ve damar sertliğinin tedavisinde kullanılıyor. Uzmanlar, kirazın diğer yararlarını ise şöyle sıralıyor:


Cilt kırışıklığı ve sivilceye karşı kiraz suyu

İdrar söktürücü özelliği ile böbreklerin dostu olan yaz meyvesi kiraz, vücutta biriken zehirli maddelerin karaciğer ve böbrek yoluyla dışarıya atılmasını sağlıyor. Bu sayede kiraz; ürik asit ve ürat tuzlarının vücuttan atılmasını sağladığından, romatizma ve gut hastalıklarıyla eklem kireçlenmesi ve damar sertliğinin tedavisinde kullanılıyor.

Uzmanlar, kirazın diğer yararlarını ise şöyle sıralıyor:

Kirazın önemli özelliklerinden biri kabızlık giderici olması. Özellikle bayat yenilen yemeklerin, pastırma ve sucuk gibi gıdaların zararlarını önlüyor, aynı zamanda kandaki zararlı maddelerin vücuttan atılmasını ve kanın temizlenmesini, yüzde oluşan sivilcelerin geçmesini sağlıyor.

Kiraz suyunun yüz ve boyun kısımlarına sürülmesi, derideki birtakım kırışıklıkları önlüyor ve gideriyor. Karaciğerin dostu olan kiraz, hastalıklar sonucunda fazla ilaç tüketimi; nikotinin vücuttan atılamaması ve zehirlenmeler sonucu zorlanan karaciğerin yükünü hafifleterek iyileşmesine yardım ediyor.

İçeriğindeki bol fosforla sinirleri kuvvetlendirerek sakinlik veriyor.

(Sabah)

Friday, June 8, 2007

ZENCEFİL

ZENCEFİL CİLDİ TEMİZLİYOR



Hindistan ve Malezya’da yetişen zencefilin kökü kurutulduktan sonra toz haline getirilerek veya tanesi bıçakla kesilerek kullanılıyor. Taze kökleri sökülüp dilimlenerek bazı Uzakdoğu yemeklerine de katılıyor. Bu bitki kan dolaşımının yetersiz kaldığı durumlarda, özellikle kılcal damarlardaki dolaşımı hızlandırıyor ve böylece kanın yüzeysel bölgelere de rahatça ulaşmasını sağlıyor. Bu etkinliği sayesinde, üşüyen el ve ayakların ısıtılmasında son derece etkili görevler üstleniyor. Zencefil içeren maskeler de cildinizi temizliyor, dezenfekte ediyor ve aynı zamanda tüm yüzünüzün ısınmasını sağlıyor.

Macunu:
Zencefil, zerdaçal, tarçın, karanfil ve süzme balla yapacağınız macun cildiniz için ideal . Bu macunla uygulayacağınız kür, pırıl pırıl bir cilde sahip olmanız için yeterli olacak.

ZENCEFİL: İçerdiği maddeler beynin yeni fikirler üretmesini sağlar. Kan sulandığı için vücutta daha serbest akar, beyin oksijenle beslenir.

KAYNAK

Wednesday, June 6, 2007

PARFÜM VE ANNE SÜTÜ

Parfüm Annenin Sütüne Karışıyor


Amerika'da anne sütleri üzerine yapılan bir araştırmada süt örneklerinde sentetik koku kimyasallarına (fragrançe) rastlandı. Uzmanlar, sentetik kokuların sadece parfümlerde değil, hemen hemen bütün kozmetik ürünlerinde, şampuan, tıraş kremleri, çamaşır yumuşatıcıları gibi sık kullanılan birçok üründe bulunduğuna dikkat çekiyor.

Araştırma sonuçlarına göre Amerikalı annelerin sütlerinde xylene, ketone, HHCB, HHCB-lactone ve AHTN adlı kimyasallar bulundu. Bu kimyasalların miktarının da Danimarka ve Almanyalı annelerin sütlerinde 10 yıl önce çıkan miktarın beş katı olduğu açıklandı.

