Showing posts with label L. Show all posts
Showing posts with label L. Show all posts

Thursday, June 14, 2007

ETKİN BİR HAFIZA ÖĞRENMEVE MUTLULUK İÇİN

Beynimiz vücudumuzun küçük bir bölümünü oluştursa da, yiyeceklerle alınan enerjinin yüzde yirmisini harcar. Belirli yiyecekler algılama yeteneğimizi arttırır, daha verimli yapar, daha hızlı düşünmemizi ve dikkatimizi daha iyi vermemizi sağlar.

BELLEK

HAVUÇ: Hatırlama yeteneğimizi arttırır, çünkü havuç beyin metabolizmasını canlandırır. Bir şey ezberlerken bir ufak tabak sıvı yağlı havuç salatası yiyin.

ANANAS: Tiyatro sanatçılarının ve müzisyenlerin ihtiyacı olan bir meyvedir. Örneğin uzun bir metin ezberleyebilmek için fazla miktarda C vitaminine ihtiyaç vardır. Ayrıca önemli bir eser halinde element olan mangan içerir.

AVOKADO: Kısa süreli bellek içindir (Örneğin alışveriş listesini yaparken). Fazla miktarda yağ asidi içerir. Yarım avokado yeterlidir.

MUTLULUK

KIRMIZI BİBER: Ne kadar acı olursa o kadar iyidir. Aroma maddeleri vücudun kendi mutluluk hormonu endorphinin salgılanmasını hareketlendirir. En iyisi çiğ yenmeli.

ÇİLEK: Stresi giderir. Lifli maddesi mutluluk verir. Dozu en az 150 gram.

MUZ: Sırrı serotonin. Bu maddeye beynimizin mutlu olması için ihtiyacı vardır.

ÖĞRENME

LAHANA: Sinirliliği giderir (tiroit bezlerinin aktivitesini yavaşlattığı için). Daha stressiz öğrenilir (örneğin sınav öncesi).

LİMON: C vitamininden dolayı canlandırır, algılama yeteneğini artırır. Dil öğrenme kursundan önce 1 bardak limon suyu için.

YABAN MERSİNİ: Uzun süreli bir öğrenmede ideal bir meyvedir. Beynin kanla daha iyi beslenmesini sağlar.

Sunday, May 13, 2007

LAHANA

•Kadınların kabusu selülitleri üç haftalık kürle yok ediyor.
•Kış boyunca biriken fazla kilolarınızdan kurtulmanızı sağlıyor.
•Vücutta biriken toksinleri atıyor, kolon kanserini önlüyor.
•Kan dolaşımını düzenleyip, vücudumuzun canlanmasını sağlıyor.

Lahana ile vücudunuz canlansın
Sabahları uyanmakta güçlük çekiyor; bütün gün yorgun, uykusuz dolaşıyorsanız, nedensiz yere kendinizi mutsuz, bezgin hissediyor ve sık sık baş ağrıları çekiyorsanız, siz de bir bahar yorgunusunuz demektir.

Bunlara ek olarak eklem ağrıları da olabilir. Uzmanlar, baharın ilk günlerinde değişen hormon dengesi ve hava şartları yüzünden sık sık bu tür rahatsızlıklarla karşılaşabileceğinizi söylüyorlar.

Baharı, canlı bir şekilde atlatabilmenin çaresi ise, ucuz ve kolay bulunan bir sebzede...
Beyaz lahana.

Enerji veren, vücuttaki toksinleri atan, bağırsak kanserini önleyen, düşük kalorili beyaz lahan kürü, bahar yorgunluğundan kurtulmak açısından son derece yararlı.

Bunun yanı sıra uzmanlar, baharın güzelliklerini kaçırmamak için özellikle bitkisek kürlerin, sebze ağırlıklı beslenmenin ve egzersiz yapmanın önemli olduğunu vurguluyorlar.

Fito- biyokimya alanında çalışmalar yaparak bitkilerin insan sağlığı üzerindeki etkilerini araştıran Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu, baharın, sağlıklı beslenerek ve birtakım kürler uygulayarak oldukça rahat atlatılabileceğini söylüyor.

Saraçoğlu, "Beyaz lahananın toksin atıcı ve arındırıcı bir özelliği var. Besinler ve soluduğumuz hava üzerinden aldığımız toksinler protein özelliklidir. Protein özellikli olmaları, bu toksinlerin yağda çözülmeleri anlamına gekir ki, bu da vücudumuzun yağ dokusunda depolanmalarına sebep olur" diyor.

