Showing posts with label V. Show all posts
Showing posts with label V. Show all posts

Saturday, May 26, 2007

VARİS

‘Varis’i hafife almayın
Toplardamarların genişlemesine ve şişmesine varis denir. Genellikle, vücudun en fazla basınç altında kalan bölgesi olan bacakların alt kısımlarında görülen varis, yalnızca estetik açıdan değil, sağlık açısından da önlem almayı gerektirir.

- Bu durum damarların deri yüzeyinde görünür hale gelip morarması ile kendini gösterir. Ayak bileklerinde şişlikler oluşabilir. Uzun süre ayakta kalındığında bacaklarda ağrı ve karıncalanma hissedilir.

Normalde atar damarlar tarafından hücrelere kadar taşınan oksijenli kan, kullanıldıktan sonra ven adı verilen toplar damarlar tarafından kalbe taşınır. Her organın kendine ait, kirli kanı taşıyan bir toplar damarı bulunur. Hepsinde olmasa da genelde bu damarlarda kanı kalbe doğru yönlendiren ve geri kaçmasını engelleyen kapakları var.
Vücudun tüm yükünü taşıyan bacaklardır. Kanın yerçekimine karşı ayak parmaklarından başlayarak yukarı doğru kalbe geri dönmesi, bir nehirin tersine akması kadar zor. Atardamarlarda kanı pompalayan kalptir. Bu görevi bacaklarda kas pompası adını verdiğimiz baldır adeleleri üstlenir. Özellikle dizaltındaki baldır adeleleri yürürken kasılarak kirli kanın büyük kısmını taşıyan kaslar arasındaki iç toplar damarları sıkıştırarak kanın kalbe doğru ilerlemesini sağlarken, kapaklarda kanın geri kaçmasını engeller.
Tıpta kronik venöz yetmezlik adı verilen varisler (özellikle bacaklarda) bu mekanizmanın bozulması sonucunda toplar damarların belirginleşerek, genişlemesi ve kıvrımlaşmasıdır.
Varisler tedavi edilmezse başka sorunlara yol açar mı?
Varis tedavi edilmezse ciltte çeşitli ödemlere sebep olabilir. İlerleyen varis kan dolaşımında da önemli problemlere yol açabilir. Bu yüzden varislerin ilerlemesine engel olmak gerekir.

GÖRÜLME SIKLIĞI NEDİR?
Türkiye’de bu konuda bir rakam yok. ABD’de varis sıklığı yüzde 27 olarak bildiriliyor. Sadece varis yaralarının tedavisi için bu yılda 1 milyar dolar dolayında para harcanıyor.

AİLESEL YATKINLIKTAN SÖZETMEK MÜMKÜN MÜ?
Ailesel yatkınlık varisin en önemli nedeni. Ayakta fazla kalmanın yanında hareketsiz uzun süreli oturmayı gerektiren işler de varise neden olabilir. Bunun yanında şişmanlık ve yaşlılık da risk faktörleri arasındadır. Hamilelik sırasında aşırı kilo alımı ve hormonal değişiklikler de varisin oluşmasında etkilidir.

KADINLARDA DAHA SIK GÖRÜLMESİNİN DENENİ NEDİR?
Kadınlarda daha sık rastlanmasının nedeni hormonal etkenlerin yanında, gebelikler ve uzun süre kullanılan doğum kontrol ilaçlarıdır.

VARİS SORUNU İÇİN NELER YAPMALI?
Uzun süre ayakta durmayı ya da oturmayı gerektiren işlerde çalışan kişilerin (özellikle kadınların), fırsat buldukları her an ayaklarını yukarı kaldırarak dolaşımlarını rahatlatmaları önerilir. Bunu yapamadıkları zamanlarda ise ayaklarını ileri-geri hareket ettirerek baldır kaslarını çalıştırmaları gerekir.
Özellikle yürüyüş ve yüzme gibi sporlar varislerin gelişimini önlemede önemli bir role sahiptir.
Her fırsatta bacaklarınızı kalp seviyesinin üzerinde olacak şekilde uzatıp dinlenmeye gayret edin. Mümkün olduğunca hareketli bir yaşam tarzını benimseyin.

KAÇINMALARI GEREKEN DAVRANIŞLAR?
Varisten korunmak için uzun süre hareketsiz oturmaktan ve ayakta kalmaktan kaçınmak, düzenli olarak egzersiz yapmak, kilo almamaya dikkat etmek ve sigara, alkol tüketimini azaltmak gerekir.
Çok sıcak suyla banyo yapmak da varislerin ilerlemesini hızlandırır. Bu nedenle kaplıca, sauna gibi sıcak ortamlardan uzak durmak büyük önem taşır.
Dar pantolonlar da zararlıdır.
Baldır kaslarını çalıştırdığı için yüzmek iyi gelir. Ancak sabah ve akşam saatleri tercih edilmeli, sıcak kum ve güneşten uzak durulmalıdır.
Her akşam yatmadan önce bacaklara soğuk suyla yapılan duş masajı ve sırtüstü yatar vaziyette bisiklet çevirme egzersizi ertesi gün için rahatlık sağlar. Ayrıca yatağın ayak kısmını mümkünse yüksektmek gerekir.