KAYNAK

Thursday, May 31, 2007

PEELING

Cildin yenilenmesini sağlayan peeling; cilt yüzeyindeki düzensizliklerin ve ölü hücrelerin uzaklaştırılması, ince kırışıklıkların, güneş ve hamilelik lekelerinin, akne ve izlerinin giderilmesi amacıyla, üst derinin ve hatta bazı durumlarda, orta derinin yüzeysel katmanlarına kadar olan kısmının, çeşitli şekillerde soyulması anlamına geliyor. Bu soyulma, tamamen hekimin kontrolünde ve öngörüsünde çeşitli derinliklerde oluyor: Çok yüzeysel, ölü derinin toz toz dökülmesiyle sonuçlanan, basit, kişiyi günlük aktivitesinden uzaklaştırmayan soyulmalardan, bir soğanın iç zarı kalınlığında ince soyulmalara ve en nihayetinde, ihtiyaca göre oldukça derin soyma işlemlerine kadar uzanıyor. Bunun sonucunda; bir yandan cilt yüzeyi pürüzsüzleşiyor, renk düzensizlikleri ortadan kalkıyor, öte yandan, alt derideki doku tamirinin ve kan dolaşımının hızlanması sağlanıyor ve cildin elastik liflerinin yapımı uyarılıyor.

Sunday, May 27, 2007

SELÜLİT

KADINLARDA SELÜLİT SORUNU

Tıpta "lipodistrofi" olarak da ismlendirilen sellulit, vucudumuzun belli bölgelerinin "portakal kabuğu" görünümü alması durumudur.

Sıklıkla karın, kalça, kol ve bacak bölgesinde görülür. Dokulardaki yağ birikimi zamanla dolaşım ve beslenme bozukluklarına, su tutulmasına ve deformasyonlara neden olur.

Tanı
Tanısı son derede kolaydır. Gözle görülerek veya elle sıkıldığı zaman ciltte oluşan yumruların görülmesi ile tanı rahatlıkla konulabilir.

Nedenler
Kalıtım, beslenme alışkanlıkları (alkol, kahve, sigara), aktivite azlığı, gebelik, postür bozuklukları, dolaşım bozuklukları, hormonal faktörler ve ilaçlar sellüliti arttırabilir.

Lezyonlar, başlangıçta yumuşakken zamanla daha sert ve nodüler hal alarak tedavisi zorlaşır.

Sellülit ve obezite zamanla duruş bozuklukları, varis, çabuk yorulma, sırt bel ağrıları, ciltte sarkma ve çatlamalara neden olur.

Tedavi
Öncelikle belirtmekte fayda vardır ki; sellülit kremlerinin kesin kaıtlanmış bir etkisi yoktur.
-Mezoterapi iyi bir tedavi yöntemidir. Mezoterapi, cilde yağı eriten ve dolaşımı hızlandıran maddelerin cilde enjeksiyonudur.
-Karboksiterapi de mezoterapi ile beraber veya tek başına uygulandığında kısa zamanda gözle farkedilebilen yararlar sağlar. Karboksiterapi ile cilt altına CO2 gazı verilerek yağ hücrelerinin erimesi ve dolaşımın hızlanması sağlanır. Oldukça ağrısız ve rahat bir uygulamadır.
-Dolaşımı hızlandırmak amacıyla hafif sporlar önerilir.
-Masaj ve aletli tedaviler (vakum, lenf drenaj, elektrik akımıyla çalışan aletler, ultrasound) de dolaşımı hızlandırarak yağ hücrelerinin parçalanmasına neden olur.
-Cerrahi tedaviler daha ileri vakalarda tercih edilebilir.


Korunma Yolları ve Beslenme
Sellülittten korunmak için diyet son derecede önemlidir. Kişilere ağır olmayan, özel diyetler önerilir. Ancak çok ağır diyetlerde kilo verildiği halde sellülit çözümlenmez.

I. Önerilen Gıdalar
Selülitlerine bakıp ne yapacağını kara kara düşünenler, beslenme şekliyle bu sorun arasında yakın bir ilişki olduğunu unutmamalıdır.

Su: Günde en az 1.5 litre su için, selülit sorunu olanlara 2 litre öneriyorum. Su vücuttan toksinlerin atılmasını kolaylaştırıyor ve metabolizmayı hızlandırıyor.

Yeşil Çay: Vücuttan toksinlerin atılmasını kolaylaştırıcı etkiye sahip. Aslında yeşil çayda da kafein var, ama oranı çok düşük. Günde iki fincan yeşil çay için.


Elma: Elmanın kabuğunda bulunan "pektin" adlı besin, vücuttan toksinlerin atılmasını kolaylaştırıyor. Selülit sorunu olanların bir gün boyunca ağırlıklı olarak elma yiyecekleri detoks programını uygulamalılar. Günde bir elma tüketimi şeklinde de olabilir.

