Showing posts with label H. Show all posts
Showing posts with label H. Show all posts

Friday, September 12, 2008

HURMA

hurmanın faydalarını biliyor musunuz?

Son yıllarda yapılan araştırmalar, hurmanın kalp damar hastalıklarından ve kanserden korunmada etkin rol oynadığını gösteriyor. Peki, hurmanın faydalarını biliyor musunuz?

Sema Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hayrettin Mutlu, hurmanın lif, mineral ve fenol açısından çok zengin olduğunu ayrıca sodyum, potasyum, magnezyum, kalsiyum, demir, fosfat gibi mineralleri de barındırdığını söyledi. Hurmanın birçok faydası bulunduğunu belirten Mutlu; düzenli olarak tüketildiğinde kansere ve kalp damar hastalıklarına karşı koruyucu özellik taşıdığını sözlerine ekledi.

Hurma;
� Protein içerir.
� Protein, yağ ve karbonhidrat (üçünü bir arada ) içeren tek meyvedir.
� Vücudun yaşlanma belirtilerini azaltır.
� Saf hurma cildi besler, hamilelik ve güneş lekelerini yok eder.
� İçerdiği demir sayesinde, kansızlığa iyi gelir.
� B1, B2 vitaminlerinin bir arada bulunmasından dolayı karaciğeri kuvvetlendirir.
� Boğaz ağrısına, öksürüğe iyi gelir.
� Kansere ve kalp damar hastalıklarına karşı koruyucudur.
� İçerdiği bol fosfor ve kalsiyum ile kemik hastalıklarına karşı koruyucu özellik taşır.

Orucun hurma ile açılması halinde, oruçtan dolayı insanın üzerinde oluşan halsizliği de içerdiği şeker oranı sayesinde hemen gidermektedir.

Sadece Ramazan’da yemeyin, her zaman tüketin!
Hayrettin Mutlu Ramazan sofralarının meyvesi olarak bilinene hurma, hâlbuki her zaman tüketilmesi gereken bir yiyecek. Şeker oranı yüksek olmasına rağmen kilo aldırmayan bir yapıya sahip. Özellikle suda çözünebilir lif içeriği yüksek olması, hurmanın sindirim sistemi rahatsızlıklarını (kabızlık, gaz vb) önlemeye ve gidermeye yardımcı olduğunu ve günlük hayatın getirdiği stres ve yoğun temponun verdiği yorgunluktan kurtulmak için her gün hurma yemenizde fayda var dedi.

haber 7 com

Thursday, June 14, 2007

ETKİN BİR HAFIZA ÖĞRENMEVE MUTLULUK İÇİN

Beynimiz vücudumuzun küçük bir bölümünü oluştursa da, yiyeceklerle alınan enerjinin yüzde yirmisini harcar. Belirli yiyecekler algılama yeteneğimizi arttırır, daha verimli yapar, daha hızlı düşünmemizi ve dikkatimizi daha iyi vermemizi sağlar.

BELLEK

HAVUÇ: Hatırlama yeteneğimizi arttırır, çünkü havuç beyin metabolizmasını canlandırır. Bir şey ezberlerken bir ufak tabak sıvı yağlı havuç salatası yiyin.

ANANAS: Tiyatro sanatçılarının ve müzisyenlerin ihtiyacı olan bir meyvedir. Örneğin uzun bir metin ezberleyebilmek için fazla miktarda C vitaminine ihtiyaç vardır. Ayrıca önemli bir eser halinde element olan mangan içerir.

AVOKADO: Kısa süreli bellek içindir (Örneğin alışveriş listesini yaparken). Fazla miktarda yağ asidi içerir. Yarım avokado yeterlidir.

MUTLULUK

KIRMIZI BİBER: Ne kadar acı olursa o kadar iyidir. Aroma maddeleri vücudun kendi mutluluk hormonu endorphinin salgılanmasını hareketlendirir. En iyisi çiğ yenmeli.

ÇİLEK: Stresi giderir. Lifli maddesi mutluluk verir. Dozu en az 150 gram.

MUZ: Sırrı serotonin. Bu maddeye beynimizin mutlu olması için ihtiyacı vardır.

ÖĞRENME

LAHANA: Sinirliliği giderir (tiroit bezlerinin aktivitesini yavaşlattığı için). Daha stressiz öğrenilir (örneğin sınav öncesi).