Ayrıca, böbrek, karaciğer, akciğer bu tür toksinlerin depolandığı organlarımız arasında gelir. Bu toksinler suda çözülmediklerinden, idrar ve terleme yoluyla atılmaları söz konusu değil. İşte, bu noktada beyaz lahana kürü mükemmel bir çözüm getiriyor.

Bu sayede toksinler, idrar ve terleme yoluyla vücudumuzdan atılırlar. Beyaz lahana kürünü uygulayanlar daha üçüncü ve dördüncü günde, yağlı yağlı terlediklerini hissedeceklerdir. Bu durum vücutlarından toksinlerin atıldığını gösterir.

Bu kürü uygulayanlar, aynı zamanda dengeli ve sağlıklı bir zayıflama kürü de uygulamış olurlar.

Bahar yorgunluğunun Türkiye’de olduğu gibi dünyada da yaygın olduğunu söyleyen Saraçoğlusözlerini şöyle sürdürdü,

"Doğa, bahar mevsimine girerken yeniden uyanışını, filizlenerek, çiçek açarak adeta bir dirilişin canlılığını, dinamik bir tazeliği ve dinçliği sergiliyor. Doğa böylesine uyanırken, insanların önemli bir çoğunluğu üstelik tam bu dönemlerde yorgunluktan, halsizlikten, isteksizlikten ve ruhsal olarak da daha hassas olduklarından şikayetçiler."

Saraçoğlu ayrıca, "Bu şikayetlerini de 'bahar yorgunluğu'na bağlıyorlar. İnsanlar kış dönemlerinde daha fazla yağ ve şeker tükettiklerinden, hem sağlıksız beslenirler hem de kilo alırlar. Vücutta toksin birikiminin en fazla olduğu dönemler genelde kış aylarıdır. Çünkü, bu aylarda, yanan kalorifer ve sobaların atmosfere verdiği zehirli (toksin) gazları da solumaktayız" diyor.

Yorgunluğa çareler

•Bol bol temiz havada yürüyün. Hem zihin hem beden rahatlar.

•Meditasyon yapın, kendinizle baş başa kalın.

•Kendinize uğraş bulun, kurslara yazılın.

•Arkadaşlarınızla sosyal aktivitelere katılın.

•Program yapın. Bir günden bir beklentiniz olmalı. Bir beklentiniz olmazsa gün de size bir birşey vermez.

•Kendinizi bırakmayın, bakımlı olun.

•Sağlıklı beslenin. Sebze- meyve ağırlıklı beslenin. Özellikle yeşil sebzelere ağırlık verin. Bunlar enerji verirler. Şok rejimlerden uzak durun.

•İçgüdünüzü dinleyin. Yorgunsanız, biraz dinlenin. Ama abartmayın.

•Tartışmalardan uzak durun.

•'Benden geçti'laflarını bırakın.

•Olumlu düşünmeyi bir görev bilin. Olumsuz düşünürseniz, olumsuzlukları görür bulursunuz.

Lahana kürü

•Kaynamakta olan yarım litre suda 6- 7 adet beyaz lahana yaprağını, 10 dakika ağzı kapalı olarak hafif ateşte pişirin.

•Sabah ve akşam olmak üzere aç ve tok karına birer su bardağı için. Bu işleme toplam 5 gün devam edin.

•Bu kürü 5 gün uyguladıktan sonra 3 gün ara verin ve tekrar 5 gün uygulayın. Böylece 10 günlük kür tamamlanmış olur.

•Toksin atıcı ve bağırsak kanserini önleyici bu 10 günlük kürü, 1 yıl boyunca 3 ya da 4 kez yapmak en doğrusudur.

•10 günlük kür için kesinlikle ihtiyacınız olan miktarı bir defada değil, her gün taze olarak hazırlayın.

•Kan dolaşımını düzenlemek amaçlı kullanımda 3-4 adet beyaz lahana yaprağı, kaynamakta olan yarım litre suya atılır ve hafif ateşte ağzı kapalı olarak 15 dakika pişirilir.

Sabah ve akşam aç veya tok karına bir su bardağı içilir. Her 3 günde bir, 3 gün ara verilerek toplam 21 gün içilerek uygulanır. 3 aylık aradan sonra tekrar; her 3 günde bir, 3 gün ara verilerek, toplam 21 gün içilerek ikinci ve son kür tamamlanmış olur.