Taze meyve ve sebze: Bol lif içerdikleri için selülit oluşumunu azaltırlar. Özellikle ıspanak, roka, maydanoz, yeşil soğan, marul ve semizotu gibi koyu yeşil renkleri tercih edin. Bunların antioksidan gücü daha yüksektir ve bol su içerirler. Selülite karşı günde 35 gram lif tüketmekte fayda vardır.

Omega 3 yağ asitleri: Cildi güzelleştiriyor, dolaşımı rahatlatıyor, metabolizma hızını artırıyor. Ton, somon, uskumru, palamut, hamsi gibi yağlı balıklar, keten tohumu ve ceviz en iyi kaynaklar.

Omega 6 yağ asitleri: Cilt güzelliğinde önemli rol oynayan yağlardan biridir. Çuha çiçeği yağı, ayçiçeği, soya, mısır özü gibi sebze yağları, ceviz, fındık, bademde bol miktarda bulunur.

Zeytinyağı: Zeytinyağının içinde bol E vitamini var. E vitamini cilde destek veren dokuyu güçlendirir.

C vitamini: Cildin destek dokusunun yapımında görevli, vücudun kullandığı en güçlü antioksidanlardandır. C vitamini en çok kırmızı ve yeşil biberde bulunuyor.


Cildi güzelleştiren kaynaklar; hamsi, somon gibi yağlı balıklar, yeşil çay, sebze yağları, ceviz, fındık ve badem olarak sayılabilir. Unutmayınız ki; "Bugün ne yerseniz, yarın onu giyersiniz" ...

Yine egzersiz, kan ve lenf dolaşımını hızlandırarak sellülite karşı koruyucu etki yaratır. Haftada 3-4 kez 30-40 dakika tempolu yürümeyi alışkanlık haline getirin.

II. Yasaklı Gıdalar

Kafein: Sağlıklı bir cilt için gerekli olan çinko mineralinin emilimini engelliyor. Kan damarlarını azaltıcı etkisi kan dolaşımını aksatıyor, bu da selülite yol açan nedenlerden biri. Günde 1 fincan kahveyi geçmeyin. Filtre kahveyi tercih edin.

Şeker: Fazla şeker vücutta yağ olarak depolanır. Özellikle paket yiyeceklere dikkat. Bisküvi, kekler, şekerlemeler, çikolata, dondurmayı minimuma indirin. Vücuda toz şeker girdikçe insülin salgısı artıyor bu da yağ depolamasını artırıyor, selülit oluşumu da hızlanıyor.

Tuz: Fazladan yediğimiz tuzun çoğu cildimizden ve böbreklerimizden atılıyor. Ancak bir kısmı vücutta tutulup kalıyor. Vücutta su tutup bizi şişirmeye başlıyor ve dolaşımı aksatıyor. Ekmekte, peynirde, zeytinde, konserve ve paket yiyeceklerde tatlı da olsalar bisküvi ve keklerde tuz var.

Doymuş yağ içeren yiyecekler: Süt , peynir ve yoğurdun yağsız veya az yağlı olanlarını tüketmeye çalışın. Yağsız eti tercih edin. Sosis, sucuk, salam gibi yiyecekleri minimuma indirin.

Alkol: Alkolün hem kalorisi fazladır, hem de pankreastan insülin salımını artırır. Yağ depolanmasına yol açar. Bir kadeh şaraptan en az 65 kalori alırsınız.

Sigara:
Damarları azaltıcı etkisi ve yüksek toksin içeriği nedenleriyle kesinlikle uzak durulması gerekiyor.
kaynak

Tuesday, May 15, 2007

SİYAH NOKTALAR

YULAF MASKESİ İLE SİYAH NOKTALARDAN KURTULUN
Yulaf ezmesi, cildin derinlemesine temizlenmesi ve siyah noktaların yok edilmesini sağlayan bir maskedir. Bu maske ayrıca cildin içinde dolaşan pislikleri temizleyip, cildin fazla yağlanmasını da engeller. Bu nedenle kuru ciltli kişiler tarafından pek fazla kullanılmamalıdır. Yulaf ezmesi maskesinin yapımı son derece basittir. Pişirdiğiniz yulafları süzdükten sonra, bunları geniş bir kabın içinde bir kaç dakika ezin. Hazırladığınız bu yulaf ezmesini yüzünüze sürdükten sonra 15 dakika kadar bekleyin. Daha sonra yüzünüzü ılık suyla temizleyin. Bu maskeyi vücudunuza da uygulayarak, şaşırtıcı sonuca ulaşabilirisiniz.
KAYNAK