LİMON: C vitamininden dolayı canlandırır, algılama yeteneğini artırır. Dil öğrenme kursundan önce 1 bardak limon suyu için.

YABAN MERSİNİ: Uzun süreli bir öğrenmede ideal bir meyvedir. Beynin kanla daha iyi beslenmesini sağlar.

Tuesday, May 22, 2007

HAMİLELİK

Hamile kalan kadınlar en çok fiziğinde meydana gelen değişikliklerin kalıcı olmasından korkuyor. Uzmanlar, bu korkunun yersiz olduğunu söylüyor, sabredin diyor. Hollywood'un ünlü yıldızları doğumun ardından sanki hiç hamile kalmamış gibi eski hallerine dönüyor. Tek yaptıkları sabırla vücutlarının toparlanmasını beklemek ..
Dünya starları Kate Hudson, Heidi Klum ve Angelina Jolie gibi ünlüler; yalnızca hamilelik dönemlerinde harika görünmekle kalmıyor, doğum yapar yapmaz vücutlarına sihirli bir değnek dokunmuş gibi eski haline dönüyor. İyi ama hamilelik geçirip üstüne de bebek emzirdikten sonra bir kadın, vücudundaki değişiklikleri göstermemeyi nasıl başarabilir?
Çatlaklar, sarkık göğüsler... Cosmopolitan dergisinin hamileliğin vücuttaki etkileri üzerine yaptığı araştırmaya göre; değişikliklerin bazıları korkutucu gelse de, çoğu kadın bu değişikliklerin yalnızca bir kısmını yaşıyor ve birkaç ay içinde normal veya normale yakın hallerine dönüyor.

YÜZDEKİ GEBELİK MASKESİ GEÇİCİ
Muhtemelen 'hamilelik ışıltısı' denilen şeyi duymuşsunuzdur. Hamileyken kan hacmi yüzde 40 oranında artar ve bu yüzden çoğu kadının cildi allık sürülmüş gibi görünür. Ancak östrojen fazlalığı yüz ve vücutta sivilce yapabilir, neyse ki bunlar doğumdan sonra çoğunlukla altı haftada yok olur. Hamilelikte, yüzdeki 'T' bölgesine yayılan ve hormonal değişikliklerin sebep olduğu soluk bronz bir maske görünümündeki 'gebelik maskesi' daha inatçıdır. Illinois Üniversitesi'nden öğretim üyesi olan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Suzanne Trupin, "Kadınların yüzde 70'inde bu durum geçicidir, çoğunlukla doğumdan birkaç hafta sonra yok olur. Ancak kadınların yüzde 25'inde pigmentasyon lekeleri kalır" diyor. Bir başka rahatsız edici etkiyse uykusuz kalmış gibi daha yaşlı bir görünüme sahip olmak. Yüzünden çok kilo alıp hızla veren kadınların doğum sonrası kolajen seviyeleri düştüğünden kırışıklıkları artabilir ama neyse ki kolajen seviyesi kendini çabuk toplar.

PROBLEM: GENLEŞEN KARIN
Hamilelikteki en büyük kayıp karın bölgesindedir. Çok fazla esneme olur ve hamilelikte 16 kilodan fazla kilo almış kadınlar için göbek kaslarında bir ayrılma hissedilir. Sonuç, çoğunlukla kendiliğinden iyileşen acısız bir şişkinliktir. 'Siz ve Bebeğiniz' kitabının yazarı Dr. Laura Riley'e göre en ince annelerde bile hamilelikte alt göbekte biriken yağları atmak çok zor. Çok sıkı bir karna sahip kadınlarda ise bu yükten kurtulmak daha olası. Bir de 'Strias' adı verilen kırmızımsı esneme izleri, çoğunlukla karnın alt kısmına ve göğüslere yerleşir. Dr. Trupin'e göre; ne kadar kilo alınırsa, bunların oluşma ihtimali de o kadar artar. Lazer uygulamaları ve zaman bunların solmasını sağlamasa da izler kalıcıdır.