KAYNAK

Thursday, May 3, 2007

LİDA

Zayıflama ilacı Lida'nın satışı durdu
Zayıflama ilacı Lida'nın satışı durdu

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, “zayıflama ilacı” olarak piyasaya sunulan Lida'nın satışını durdurdu. İçeriğinde sibutramin olduğu tespit edilirse, ilaç piyasadan toplatılacak.

Bakanlık, analizler sonuçlanana kadar, bu ürünlerin kullanılmaması konusunda tüketicileri uyardı.

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamaya göre, içeriğinde “sibutramin” adlı insan sağlığına zararlı kimyasal maddenin bulunduğu yönünde çıkan tartışmalar üzerine, Lida'nınm satışı durduruldu. Bakanlık, laboratuvar analizleri sonucunda üründe 'sibutramin' tesbit edilmesi halinde ürünün piyasadan toplatılması yönünde 81 il müdürlüğüne de talimat verdi.
Takviye edici gıdaların ithalatında bakanlık tarafından kontrol belgesi düzenlendiği hatırlatılan yazıda, Lida-daidaihua adlı ürünün de gıda takviyesi olarak ithal edildiği kaydedildi.

Açıklamaya göre, ithalat sırasında ürün bileşeninde etken madde beyan edilmiyor, gıda maddeleri etken maddeye göre sınıflandırılmıyor ve ürünün kullanım amacı değerlendirilmiyor. Kontrol belgesi kapsamında izin verilen ürünler eczanelerde veya diğer satış noktalarında satılabiliyor. Ancak, bakanlıktan gerekli izinler alınmadan veya aldığı izinden farklı şekilde tüketime sunulan ürünler hakkında, Türkiye'deki ve ithal edilen ülkelerdeki resmi kurumlar nezdinde girişimler yapılıyor.

Açıklamada, lida adlı ürünün izin verilen içerikten farklı bir şekilde piyasaya sürüldüğü yolundaki haber ve reklamlar üzerine, yasal işlem başlatıldığı vurgulandı.

Bakanlık, ürünün ithal edildiği ülke olan Çin'in büyükelçiliği aracılığı ile firma beyanının doğruluğu konusunda yazışma yaptı. İl müdürlüklerine de söz konusu ürünün denetimi konusunda talimat verildi. Dağıtım, satış yerleri ve eczanelerde yapılan denetimler sonucunda, bu ürünle ilgili mevzuata aykırı ifadeler içeren broşür bulunduran firmalara cezai işlem uygulandı. Broşürler piyasadan toplandı.

Kaçak olarak satışı yapılan ürünler ile ilgili olarak da Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ile Gümrük Müsteşarlığı bilgilendirildi.

Sibutramin analizi yapabilen laboratuvarlar belirlenerek, ürün buralara analize gönderildi. Analizler sonuçlanana kadar ürünün satış ve dağıtımı durduruldu. Siburtamin adlı kimyasalın tespiti halinde ise ürünün piyasadan toplatılması, kontrol belgesinin iptali yönünde il müdürlüklerine talimat verildi.

AA

Tuesday, April 17, 2007

SARMISAK VE LİMON

Sarımsak ve Limon Mucizesi

2 Litre limon suyu, 40 diş soyulmuş ve ezilmiş sarımsak, ağzı sıkı kapanan koyu renkli veya
üzeri kağıtla kapatılmış bir kavanoz lazım. Limonların suyunu iyice sıkıp kavanoza doldurunuz, soyulmuş
40 diş orta boy sarımsağı yıkamadan ve ezerek limonun i çine atıp kavanozun kapağını kapatıyoruz,
25 gün boyunca normal ılık bir yerde saklanıp her g ün çalkanacak, (sarımsaklar iyice erimiş olacak)
25 gün sonra kavanozu açıp her sabah a ç karnına yarım veya içebiliyorsa bir çay bardağı içiyoruz
kavanoz bitene kadar içilecek, kapa ğı hep kapalı olacak, kavanoza asla su, şeker v.b. karıştırılmayacak
ancak çay bardağına aldığınız kısmını dilersek sulandırarak i çebiliyoruz bunu içtikten sonra
en az yarım saat bir şey yiyip içilmeyecek, yarım saat geçtikten sonra kahvalt ı yapılacak
mümkünse her sabah aynı saatte içilecek.
% 100 KANITLANMIŞ YARARLARI

1-Tüm damar iltihapları (vaskülir) tedavi ediyor, tıkanan damarları a çıyor,
damar sertliklerini ve hipertansiyonu önlüyor

2-Kollestrol ve lipidi düş ürüyor zararlı yağların yakılmasını sağlıyor, kilo verdiriyor (bazal metabolizmayı hızlandırıp
yağların yakılmasını sağladığı için iştahı a çıyor bu dönemde diyete dikkat etmek gerekiyor) şekeri d üşürüyor,
pankreasın yenilemesini sağlıyor.