ALTERNATİF TIP

VOLKANİK ÇAMUR TEDAVİSİ
Doğal volkanik çamuru Azerbaycan�da yanardağdan toplanan bir doğa mucizesidir. Bu madde iyot, bakır, bron, çinko, kalay, manganez, silisyumlu kil, magnezyum, potasyum gibi 24 değişik mineralden oluşturulmuştur. Bu doğal tedavi yöntemi yüz yıllardır Azerbaycan�da kullanılmaktadır. Özellikle yüzde koruyucu cilt bakımı sağlayan çamur ciltte güneşin yol açtığı, hamilelik sonrasında ve yaşlılıkta oluşan lekelerin giderilmesinde, akne, sivilce tedavisinde yüze doğal peeling etkisi yaparak tedavi ediyor.Ayrıca kan dolaşımını düzenleme etkisinden dolayı kemik, kas, bağ- dokusu hastalıklarında, kireçlenme, sinüzit ve migren gibi rahatsızlıklarda da kullanılır.

MEZOTERAPİ

Bu yöntem 1952 yılında Dr. Michel Pistor tatafından geliştirilmiştir. Mezoterapi 1987 yılında Fransız Tıp Akademisi tarafından kabul gören bir tedavi yöntemidir. Bugün, Uluslararası Mezoterapi topluluğunun 15 binden çok üyesi, başta Fransa ve İngiltere olmak üzere tüm Avrupa ülkelerinde ve Güney Amerika�da faaliyet göstermektedir.

Mezoterapi yalnızca selülitle mücadele değil, tıbbın bir çok alanında oldukça iddialı ve aynı oranda tartışmalı bir alternatif tedavi tekniğidir. Bölgesel zayıflama ve selülitlerde bel, basen, kalçalaar, bacak üstü bölümünün iç ve dış kısmı, dizin içi ve yanları karın, omuz ve kol gibi yağ dokusunun aşırı toplandığı bütün bölgelere uygulanır.İlaclar 4-6mm�lik özel iğneler ve enjektör yardımıyla cildin mezoderm tabakasına yağ eriten, dolaşımı düzenleyen karışımın enjekte edilmesidir. Bu maddeler selülit oluşturan bozulmuş yağ hücrelerini parçalar ya da rahatlatır. Böylece yağ hücreleri sıkıştıkları yerden kurtulurlar ve tekrar .kullanılabilir yağ durumuna gelirler. Enerjiye dönüştürülüp tüketilir,vücuttan atılırlar.

Mezoterapide kullanılan ilaçlar genellikle doğal, bitkisel ilaçlardır.

MEZOLİFTİNG

Bu tedavide genellikle cilt altına antioksidan vitaminler, selenium, ginko-bilobo, enginar özü, meyva asitleri, dolgularda kullanılan ve harika bir nem tutucu özelliği olan hiolironik asit gibi çeşitli maddeler ve somon balığı DNA�sı verilir. Alın, göz çevresi, yanaklar, dudak kenarı, dudak üzeri, boyun ve ellere uygulanır. Boyun bölgesine uygulandığında gıdı yağları azalır ve sarkmalar düzelir.

MEZOBOTOKS

Mezobotoks ise tüm yüze uygulanabilen ve donuk yüz ifadesi gibi istenmeyen sonuçlara yol açmayan bir yöntemdir. Uygulama alanları yanaklar,özellikle yüz ovalindeki sarkmalar, boyun ve dekoltedir. Mezobotoksda düşük doz botoks ve cilt gençleştirici serum enjeksiyonu birlikte kullanıldığından, cildin nem kapasitesi artmakta, tamir mekanizması aktive olarak daha parlak ve genç bir görünüm oluşabilmektedir. Hedef daha genç, taze bir cilt görünümü ve yumuşak bir yüz ifadesidir.

BOTOKS

Botoks, yüzdeki mimik kas hareketlerinden kaynaklanan kırışıklıkları yumuşatmayı (idealde yok etmeyi) amaçlayan bir medikal estetik uygulamadır. Mimik kaslarının oluşturduğu çizgilere karşı Botulinum bakterisi toksininden elde edilen özel bir karışımın enjekte edilmesiyle gerçekleştirilir. Bu madde çok az bir ölçüde ve ince bir iğne yardımıyla tedavi edilecek kasın içine enjekte edilerek gevşemesine yol açar ve sinir iletişimini geçici olarak engeller. Kasın gevşemesiyle yüzdeki mimik kırışıklıkları düzelir. En etkili olduğu çizgiler; alındaki kırışıklar, kaş çatığı çizgisi, göz çevresindeki �kaz ayaklar� çizgileridir. Burada önemli olan doğal görünümlü bir yüz ifadesine ulaşılmasıdır.