KALÇALAR VE BASENLER TOPARLANIR
Kalça ve basen bölgesindeki değişiklikler nispeten daha azdır ve kısa sürelidir. Öncelikle 'relaksin' adı verilen hormon, doğum için basen bölgenizin bir miktar yayılmasına sebep olur. Basendeki bu gevşemenin bir kısmı kalıcı olsa da, genellikle doğumdan altı hafta sonra eski haline kavuşur. Kalçalar ise çoğunlukla eskisi gibi görünecektir ancak Kadın Doğum Uzmanı Judith Reichman, "Yağları erittiğinizde, dağılım eşit olmaz ve çukurluğa sebep olur" diyor.

ÜÇ AY SONRA İDRAR YOLLARI DÜZELİYOR
Doğumdan sonra hemen tüm kadınlar, cinsel organının esneklik kazandığını belirtir. Kadın Doğum Doktoru Lorraine Chrisomalis, "Çoğu kadın sıkılığını yeniden kazanıyor. Kegel egzersizleri yapmak vajina bölgesi kaslarının sıkılaşmasına yardımcı olabilir" diyerek kadınları rahatlatıyor. Diğer bir durum da idrar yolu ve mesane konumunun değişmesi: Bu kayma kadınların üçte ikisinin öksürürken veya gülerken altlarına kaçırmalarına veya gaz çıkarmasına sebep olabiliyor. Doğumdan üç ay sonra bu istatistik beş kadından bire düşüyor ve altı aydan sonra hayli nadir rastlanıyor.

DEĞİŞEN GÖĞÜSLER SİZİ KORKUTMASIN
Sonunda size iyi bir şeyler söyleyebileceğimiz için mutluyuz: Hamilelikte göğüslerdeki süt bezlerinin adedi artar ve bu da göğüs çevresini 4 cm'e kadar genişletebilir. Kan damarları belirginleşir, pigment değişiklikleri göğüs uçlarını koyulaşmasına sebep olabilir. Bazı şanslı kadınlar ise ünlü yıldız Salma Hayek gibi göğüslerini koruyabilir. Gerçi bu kişiler çoğunlukla hamilelik kilosunu atamayanlardır. Küçük göğüslü kadınlarda bazen göğüs bölgesi düzleşir. Büyük göğüslü kadınların ve özellikle de emzirenlerin, göğüslerinde biraz sarkma olabilir.

AYAKTAKİ ŞİŞLİKLER İNER
Göğüslerde olan damar belirginleşmesinin benzeri ve hatta daha kötüsü ayaklarda olabilir. Dr. Trupin'e göre; genel olarak varise eğilimli kadınlar ayakları üzerinde mavi kurtçuklar görebilir. Zamanla miktarları azalabilir ancak yaşam boyu kalıcıdırlar. Vücuttaki su tutulumu, şişkinliğe sebep olarak bilekleri neredeyse görünmez hale getirir ve küçük ayakları şişme botlara dönüştürebilir. Bilekler doğumdan birkaç hafta sonra normal haline dönerken, birçok kadının ayakkabı numarası kalıcı olarak bir numara büyüyor.
(Sabah)

Tuesday, May 1, 2007

HİNDİSTAN CEVİZİ

Hindistancevizi: Srilanka, Malezya ve Afrika ülkelerinde yetiştirilir. Baharat olarak kullanılan, bilinen Hindistancevizi meyvesinden farklıdır. Küçük hindistancevizi olarak anılır fakat tamâmen farklı olan bir bitkidir. Tropik bölgelerde (Moluk Adaları) yetişir. Yaz ve kış yeşil olur. 10 m yüksekliğindedir. Avrupalılar buna muskatcevizi de derler. Çünkü Avrupa�ya eskiden Arabistan limanlarından Muskat�tan gönderilirdi. Tohumları tıpta kullanılır. Meyveleri kapsül biçimdedir. Her kapsül irice bir tohum ihtivâ eder. Tohumun içinde �arillus� denilen ağsı bir örtü vardır. Tohumları ve etli olan aril denilen kısmı kullanılır. Tohumları miristisin, uçucu yağ, nişasta ihtivâ eder. Aromatik kokusundan dolayı bâzı ilaçların bileşimine girer. Sindirim kolaylaştırıcı ve gaz söktürücü etkisi vardır. Bu sebeple bilhassa küçük çocuklara verilir. Etli kısmı da aromatik kokuludur. Yüksek dozları zehirlidir. Türkiye'de yılda 1500 ton civarında tüketilir. Tatlı ve pastacılarda yoğun olarak kullanılır.