3-Böbrek ve safra taşlarını eritiyor idrar söktürüyor vücuttaki şişkinlik ve tüm dokulardan ödemi kaldırıyor.

4-Helycobeacter pylori adlı ülser mikrobunu öldürerek mide ve on iki parmak bağırsağı ülserinin kesin tedavisini yapıyor.

5-Tüm romotizmal iltihabı önleyip, her tür romotizmal ağrıları dindiriyor, kireçlenmeyi önlüyor, eklem düzeylerinin

yenilenmesini sağlıyor her türlü ağrıyı kesiyor.

6-Beyin hücreleri ve tüm sinir sistemlerinin yenilenmesini sağlıyor sinirdeki aksiyon potansiyelini d üzenleyip ileri-refleks

hızını artırıyor, felçlere ve VERTİGO'da fayda veriyor.

7-Vücudun bağışıklık sistemini son derece kuvvetlendiriyor ve her türlü alerjiyi özellikle damarsal kökenli ve strese bağlı

cilt alerjilerini kökünden kesiyor, kansere karış tüm vücudu koruyor.

N O T:
İlacı hazırlayanın babasının koroner by-pass ile üç damar ı değişecekken bu ilaç sayesinde %100 tıkalı damarları açılmış

ilaç hazırlandıktan sonra sarımsaklar erir, koku etrafa yayılmaz. Kullanan üç kişi ile görüştüm hep son derece memnun

olduklarını adeta gençlik iksiri olduğunu söylüyorlar. Bunu ilk defa Rus doktorlar bulmuş ve uygulamışlar şimdi
ABD'de uygulanmaya başlamış, tıp de devrim yaratacağı söyleniyor ve sarımsak limon karışımından oluşan maddelerin

kimyasal yapısı çözülmeye çalışılıyor.

Dr. Sencer TEPE
Sağlık Bakanlığı Daire Başkanı




kaynak

Sunday, April 15, 2007

LAVANTA

Karaciğer metabolizmasının sağlıksız çalışmasından dolayı yükselen enzim değerlerinin kısa zamanda kontrol altına alınmasında ve tekrar kısa zamanda normal değerlerine indirilmesinde lavanta kürü bulunmaz bir nimet... Özellikle, Hepatit-B ve Hepatit-C virüslerinin aktive olabilmelerine karşı, karaciğer metabolizmasının sağlıklı çalışmasını ve güçlü kalmasını sağlayabiliyor. Sağlıklı ve güçlü çalışan karaciğer metabolizması, karaciğer bağışıklık sisteminin de güçlü olduğunu gösterir. Böylece virüsler bastırılarak faaliyete geçmeleri önlenmiş olabiliyordu. Sonuçta, lavanta kürünün, bu virüslerin karaciğer dokusunda kansere veya siroza dönüşme riskine karşı da mükemmel bir önleyici rolünün olabileceği gerçeğini de ortaya koymakta idi. Karaciğer metabolizmasının düzenli çalışmasında lavantanın çiçeklerinde bulunan 1,8 cineole, delta-3-carene ve herniarin ağırlıklı olarak etkili olurken, yapraklarının içerdiği beta-pinene�de karaciğer enfeksiyonuna karşı adeta tabii bir antibiyotik olarak görev yapmaktadır. Lavantanın yapraklarında bulunan bornyl-acetate etkin maddesi antiviral olarak görev yapan en az sekiz tane etkin maddeden bir tanesi. Bu amaçla kullanılacak olan lavantanın bir yıldan daha fazla beklememiş olmasına özen gösteriniz. Aktarlardan alınacak olan lavantanın sadece çiçeklerinin değil eşit oranlarda yapraklarının da bulunması gerektiğine özen gösteriniz. Aktarlarda lavanta yağı da satılmaktadır. Bu amaçla lavantanın yağı daha da etkili olur düşüncesiyle kesinlikle kullanmayınız. Lavanta kürünün uygulanması esnasında, lavantanın çiçeklerinde bulunan lavandulol ve dihydrocoumarin ile yine yapraklarında bulunan cedrene, alpha-humulene ve alpha-cadinene maddelerinin aynı anda bulunmaları lavantanın etkili olmasındaki temeli oluşturmaktadır.