Akupunktur sözcük anlamı iğne batırma olup, Çin tıbbındaki kullanımı M.Ö. 5000 yıllarına kadar gitmektedir. İnsan vücudunda, YİNG/YANG denilen, birbirini bütünleyen iki enerji vardır, bu enerjiler evrenin iki eşit ve zıt temel gücünün ifadesidir. ( negatif/pozitif, sıcak/soğuk, gece/gündüz gibi) Akupunktur noktalarını birbirine bağlayan bu enerji vücut meridyen hatları üzerindedir. Bu iki zıt kutup dengeli çalıştığı zaman organlarımız görevlerini aksatmadan yapmaktadırlar. Akupunktur noktaları algılayıcı reseptörler (anten gibi) olup, vücudumuzdaki hormon ve sinirsel ileticileri dıştan uyararak (iğne, lazer, nöral terapi) vücudun onarım sistemindeki yavaşlama (hatta durma) ve bozulmaları , kendini onarma yönünde harekete geçirerek iyileşmeleri sağlamaktadır. YİN/YANG dengede olduğu sürece Sağlıklı, Canlı, Güzel ve Mutluyuzdur. Dengemiz çeşitli nedenlere bağlı olarak bozulduğunda onarım sistemimiz yavaşlar veya çalışamaz duruma gelebilir, bu da çeşitli hastalıklar demektir.

Akupunktur, hastalığa neden olan ağrı ve fonksiyon bozukluğunu ortadan kaldırmak amacıyla deri üzerindeki belirli noktalara çok ince altın, çelik ya da gümüş iğneler sokularak yapılan tedavi şeklidir.

İnsan kulağında bedenin her uzvu ve organı ile ilgili bir nokta vardır. Kulaktaki bu noktalardan hem tanı hem tedavi için yararlanılır. Muayene sırasında kulakta saptanan sorunlu noktalar daha sonra tedavi sırasında iğne ve lazerle uyarılır.

Akupunktur noktalarında başlayan lokal, hücresel uyarılar sinirsel iletişim yoluyla beyne ulaşır, beyinden de ilgili organlara gönderilir. Böylece bedenimizde zaten varolan kimyasal maddeler, hormonlar, enzimler salgılanır ve kimi hücresel değişiklikler olur; dışarıdan ilaç vermeye gerek kalmaz.

Akupunktur ile ağrı eşiği yükseltilir, doku ve organların daha sağlıklı beslenmesi ve kanlanması sağlanır. Böylece fıtık ve kireçlenmeler de tedavi edilebiliyor. TENS

( Transkutan Elektriksel Sinir Uyarımı) hastanın cildine yüzey elektrotları aracılığıyla doğru akım impulslarının uygulanmasıdır. TENS�in en etkili kullanım alanı spazma bağlı kas-iskelet ağrısıdır. Diğer yöntemlerden en büyük farkı kas-iskelet ağrısındaki kısır döngüyü kırmaya yönelmesidir.
KAYNAK

Wednesday, May 9, 2007

SAÇ DÖKÜLMESİ



Saçları döken neden çok!

Yaşlandıkça rengini ve formunu kaybeden saçların dökülmesinde; stresten ateşli hastalıklara, gebelikten diyet yapmaya kadar birçok nedenin etkili olduğu bildirildi.


Saçları döken neden çok!

Sağlık Vakfı tarafından yapılan 'Saç Dökülmeleri' isimli araştırmada, yaygın ve bölgesel saç dökülmesinin günümüzde birçok insanın karşılaştığı önemli sorunlardan biri olduğuna dikkat çekiliyor.

Araştırmada, yaygın saç dökülmesine neden olan hastalıklar şöyle sıralanıyor: Ateşli hastalıklar, demir, protein ve çinko eksikliği, tiroit hastalıkları, gebelik, şeker, karaciğer, böbrek ve merkezi sinir sistemi hastalıkları, anemi, aşırı diyet, kanser hastalıklarının seyrinde kullanılan bazı ilaçlar, kimyasal madde kullanımı ve stres. Bunların dışında, hormonal bozukluklar ve andrenal tümörler de saç dökülmesine neden olabiliyor. Bölgesel saç dökülmelerinin nedenleri arasında ise mantar hastalıkları, saç kıran, bazı kozmetik ürünlerin fazla kullanılması ve sürekli bir bölgeden saç koparılması gösteriliyor.