Friday, April 20, 2007

HAVLICAN


• Öksürük kesici ve uyarıcı bir baharattır.
• Ağız kokusunu giderir, sindirimi kolaylaştırır, gazı dağıtır, balgamı ortadan kaldırır.
• Kapha ve Vata beden tiplere faydalıdır.
• Romatoid artritte kullanılır.
• Cinsel birleşmedeki erken boşalmayı önler.
• Altını ıslatan çocuklar için kullanılır.
• Kullanımı pek yaygın değildir.


Havlıcan: (Alpinia officinarum)
Galgant

Bir çenekliler sinifinin Zencefilgiller familyasindan güzel çiçekli, itirli, çok yillik, otsu bitkidir. Diger ismi galangal veya Çin zencefilidir. Toprak üstü saplari çok fazla dallanmis rizomlardan (kök saplarindan) çikar, ilâve saplari da olabilir. Bir metreden fazla yüksekligi vardir. Kirmizi çizgili, çiçekleri beyaz yapraklari bulunur. Havlican çok cazip çiçeklerinin ve kokusunun güzelligi sebebiyle aranan bir bitkidir.
Kullanildigi yerler: Kurutulmus rizomlari hamur islerinde kullanilir. Bu rizomlardan elde edilen yag sari sividir. Serinletici olup, kâfur benzeri kokuya sâhiptir. Kurutulmus rizomlari ve türevleri acimtrak aromalidir. Havlican kökü, mesrubatlarda, dondurma, sekerlemeler, tarim ürünleri, çikolata çesitlerinde kullanilabilir. Rizomlari ayrica zencefil gibi baharat olarak da kullanilir. Tibbî faydasinin çok oldugu bilinmektedir. Kaynatilan suyu bir miktar içilirse mîde agrilarina, romatizma ve kulunca iyi gelir. Bel gevsekligi, çocuklarin yatagi kirletmesini önler. Balgam söktürür, tükürük ifrâzâtini arttirir. Agiz kokusunu giderir. Mafsal agrilarina ve mîde eksimesine iyi gelir.
http://www.bahce.biz/bitki/baharat/baharatlar/havlican.htm






Recai YAHYAOĞLU - info@tamtip.com 2004-08-11

Wednesday, April 18, 2007

HÜNNAP


Meyveleri tamâmen olgunlaştıktan sonra toplanır ve güneşte kurutulur. Meyvelerinde seker, tanin ve müsilajli maddeler bulunmaktadır.Çok eskiden beri yumuşatıcı, balgam ve idrar söktürücü ve kabız edici olarak kullanılmaktadır.
KAYNAK

HAŞHAŞ

Kullanıldığı yerler:
Bitkinin kullanılan kısımları ham meyvelerinin çizilmesi ile elde edilen afyon, kurutulmuş ham meyveler, yapraklar, tohumları ve tohumlarından elde edilen yağıdır. Haşhaş yaprağı elde edildiği alt türe ve gövdedeki yerine göre sekli az çok değişir. Bilhassa hâricen kullanılan bâzı merhemlerin bileşimine girer ve ağrı dindiricidir. Haşhaşbaşı, haşhaşın olgunlaşmasından, sütlüyken toplanan ve kurutulan, tohumları çıkarılan kapsül meyveleridir. Bileşiminde toplanma zamanına göre değişen afyon alkaloitleri vardır. Harici ağrı dindirici olarak, özellikle diş hekimliğinde kullanılır. Tohumlarının yağı ise, tohumları soğukta tazyik edilmesi sûretiyle elde edilen yağdır. Soğukta elde edilen yağın bileşiminde asitler az, sıcakta elde edilen yağın ise asitleri fazladır. Soğukta elde edilen yağ, bâzı merhemlerin bileşimine girer. Sıcakta elde edilen yağ, yemek yağı ve sanayide sabun yapımında kullanılır. İçerdiği zehirli maddeler dolayısıyla, hekim kontrolü ve tavsiyesi olmadan kesinlikle kullanılmamalıdır.