Hepatit-C nin sebep olabileceği karaciğer kanserine dönüşme riskini büyük bir ölçüde önleyen etkin maddelerden bir tanesi de lavantanın içerdiği ursolic acid fonksiyonel maddesidir. Değerli okuyucu, yeri gelmişken önemli bir noktayı hatırlatmayı uygun buluyorum, hangi bitki olursa olsun, içerdiği önemli bir etkin madde tek başına veya saf halde istenilen ölçüde veya doğrultuda faydalı olmayabilir. Çünkü, o etkin maddenin metabolizmada istenilen başarıyı sağlayabilmesi için, bitkinin içerdiği diğer yardımcı etkin maddelere, medyatör maddelere ve birinci derecede fonksiyonel olan etkin maddenin işlevini artırabilmek için segonder maddelere de ihtiyaç vardır. Uygulanan bitkisel yardımcı (destekleyici) tedavide sadece etkin maddeyi düşünmemek gerekir. Bu anlamda, kullanılan bitkiyi bir bütün olarak değerlendirmek gerekir. Önemli olan diğer bir hususta kullanılacak olan bitkinin hangi kısımlarının kullanılacağı, ne müddetle demleneceği, ne zaman ve nasıl içileceği ve de ne kadar süreyle hangi aralıklarla uygulanacağıdır.

Derideki bazı rahatsızlıkların nedeni karaciğerden kaynaklanmaktadır. Lavanta kürü aynı zamanda, halk arasında ala hastalığı olarak bilinen vitiligo, sedef ve deride ileri yaşlarda oluşan yaşlılık lekelerine karşı da önleyici rol oynamakta ve de bu hastalıkların tedavisinde de önemli bir yardımcı ve destekleyicidir. Lavanta, saç dökülmesine karşı da çok etkilidir. Ancak, bu konudaki uygulama dıştan olup, hazırlanması tamamen farklıdır. Saç dökülmesine karşı uygulanacak kür için Kür 2 ye bakınız.