(sabah)

SİVİLCE

Sivilcelerden kurtulmanın yolları

İHA muhabirinin derlediği bilgilere göre, gözenekler yağ üretip salgıladıkları için cildi alerjiden ve çevre kirliliğinden koruyor. Eğer gözenekler olmasaydı, yağlar derinin altına iner, yüzde kistler oluşur ve deri altında enfeksiyonlar meydana gelirdi. Ancak çok gözenekli ciltlerde, eğer cilt iyi temizlenmiyorsa siyah nokta oluşuyor.

Uzmanlara göre hem görünüm hem de sağlık açısından siyah noktanın oluşmasını engellemek gerekiyor. Yağlı ciltlerde gözeneklerin daha açık olduğuna dikkati çeken uzmanlar, herhangi bir sağlık problemi yaşayıp tedavi amaçlı ağır ilaçların kullanılmasıyla da cildin yağlanabildiğini kaydetti.

Cildin yağlandığı zaman gözeneklerin açıldığını ifade eden uzmanlar, yapılan araştırmalar sonunda ultraviyole ışınlarının da gözenekleri genişlettiğinin belirlendiğini vurguladılar. İşte uzmanlara göre sivilceyle başa çıkmanın yolları:

"Gözenekleri Daraltmak İçin: Gözeneklerin açılması için ilk etapta gözenekleri kapatmaya çalışmak yerine, yağ ifrazatını durdurmak ya da dengelemek lazım. Yağlı ciltler daima su miktarı az olan ciltlerdir. Su miktarı az olduğu zaman ölü hücrelerin doku yüzeyine çıkıp asitli tabaka ile koruma faktörü oluşturması zorlaşır.

Bu nedenle cildin yüzeyi dış etkenlerden zarar görür. O halde ciltteki su miktarı arttırılmalıdır. Yağ ifrazatının yavaşlatılması, ciltteki su miktarının artırılmasıyla mümkündür. Bunun için de su bazlı ürünler kullanılması ve doğru ürünün kullanılması şarttır.

Cildinize uygun ürünü kullanmak için de bir uzmana danışmanızda fayda var. 35 yaş altı ciltlerde, gözenekler kendiliğinden kapanır.

Dengeli bir cildin gözenekleri kendiliğinden kapanır. 35 yaşın altındaki genç ciltlerde gözeneklerin kapanması kolaydır. Eğer cildin su ve yağ dengesi düzelirse gözenekler ya kendiliğinden, ya bakımla ya da maskeyle kapatılabilir. Ama yaşınız 35'in üzerindeyse deri kalınlaşmış, çizgiler kırık çizgi haline gelmişse, bu gözenekleri kapatmak biraz daha zordur. Gözenekleri kapatmak için mücadele vermek yerine, daha fazla büyümemelerini önlemek daha iyi bir çözümdür.

Gözenekleri Temizleyen Bantlar İşe Yarıyor mu?

Siyah noktaları azaltmak için uygulanan yöntemlerden biri de bantlardır. Siyah noktaları kimi zaman tümüyle ortadan kaldıran bu bantların kullanımı çok kolaydır. Bantları yapıştırmadan önce uygulayacağınız alanı ıslatıyorsunuz, suyla birlikte yapışkan bir özelliğe kavuşan bandı yapıştırıp kuruyunca çıkartıyorsunuz. Ancak siyah noktaları alan bu bantlar, gözenekteki yağları boşaltamıyor. Oksitlenen bölümü alabilen bantların, dokunun içindeki kanalı kapatan yağ kütlesini alması mümkün değil.

Siyah Noktalardan Nasıl Kurtulursunuz?

Siyah noktalar oluştuktan hemen sonra bir uzmana başvurup temizletilerek, uygun ürünle tekrar oluşmamasını sağlamak gerekir. Oluşmaması için de cildi, sabah akşam temizlemek gerekir. Ancak bunu sabunla yapmamak uygundur.

Cildi Nasıl Temizlemeli?

Cildi, türüne göre temizleme sütü ve tonikle temizlemek en doğrusudur. Ardından sürülecek bir nemlendirici kremle bakım tamamlanabilir. Makyaj yapılmasa bile, gündüz çok kirlenen cildi akşam mutlaka temizlemek gerekir.