Sunday, April 15, 2007

HAVUÇ

Satın aldığınız havuçların taze ve olgunlaşmış olmasına mutlaka özen gösteriniz. Kolay bükülebilen veya tazeliğini kayıp etmiş olan havuçları satın almayınız. Kolayca eğilebilenler tazeliğini yitirmiş olanlardır. Tam olgunlaşmadan (genç) toplanmış olan küçük havuçlarda şeker oranı yüksektir (yaklaşık %6). Havuç olgunlaştıkça içerdiği şeker oranıda azalır. Havucun rengi ne kadar güçlü ise içerdiği beta-karoten maddesi de o kadar fazladır. A-vitamini (retinol) ihtiyacımızı genel olarak hayvansal besinlerden alırız. Bitkilerde moleküler yapıları birbirlerinden farklı çok çeşitli karotenler vardır. Karotenler, A-vitamininin ön basamaklarıdır. Bunlardan molekül yapıları uygun olanlar, insan vücudunda kısmen A-vitaminine dönüştürülürler. Bu dönüşüm için molekül yapısı en uygun olan karoten, beta karotendir.

Unutkanlığa karşı havucun gücü bulunmaz bir nimet... Ancak, bu amaç için yemeklerde bolca havuç kullanmak veya salatada, örneğin redelenmiş havuç kullanmak çözüm değildir. Bu şekilde havuç�un sadece besin değerlerinden istifade etmiş olunur. Unutkanlığa karşı havuçun aşağıda belirtildiği kullanma şekline mutlaka uyulması gerekir. Aksi taktirde sonuç almak mümkün değildir. Bu kitapta belirtilen tüm kullanma şekillerine mutlaka uyulması gerekir. Salatada kullanılan havucun hiç mi faydası yok, diye sorarsanız, tabiki var. Ancak, istenilen düzeyde ve güçte değildir. Bu durum diğer bütün sebzeler ve bitkiler için de geçerlidir. Değerli okuyucu, taze sıkılmış havuç suyu kürünün tüketim zamanı da oldukça önemlidir. Örneğin, sabah aç karna veya öğle yemeğinden sonra içilmesi tamamen farklıdır. Özellikle unutkanlığa ve Alzheimer hastalığına karşı kullanılırken akşam yemeklerinden en az iki sonra içilmesinin arkasında yatan nedenlerden bir tanesi, beyinde üretilen bazı hormonların durumundan dolayıdır.

Menopoz dönemindeki bayanların östrojen hormonu dengelenmesinde TSHS kürünün olumlu etkisi dikkate değer ölçüde etkilidir. Bu konuda en az dokuz tane etkin madde içermekte olup,TSHS nun içerdiği apigenin, beta-sitosterol, coumarin ve özellikle de diosgenin maddesi doğrudan östrojenik etki yapmaktadır.

Derimizi ve cildimizi, hem korumak hem de direncini artırmak için TSHS kürü tabiatananın insana sunduğu mükemmel bir imkândır. Güneş ışığında bulunan UV- ışığına karşı (sunscreen) deriyi güçlendiren ve koruyan bir çok etkin madde içermektedir. Chlorogenic acid ve alpha-amyrin bunlara sadece iki örnektir. Spesifik olarak deri enflamasyonuna karşı (antidermatitis) öylesine güçlü etkin maddeler içerir ki, deriyi enflamasyonlara karşı adeta zırh gibi korur. TSHS bununla da kalmayıp derideki mantarlara karşı da (fungicide) çok sayıda etkin madde içermektedir. Ciltleri hasas olanlar veya derileri basit bir kaşımayla kolay tahriş olanlar TSHS kürünü uygulamakla bu şikâyetlerinden nasıl kurtulduklarını hayretle gözleyebilirler. Ciltlerinde akne şikâyeti olanlar için de TSHS kürü mükemmel bir yardımcıdır. Hekiminizin derideki mantara karşı verdiği ilacı kullanırken berberinde,TSHS kürü mükemmel bir takviye oluşturacaktır. Mantar ilacı kullanıyorsanız, taze üzümden ve ceviz tükeminden kesin olarak uzak durunuz. Yaz aylarında bol güneş altında kalanların TSHS kürünü uygulamalarında çok büyük faydalar vardır.