TEDAVİ NASIL YAPILIR?
Varis tedavisinde yıllardır uygulanan varis çorapları güncelliğini hala yitirmedi. Ailesinde varis bulunan ya da yukarıda belirtilen risk faktörlerini taşıyan kişilerin en azından koruyucu düzeyde, düşük basınçlı varis çorabını günlük yaşamlarında kullanmaları tavsiye edilir. (Sabah yataktan kalkmadan, ayaklar yukarı kaldırılarak dinlendirilmeli ve bu konumdayken çoraplar giyilmeli. Ancak yatarken çıkarılmalı.)
Varis tedavisinde çok değişik yöntemler var. Artık yara oluşmuş olgularda tedavi çok komplekstir. Hangi yöntem uygulanırsa uygulansın, yeniden varis oluşumu özellikle ailesel yatkınlık olan hastalarda sözkonusudur.
Son yıllarda lazer yöntemi ile varis tedavisinde büyük gelişmeler kaydediliyor.


Kaynak: www.kadinca.net ve www.oranjclub.com

Tuesday, May 15, 2007

VERTİGO

VERTİGO NEDİR?

Bazı insanlar denge problemlerini baş dönmesi olarak nitelendirirler. Çevrenin dönmediği bu denge bozukluğu bazen iç kulağa bağlı bir problemden dolayı ortaya çıkar. Bazı insanlar ise denge sağlamaktaki zorluklarını vertigo kelimesiyle açıklarlar. Bu kelime latince "dönmek" fiilinden gelmektedir. Bu hastalar sıklıkla kendilerinin veya çevrenin döndüğünü söylerler. Vertigo çoğunlukla iç kulak probleminden kaynaklanır.

HAREKET HASTALIĞI VE DENİZ TUTMASI NEDİR?

Bazı insanlar uçağa bindiklerinde veya arabada bulantı hissederler, hatta bazen kusarlar. Bu duruma taşıt tutması denilir. Bir çok insan bu rahatsızlığı gemiye bindiği zaman çeker bu yüzden aynı olay olmasına rağmen buna deniz tutması denir. Deniz tutması sadece ufak bir rahatsızlıktır. Bunun dışında herhangi bir tıbbi bozukluğun ifadesi değildir. Ancak bazen yolcular bu rahatsızlıktan dolayı çok kısıtlanabilirler. Çok az bir kısmında da bu rahatsızlık yolculuk bitse dahi birkaç gün daha sürmektedir.

DENGE SİSTEMİNİN ANATOMİSİ

Baş dönmesi (Dizzines, vertigo) ve taşıt tutması denge sistemi ile ilgilidir. Uzay araştırmacıları bu duyguya uzaysal oriantasyon demektedirler. Denge sistemi iç kulaktadır ve beyine vücudun uzay içinde nerede olduğunu, pozisyonunun yönü, hangi yönde hareket ettiği ve dönüyor mu yoksa sakin durumda mı olduğunu bildirir. Denge duygunuz sinir sisteminin aşağıda belirtilen bölümleri arasındaki kompleks ilişkilerle sağlanmaktadır.

1. İç kulak (aynı zamanda labirent adını da almaktadır.) hareketin yönünü yani dönüp dönmediğini, ileri veya geri, bir yandan diğer yana ve yukarı veya aşağıya doğru olduğunu belirler.

2. Gözler vücudun uzay içindeki yerini (baş aşağı vs.) ve hareketin yönünü belirler.

3. Eklemlerde ve omurgada bulunan basınç reseptörleri vücudun hangi parçasının aşağıda olduğunu ve neresinin yere değdiğini belirler.

4. Kaslardaki ve eklemlerdeki algılama reseptörleri vücudun hangi parçasının hareket ettiğini belirler.

5. Merkezi sinir sistemi (beyin ve omurilik) daha önceki dört sistemden gelen uyarıları işler ve sonuçta koordinasyonu sağlanmış bir algılama ortaya çıkar.

Taşıt tutmasının bulguları ve baş dönmesi, merkezi sinir sistemine diğer dört sistemden birbirine zıt mesajlar geldiğinde ortaya çıkmaktadır. Örnek olarak fırtınalı bir günde uçağa bindiğinizi düşünün ve uçağınız hava akımlarından dolayı sallanmaktadır. Fakat gözleriniz bu hareketi algılamamaktadır. Çünkü bütün gördüğünüz uçağın içidir. Bunun sonucunda beyniniz birbiriyle uyuşmayan mesajlar almaktadır. Sizi bundan dolayı uçak tutabilir. Veya bir arabanın arka koltuğunda oturmuş kitap okuduğunuzu düşünün. İç kulağınız ve deri reseptörleriniz yolculuğun hareketini algılayacaktır. Ancak gözleriniz sadece kitabı görecektir. Bu nedenle sizi taşıt tutabilir. Gerçek bir tıbbi örnek vermek gerekirse bir darbeden dolayı yalnızca bir taraftaki iç kulağınızın hasarlandığını düşünün. Hasarlı iç kulak normal iç kulakla aynı mesajları göndermez. Bu beyine dönme eylemiyle ilgili yanlış bilgi verir. Kişi vertigodan veya dönüyormuş hissinden şikayetçi olabilir. Bazen bulantı da görülür.
KAYNAK