Siyah Noktalarınızı Siz Temizlemeyin

Yapılan yanlışlardan biri de siyah noktaları bilinçsizce sıkmak. Böylece kılcal damarlarda ve doku altı hücrelerinde tahribat meydana gelebiliyor. En iyisi bir cilt uzmanına gidip siyah noktaları temizletmek".

(İHA)

Tuesday, May 8, 2007

GÖZ SAĞLIĞI

Yağlı krem göze zararlı

Güzel görünmek için kullanılan malzemelerin yanlış seçimi göz sağlığında ciddi sorunlara yol açabiliyor. Uzmanlar özellikle göz bölgesinin riskine dikkat çekiyorlar...


Yağlı krem göze zararlı

Göz bölgesinin daha fazla bakım ve özen gerektirdiğine dikkat çeken uzmanların, göz bakımıyla ilgili önerileri şöyle:

Makyaj yapanlar, makyaj malzemelerini temizlemeden yatmamalı, doğru göz kremi ve makyaj malzemelerini kullanmalı. Bunlar göz sağlığının anahtarları...

Yoğun yağ içeren kozmetik malzemelerinden uzak durulması gerekiyor. Çünkü yağ, direkt gözyaşına karışıp bir tabaka oluşturarak görmeyi puslandırır. Kornea denilen şeffaf tabaka damarsızdır. Bu tabakanın beslenmesi için gözyaşının içindeki erimiş oksijene ihtiyaç var. Gözyaşının üstü ince bir yağ tabakası ile kaplandığında oksijen giremiyor ve göz bebeğinde oksijensizliğe neden oluyor. Özellikle kontakt lens kullananlarda bu çok önemli. Dikkat edilmediğinde alerjiden, göz enfeksiyonuna kadar birçok tehlikeye yol açabilen makyaj malzemeleri gözlerinizde kızarıklık ve sulanma yakınmalar yapıyorsa mutlaka doktorunuza danışın.

(sabah)

İNCİR SABUNU

Cilt tazeliği için taze incir sabunu

İçerdiği A ve C vitaminleri sayesinde cildi canlandırma ve besleme özelliğine sahip Taze İncir sabunu, tamamen doğal ve gerçek incir parçacıklarından oluşuyor. Cildi ölü hücrelerden arındıracak kadar güçlü, yıpratmayacak kadar yumuşak olan sabun, peeling etkisiyle mat ciltleri yeniliyor, hücre gelişimini destekliyor.

Deri kanseri tedavisi için araştırılan, içinde anticancer benzaldehyde bileşikleri ve coumarinsi bulunan incir ve deriye faydalı olan organik balın bileşiminden oluşan bu hoş kokulu sabunun makyaj temizleme özelliği de bulunuyor.

Cildin yanı sıra, saç kremi olarak da kullanılabilen Taze İncir Sabunu, saç köklerini güçlendirerek doğal parlaklık sağlıyor.

Monday, May 7, 2007

CİLT SAĞLIĞI VE BAKIMI

Sabahları aynaya baktığınızda yorgun, çizgileri derinleşmiş, hatta sivilceli bir yüzle mi karşılaşıyorsunuz? Canınızı sıkan bu tür sorunlar nereden kaynaklanıyor?

1- Sigara ve içki

İkisi de vücudunuzu zehirler ve geriye pörsümüş sarkık bir cilt bırakır. Sigara ayrıca ağız kenarındaki çizgilerin derinleşmesini hızlandırır.

2- Yetersiz uyku

Geç yatılmış bir gecenin izleri hemen grileşmiş yorgun görünümlü bir ciltle kendini ele verir. Eğer yeterli derecede uyuyamıyorsanız, bunu uyandığınızda kan dolaşımını sağlayacak hareketler ve yüzünüze soğuk su çarparak telafi etmeye çalışın. Uykusuzluğun yol açtığı çizgileri kapatmak için hafif bir nemlendirici sürün.

3- Makyaj temizlemeden yatmak

Gözenekleri tıkayarak toksinlerin cilt yüzeyine çıkıp atılmasını önler. Göz makyajı silinmediği takdirde bir göz iltihabına neden olabilir.

4- Sivilcelerle oynamak

Deri dokularına zarar verir. Ayrıca enfeksiyonun çevreye yayılmasına neden olarak sorunu büyütür. Sivilcelerle hiçbir zaman oynamayın. Enfeksiyonlu bölgeye antiseptik merhem sürün.