Taze sıkılmış havuç suyu (TSHS) kürünün yukarıda belirttiğim özelliklerini öğrendikten sonra, onu mutfağınızdan eksik etmeyeceğinize inanıyorum. TSHS etkisini en erken on-onbeş gün geçtikten sonra göstermektedir. Çünkü, içerdiği bazı etkin maddelerin vücutta belirli bir seviyeye kadar depolanmaları gerekmektedir. Ancak, bundan sonra etkili olmaya başlamaktadır. Bu durum sadece TSHS na özgü bir durum değildir. Kitabımda önerdiğim diğer bazı kürler içinde bu durum aynen böyledir. Yani, uygulanan kürün etkili olabilmesi için öncelikle istenilen düzeyde vücutta depolanmaları gerekmektedir. Bunun nedenleri kitapta yeri geldikçe izah edilmiştir.

Taze sıkılmış havuç suyu kürü, toksin özellikli bir çok ağır metale karşı antidot gücü oluşturabilmektedir. Beslenmemiz esnasında besinler üzerinden eser miktarda da olsa her defasında toksin (zehir) özelliği olan metalleri de vücudumuza almaktayız. Bu ağır metaller gerek yağ dokusunda gerekse de öncelikle akciğer, karaciğer ve böbrekde depolanmaktadırlar. Bu birikimler zaman içerisinde belli bir seviyeye geldikten sonra zararlı olmaya başlamaktadırlar. İşte, TSHS da, zehirli ağır metallere karşı andidot (panzehir) vazifesi gören en az sekiz tane aktif etken madde bulunmaktadır.
Bugün için Alzheimer hastalığını doğrudan tedavi edebilecek bir ilaç henüz geliştirilememiştir. Ancak, Alzheimer hastalığının neden olduğu bazı şikâyetlerin tedavisi mümkün olmaktadır. Ayrıca, Alzheimer hastalığının başladığını tayin edebilecek herhangi bir analiz yöntemi de henüz geliştirilememiştir. Taze sıkılmış havuç suyu kürünün, Alzheimer hastalığını tedavi gücü yaklaşık %30 oranındadır. Bu oranın çok daha yukarılara çekilmesi mümkündür. Bu da ikinci bir bitkinin promotor veya medyatör olarak kullanılması ile mümkün olabilecektir. Tıpkı bu kitapta okuduğunuz kereviz-ıspanak veya ısırgan-ebegümeci veya da maydanoz-tereotu ikili karışım kürleri gibi. Havuç suyunun etkisini daha da artırabilecek, ilave ikinci bitki üzerindeki araştırma çalışmalarım devam etmektir. TSHSK nün yaklaşık %30 oranındaki tedavi gücü, Alzheimer hastalığının başlangıç evresinde olanlar için geçerlidir. Alzheimer hastalığının son evresinde olanlar için tedaviden ziyade, hastalığın ilerlemesini belirgin bir şekilde durdurduğunu gözlemek mümkün olmaktadır. Burada tekrar hatırlatmayı uygun buluyorum, bir hastalığı önlemek onu tedavi etmekten çok daha kolaydır. Havuç kürünü uygulayanlar, sigara tiryakisi iseler, havuç suyu kürünü uygularken bol bol balgam sökerler. Bu anlamda havuç suyu kürü aynı zamanda sigara içenler için iyi bir balgam söktürücüdür. Kalp krizi geçirme riski altında olanlara taze sıkılmış havuç suyu kürünü ihmâl etmemelerini tavsiye ederim. Kalp krizinin oluşmasında birinci sırayı alan en önemli risk faktörleri; damar sertliği, yüksek kolestrol ve yüksek triglyserid�dir. TSHS, damarsertliğine (antiatherosclerotic) karşı en az onüç tane etkin madde içermektedir. Ayrıca, kolestrol düşürücü (hypocholestrolemic) ve triglyseridlere karşı (antitriglyceride) etkin rol oynayan bir çok etkin madde içermektedir. TSHS da bulunan heraclenin maddesi kanın pıhtılaşmasına karşı (antikoagulant) etkin rol oynadığından, kanın damarlarda daha rahat akmasına yardımcı olmakta ve bu sayede kalbin yükünü hafifletebilmektedir.
KAYNAK