Lavanta kürünün başarı oranını çok daha fazla yükseltmek ve daha hızlı bir biçimde sonuca ulaşabilmek için beslenme şeklinize dikkat ederek bazı takviye uygulamalarda yapabilirsiniz. İşte bunlardan bazıları, hergün öğle yemeklerinden yarım saat önce hiç bir şey ilave etmeden tüketeceğiniz bir porsiyon preslenmiş çilek lapası, karaciğer yetmezliğine karşı önemli bir takviye oluşturur. Preslenmiş çilek lâpası, çileklerin çatalla veya kaşıkla iyice ezilerek hazırlanmasıdır. Ezme işlemi tamamlandıktan sonra fazla bekletmeden tüketilmesi gerekir. Tüketeceğiniz çileklerin hormonsuz olmasına özen gösteriniz. Genel olarak, karaciğer metabolizmasının sağlıklı ve düzenli çalışmasında enginarın katkısı yabana atılmayacak kadar büyüktür. Haftada iki-üç defa bir porsiyon, az suda haşlanmış (dilimlenmiş olarak) enginar tüketmek. Tuzlamayınız ve porsiyon başına bir çorba kaşığından fazla sıvı yağ kullanmayınız. Var ise, artakalan haşlama suyunu içiniz. Taze kayısının karaciğerin dostu olduğunu unutmayınız. Buradan, lavanta kürünün başarılı olabilmesi için mutlaka yukarıda bahsetmiş olduğum beslenme şekline uymak şarttır diye bir sonuç çıkartmayınız. Beslenme şeklinin uygulanmasında karaciğerin yükü hafiflemekte ve karaciğer daha rahat çalışmaktadır.
Değerli okuyucu, karaciğer yetmezliği, kronik karaciğer enfeksiyonu veya hepatit-B veya da hepatit-C şikâyeti olanların beslenmelerinde aflatoksin içeren besinlerden de mutlaka uzak durmaları gerekir. Nedir, aflatoksin? Aflatoksin, Aspergillus flavus adı verilen bir mantarın salgıladığı zehirdir (toksin). Örneğin, ekmeğin üzerinde oluşan yeşilimsi küf, aflatoksine verilebilecek en güzel örnektir. Nemli veya uygun olmayan koşullarda ve ortamlarda depolanmış buğdayın, fıstığın, biberin veya fındığın üzerinde oluşabilen mantarın salgıladığı küf, aflatoksine örnektir. Bir başka örnek, uygun olmayan şartlarda ve ortamlarda saklanan elmanın üzerinde de küf olarak adlandırabileceğimiz mantar oluşabilmekte ve patulin adı verilen zehiri (toksini) salgılamaktadır. Gerek aflatoksin ve gerekse de patulin karaciğer kanserinin oluşumunda etkin rol oynayan maddelerdir. Ekmeğin üzerinde oluşmuş küf (mantar) var ise, ekmeğin tamamının hiç bir şeklide tüketilmemesi gerekir. Çünkü, ekmeğin yüzeyinde oluşmuş olan mantarın kökleri, gözle tesbit edilemeyecek kadar ekmeğin içine doğru yayılmıştır. Küflü bölgeyi bıçakla kesip atmak, geri kalanını tüketmek çözüm değildir. Aynı şekilde üzerinde mantar oluşmuş tüm sebze veya meyve çeşitlerini hiç bir şeklide kullanmayınız. Unutmayınızki, bir besini pişirmekle de içerdiği aflatoksini yok etmek mümkün değildir. Kısaca, aflatoksin pişirilme esnasında yok olmaz. Küflü ekmeklerinizi hayvanlara da kesinlikle vermeyiniz. Küf (mantar) içeren bir ekmeği sütünden istifade ettiğiniz bir hayvana verirseniz, hem hayvanın sağlığını olumsuz etkilersiniz, hem de sütünü içtiğiniz taktirde de aflatoksin size geri dönmüş olur. Küf içeren ekmeği, en doğrusu toprağa gömmektir. Sonuç olarak, üzerinde mantar oluşmuş besinlerin (tahıl, sebze, meyve, ekmek gibi) hiç bir şekilde tüketilmemesi gerekir. Özellikle, karaciğer metabolizması sağlıklı çalışmayan ların sebze, meyve ve tahıl tüketimlerinde tazeliğe önem vermelerini öneririm. Besicilik yapanların, büyükbaş hayvanlara verdikleri yemleri mantar oluşumuna fırsat vermeyecek bir şekilde uygun şartlarda korumaları gerekir. Doksanlı yılların ortalarında Avrupaya ihraç edilen kırmızı pul biberimizde aflatoksin bulunduğundan dolayı uzun müddet bu biberimizin ihracatı yapılamamış idi. Çünkü, toplanan kırmızı biberler uygun olmayan depolama koşullarında bekletilirken üzerinde oluşan mantar, aflatoksin salgılamıştı.
Aflatoksinin varlığı yakın bir geçmişte, ilk defa 1960 yılında ortaya konmuştur. İngiltere�de, 1960 yılında bir defada ani olarak yüzbinin üzerinde tavuk ölmüştür. Yapılan araştırma ve soruşturmaların sonucunda, İngiltere�nin o yıl Brezilya�dan tavuk yemi olarak ithal ettiği fındık ununun aflatoksin içerdiğini ortaya koymuş idi. Bu felâketin sonucunda da aflatoksin adı verilen zehir, ilk defa ortaya o yıllarda konmuş oldu.

Karaciğer yetmezliğine ve Hepatit-B virüsünün bastırılmasına karşı önermiş olduğum lavanta kürü, Hepatit-C ye karşı oldukça zayıf kalıyordu. Bu nedenle, Hepatit-C yi de kapsayan yeni bir lavanta kürünün uygulama şeklini geliştirmem ve de optimize etmem gerekiyordu. Aşağıda Kür 1 de vermiş olduğum lavanta kürü hem Hepatit-B ye hem Hepatit-C ye hem de genel karaciğer yetmezliğine karşı geliştirmiş olduğum kürdür. Bu kürün hazırlanması ve uygulaması çok daha kolaydır. Ancak, dört dakikalık demleme süresi tamamlandıktan hemen sonra fazla bekletmeden süzülmesi gerekmektedir. Kesinlikle şarttır.