5- Yüzü ovmak ya da aşırı fırçalamak

Yüzünüzdeki ölü deriyi temizlemek için satılan bazı toz ya da kremler deriniz için fazla kaba gelebilir. Cilt tipiniz ne olursa olsun yüzünüze daima nazik davranın.

6- Çok sıcak suyla yıkamak

Yıkanırken suyun kaynar derecede sıcak olmaması için önlem alın. Aşırı sıcak, cildi kurutur ve dokuları zedeler.

7- Yanlış beslenme

Sağlıksız besleniyorsanız deriyi koruyucu yaşamsal maddeleri alamıyorsunuz demektir. Ayrıca ultraviyole ışınlarından da uzak durun.

SAĞLIKLI BİR CİLT İÇİN ALTIN KURALLAR

Dengeli beslenin, balık ve beyaz ete öncelik tanıyarak bol bol meyve ve sebze tüketin, vücuttaki toksit maddelerin atılmasına yardımcı olan A, E, C vitaminleriyle minerallerin yardımına başvurun.

Hergün en az 1.5 litre su tüketin.

Yüz kaslarını güçlendirmek ve elastikiyet kazandırmak için düzenli yüz jimnastiği yapın.

İnce bir yastık, mümkünse hiç yastık kullanmadan, yüzdeki kırışıklıkları engellemek için sırt üstü yatın ve düzenli uyumaya özen gösterin.

Konuşurken mimiklerinizi incelemek için telefonunuzun yanına bir ayna koyun.

Nemlendiriciyi yüzünüze masaj yaparak yayın.

Göz çevresindeki hassas bölgeyi özel bir kremle besleyin.

Yaz aylarında uzun müddet güneşlenmekten kaçının.

Yoğun trafiğin ve kirliliğin arttığı bölgelerde uzun süre kalmamaya dikkat edin.

Günde en az bir saat temiz havada yürüyüş yapın.

Stresli ortamlardan kaçınıp günlük yoğun tempo içinde kendinize gevşeme süreleri bırakın.

Mümkün olduğu kadar yüz ve vücut temizliğini alışkanlık haline getirin.

Uzman rehberliğinde cilde uygun, yaşlılığı geciktirici kozmetik ürünleri kullanın.

Thursday, May 3, 2007

CENİNLERİN KOZMETİK UYGULAMALAR İÇİN KULLANILMASI



Amerikan doktorlar ve Cerrahlar Birliğinin 2001 yılında açıkladığı bir haber, kök hücre sahasında yeni bir skandalı ortaya çıkardı.

sahasında yeni bir skandalı ortaya çıkardı. Dünyanın çeşitli bölgelerindeki özel klinikler, insanın embriyonlarından ve kürtaj edilmiş ceninlerden doku kullanarak çeşitli kozmetik işlem ve yüz gerdirme hizmetleri sunmaktadırlar. Bu hücrelerin deriyi gençleştirdiği söylenmektedir.

Bu işlerde kullanılacak, Ceninin optimum yaşı 8ila 12 hafta olmalıdır. Söylentilere göre, fakir ülkelerin kadınlarına hücrelerin hasat edileceği uygun zamana kadar bebeği karnında taşıması karşılığında 200 ABD doları ödeniyor.

İngilterede kök hücre üzerinde araştırmacı olan Colin Blakemore, London Daily Mail gazetesine verdiği beyanatta; “bu terapiler çok riskli deneylerdir ve yasal çalışan araştırmacılara zarar verecekdir.” diye konuştu.

Turistik yerlerde lokalleşen pek çok klinik gayri nizami olarak faaliyet göstermektedir. İngilterede, Hollanda Roterdamda, Ekvatorda, Ukraynada, Rusyada bu klinikler vardır. Sadece Moskovada 50 klinik bu şekilde faaliyet göstermektedir. Türkiye’de de varmı bilinmez. Ne de olsa bizim doktorların çoğu saman altından su yürütmeyi pekiyi bilirler.

Çirkin görünen ve yasal ve etik olmayan bu uygulamalar için ne yazık ki binlerce kadın hazır beklemektedir. Ebedi gençlik(!) için girişilen bu macerada insan kurbanlarının acımasız ve iğrenç“cesur yeni dünya”sı için, bu olay ahlak sınırlarının berhava edildiği en son ulaşılabilecek neticeler için en önemli bir örnek teşkil etmektedir.

Kaynak