Tuesday, April 3, 2007

HURMA

Hurmada bulunan oksitosin maddesi de, modern tıpta doğumu kolaylaştırıcı bir ilaç olarak kullanılmaktadır. Oksitosin, doğumu kolaylaştırıcı etkisi nedeniyle pek çok kaynakta "rapid birth" yani "hızlı doğum" ifadesiyle tanımlanmaktadır. Doğum sonrasında ise anne sütünü artırıcı etkisiyle bilinmektedir. Oksitosin esas olarak beyinde salgılanan, doğum sancılarını başlatan bir hormondur. Doğum öncesi vücudun tüm hazırlıkları bu hormon sayesinde başlar. Hormonun etkisi, ana rahmini oluşturan kaslarda ve anne sütünün salgılanmasını sağlayan kas yapısındaki hücrelerde görülür. Doğum esnasında ana rahminin etkili olarak kasılması doğumun gerçekleşebilmesi için son derece önemlidir. Oksitosin de, rahmi oluşturan kasların çok güçlü bir şekilde kasılmasını sağlar. Ayrıca oksitosin, yeni doğmuş olan bebeğin beslenmesi için anne sütünün salgılanmasını başlatır. Hurmanın tek başına bu özelliği -oksitosin içermesi- bile Kuran'ın Allah'ın vahyi olduğunun önemli bir delilidir. Hurmanın tıbbi olarak faydalarının tespit edilmesi ancak yakın tarihlerde mümkün olmuştur. Halbuki Kuran'da yaklaşık 1400 sene evvel Allah'ın Hz. Meryem'e hamilelik döneminde hurma ile beslenmesini vahyettiği bildirilmektedir.

Ayrıca hurmada insan vücuduna bol miktarda hareket ve ısı enerjisi kazandıran, vücutta parçalanıp kullanılması kolay olan bir şeker türü bulunmaktadır. Üstelik bu şeker kan şekerini hızla yükselten glikoz değil, meyve şekeri fruktozdur. Özellikle şeker hastalarında kan şekerinin hızla yükselmesi, pek çok organı olumsuz olarak etkiler, ancak en çok hasar gören organ ve sistemler göz, böbrekler, kalp-damar sistemi ve sinir sistemidir. Gözde görme kaybına kadar varan rahatsızlıklar, kalp krizi, böbrek yetmezliği gibi pek çok ciddi hastalığın en önemli nedenlerinden biri, kan şekeri yüksekliğidir.

Hurma içerik olarak çok çeşitli vitamin ve minerale sahiptir. Lif, yağ ve proteinler açısından da çok zengindir. Hurmada sodyum, potasyum, kalsiyum, magnezyum, demir, kükürt, fosfor ve klor da bulunmaktadır. Hurma ayrıca A vitamini, betakaroten, B1, B2, B3 ve B6 vitaminlerini de içerir. Hurmada bulunan vitamin ve minerallerin, normal insan vücudunda ve hamilelik zamanlarındaki faydalarından bazılarını ise şöyle sıralayabiliriz:

*Hurmanın besleyici oranının gücü, içerdiği uygun mineral dengesinden kaynaklanmaktadır. Hurmada, hamilelikte kadınların alması gereken bir B vitamini olan folik asit de bulunmaktadır. Folik asit (B9), vücutta yeni kan hücresi yapımında, vücudun yapı taşı olan amino asitlerin yapımında ve hücrelerin yenilenmesinde önemli görevler üstlenen bir vitamindir. Bu yüzden hamilelikte folik asit ihtiyacı belirgin şekilde artar ve günlük ihtiyaç iki katına çıkar. Folik asit seviyesi yetersiz olduğunda yapısal olarak normalden büyük, ancak işlevleri düşük alyuvar hücreleri meydana gelir ve kansızlık belirtileri ortaya çıkar. Özellikle hücre bölünmesinde ve hücrenin genetik yapısının oluşmasında önemli rol oynayan folik asit, hamilelik sırasında gereksinimi iki katına çıkan tek maddedir. Hurma da, folik asit açısından çok zengin bir besin türüdür.