Karaciğer Rahatsızlıklarında Beslenmenin Önemi
Seksenli yılların başına kadar karaciğer ile ilgili rahatsızlıklarda beslenmenin önemli olduğu savunulurdu. Ancak, son yıllarda bunun geçerli olmadığı savunulmaya başlandı. Özellikle de �canınız ne çekiyorsa onu tüketebilirsiniz� görüşü hakim olmaya başladı. Beslenme üzerine yazılmış bazı kitaplarda da (yabancı dilden tercüme edilmiş), �dilediğinizi yiyebilirsiniz� şeklinde önerilerde bulunulmaktadır. Ben bu görüşe kesinlikle katılmıyorum. Çünkü, beslenmenin, karaciğer rahatsızlıklarında çok önemli olduğuna inanıyorum. Bazı bitkisel kürlerin de sağlıksız karaciğer metabolizmasının tekrar sağlıklı çalışmasında, vazgeçilmez olduklarına inanıyorum. Beslenmede aşırı yağlı yemeklerden uzak durulması gerekir. Özellikle lavanta kürüne ilaveten

-çilek lapası,
-kereviz,
-enginar,
-taze kayısı

tüketimi önemlidir. Bu konuda ilgili bölümleri okuyunuz. Lavanta kürünü uygularken kereviz ve enginar kürünü aynı zamanda uygulamayınız. Lavanta kürü tamamlandıktan üç gün sonra enginar veya kereviz kürünü uygulayabilirsiniz.

Değerli okuyucu, aktarlarda lavanta yağı da satılmaktadır. Kesinlikle bu amaçla lavanta yağı kullanmayınız. Lavanta yağı çok güçlüdür ve bazı durumlarda sadece haricen kullanılır. Kesinlikle lavanta yağı daha faydalı olur diye, dahili olarak kullanmayınız.

KAYNAK

Friday, April 6, 2007

LİMON

limon kabuğunun faydaları

limon kabuğunun tahmin edilenin çok üzerinde sayısız önemli etkileri vardır.Bunlardan bazıları aşağıda listelenmiş olarak bulunabilir..

-sakinlik verici etkisi vardır
-mide asiditesini giderir
-kanı sulandırır
-kandaki alyuvarları canlandırır
-saç kırılması ve dökülmesini önler..
-iştahsızlık ve dermansızlıkta faydalıdır
-karaciğeri ve safra kesesini çalıştırır
-kolesterolü düşürür
-böbrek fonksiyonları güçlendiri
-balgamın sökülmesini kolaylaştırır
-romatizma ağrılarına iyi gelir
-mideyi güçlendirir
-hazımsızlığı giderir
-idrar söktürücü özelliği vardır
-böbreklerde ve mesanede bulunan kumların dökülmesini kolaylaştırır
-baş dönmesi ve damar tıkanıklığında kullanılır
-kusmayı keser
-gıda zehirlenmelerini engelleR




Recai YAHYAOĞLU - info@tamtip.com 2006-08-22





Ilık limonlu suyun zayıflatıcı herhangi bir etkisi yoktur. Şişmanlıkta, vücuttaki yağ dokusu fazladır. Düşük kalorili besinler alındığında, vücut, enerji açığını bu fazla yağı yakarak kapatır. Ayrıca hiçbir yiyeceğin, özellikle de limonun yağ eritme gibi bir özelliği olması mümkün değildir. Bu nedenle limon yiyerek veya limon suyu içerek, vücudumuzdaki fazla kiloları veremeyiz. Kendiniz de küçük bir deney yaparak limonun yağ eritici özelliği olmadığını anlayabilirsiniz. Bir su bardağı ılık suya bol limon sıkın ve içine küçük bir parça hayvansal yağ koyun (örneğin et yağını) ve bekleyin, erimediğini siz de göreceksiniz. Ancak limonun tok tutucu özelliğinin olması ve C vitamini içermesi nedeniyle zayıflama diyetlerinde kullanımında bir sakınca yoktur.
KAYNAK

Tuesday, March 6, 2007

LAHANA

Beyaz lahana; kapağı kapalı tencerede 3-4 yaprak, 3 bardak su ile 10 dk.haşlanır. Sabah, öğle, akşam birer bardak 5 gün içilir. 3 gün ara verilir, 5 gün daha içilir. (tabii her gün taze olarak hazırlanır.) Bu işlem detoks ve kilo verme amacıyla; 3 ayda bir tekrar edilir.