*Öte yandan hamilelikte meydana gelen uzun süreli bulantı ve fiziksel tepkimeler nedeniyle potasyum eksikliği açığa çıkar ve bu durumda da potasyum takviyesi yapılması gerekir. Hurmada bol miktarda bulunan potasyum bu açıdan büyük önem taşıdığı gibi, vücuttaki su dengesinin korunmasında da son derece etkilidir. Ayrıca potasyum, beyne oksijen gitmesine de yardımcı olarak berrak düşünebilmeyi sağlar. Bununla beraber vücut sıvıları için uygun alkalik özelliği sağlar. Zehirli vücut atıklarını dışarı atması için böbrekleri uyarır. Yüksek kan basıncını düşürmeye yardım eder ve sağlıklı deri oluşumunu sağlar.

*Hurmanın içerdiği demir, kırmızı kan hücrelerinde bulunan hemoglobin sentezini kontrol eder ve bu da hamilelikte kansızlığın engellenmesini ve bebeğin gelişimi için hayati önem taşıyan kandaki alyuvarlar dengesinin uygun hale gelmesini sağlar. Bilindiği gibi alyuvarlar kanda oksijen ve karbondioksiti taşıyarak hücrelerin canlılığını sürdürmesinde rol oynarlar. Çok fazla demir içermesi sebebiyle, bir insan günde 15 tane hurma yiyerek vücudunun demir ihtiyacını karşılayabilir ve demir eksikliğinden kaynaklanan rahatsızlıklardan korunmuş olur.

*Hurmada bulunan kalsiyum ve fosfat ise, iskelet oluşumu ve vücudun kemik yapısının dengelenmesi için çok önemli elementlerdir. Hurma, içerdiği bol fosfor ve kalsiyum ile kemik zayıflığına karşı bünyeyi korur ve bu hastalıkların azaltılmasına yardım eder.

*Bilim adamları hurmanın stres ve gerginliği giderici etkisine de dikkat çekmektedirler. Berkeley Üniversitesi uzmanlarının yaptığı araştırmalar, sinirleri güçlendiren B6 vitamininin ve kasların çalışmasında önemli rol oynayan magnezyum mineralinin hurmada yüksek miktarda bulunduğunu ortaya koymuştur. Hurma ayrıca içerdiği magnezyum ile, böbrekler için de son derece önemlidir. Bir insan günde 2-3 tane hurma yiyerek vücudunun magnezyum ihtiyacını karşılayabilir.

*İçerdiği B1 vitamini ile sinir sisteminin sağlıklı olmasını kolaylaştırır. Vücuttaki karbonhidratların enerjiye çevrilmesine, protein ve yağların vücudun diğer ihtiyaçları için kullanılmasına yardımcı olur. B2 vitaminiyle de, vücudun enerji sağlaması ve hücrelerin yenilenmesi için protein, karbonhidrat ve yağların yakılmasına yardımcı olur.

*Hamilelikte A vitaminine olan ihtiyaç da artar. Hurma, içindeki A vitamini sayesinde, görme gücünü ve vücut direncini artırır, kemik ve dişlerin güçlenmesini sağlar. Hurma, betakaroten açısından da son derece zengindir.Betakarotenin hücrelere saldıran molekülleri kontrol altına alarak, kanseri önleyici özelliği vardır.

*Ayrıca diğer meyveler genellikle protein açısından yetersizdir, ancak hurma protein de içermektedir. Bu özelliği sayesinde vücudun hastalıklara ve enfeksiyonlara karşı korunmasını sağlar, hücreleri yeniler ve vücut sıvısını dengeler. Örneğin et de faydalı bir gıdadır ancak özellikle böyle bir dönemde taze bir meyve olan hurma kadar fayda vermeyebilir. Hatta böyle bir dönemde etin fazla tüketilmesi vücutta zehirlenmeye neden olabilir. Hazmı kolay olan, hafif sebze, meyve türü yiyeceklerin tercihi daha uygun bir seçimdir.

Hurma ile ilgili tüm bu bilgiler, Allah'ın sonsuz ilmini ve insanlara olan rahmetini ortaya koymaktadır. Görüldüğü gibi modern tıbbın ancak günümüzde tespit edebildiği hurmanın -özellikle de hamilelik dönemindeki- faydalarına Kuran'da 14 asır önce işaret edilmiştir.

KAYNAK

HARDAL

Astım. Bronşit de çok fayda verir, bol balgam söktürüp bronşları temizler.

Mide barsak tembelliğini ve pekliği giderir.

Hafızayı kuvvetlendirir ve insanı neşeli yapar.