| Akdeniz Üniversitesi ve Uluslararası Bahçe Bitkileri Derneğince Talya Oteli'nde düzenlenen 1. Uluslararası Tıbbi, Aromatik ve Baharat Bitkileri Konferansı'', başladı. Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakognozi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hüsnü Can Başer, gazetecilere yaptığı açıklamada, Türkiye'nin tıbbi ve aromatik florasının çok zengin ve çeşitli olduğunu söyledi. Anadolu'da tıbbi aromatik bitkileri kullanma geleneğinin asırlar öncesine uzandığını belirten Prof. Dr. Başer, sentetik ilaçların her hastalığı doğru tedavi edememesi ve bazı ilaçların yan etkileri nedeniyle 1980 sonrasında gelişmiş ülkelerde bu bitkilerin tedavi amaçlı kullanımı için birçok araştırmanın başlatıldığını kaydetti. Dünya Sağlık Örgütü'nün araştırmasına göre, dünya nüfusunun yüzde 80'inin bitkilerle tedavi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Başer, halkın sıklıkla kullandığı kekik, salep, ıhlamur, nane ve ada çayının, hiçbir zararı bulunmayan yararlı bitkiler olduğunu söyledi. -KEKİK VE IHLAMUR- Prof. Dr. Başer, Türkiye'de herkesin evinde yaygın olarak bulunan kekiğin, mide rahatsızlıklarına iyi geldiğini söyledi. Kekiğin, birçok şekilde kullanıldığını ifade eden Prof. Dr. Başer, etlerle kullanıldığında, etin lezzetini artırmanın yanı sıra bakteri üremesini önlediğini belirtti. Kekik yağının da yaraları iyileştirici özelliği bulunduğunu ve mikrop üremesini önlediğini vurgulayan Prof. Dr. Başer, yaralara kekik yağı sürülebileceğini ifade etti. Prof. Dr. Başer, kekiğin kolesterol ve şeker düşürücü olarak da halk arasında kullanıldığını, ancak bu yöndeki araştırmaların devam ettiğini bildirdi. Ihlamurun yaprağının değil çiçeğinin kullanılması gerektiğine işaret eden Prof. Dr. Başer, bu çiçeğin az kaynatılarak içilmesi durumunda sinirleri yatıştırdığını, orta derecede kaynatılırsa idrar sökücü özellik taşıdığını, çok kaynatıldığında ise solunum yollarını açtığını söyledi. Salebin de öksürük kesici ve solunum yollarını açıcı özelliği olduğunu belirten Prof. Dr. Başer, ''Evinizden ıhlamuru, kekiği, naneyi, ada çayını eksik etmeyin. Bunlar hiçbir zararı olmayan yararlı bitkiler'' dedi. Bitkilerin bilinçsizce kullanılmaması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Başer, doğru kullanılmayan bitkilerin de yanlış kullanılan ilaçlar gibi zarar verdiğini kaydetti. -KONGRE- Tıbbi ve aromatik bitkilerin her türlü kullanımının konuşulacağı kongrenin başkanı AÜ Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kenan Turgut da Türkiye'de 10 bine yakın aromatik, tıbbi ve baharat bitkisi çeşidi bulunduğunu, bunlardan 2 bininin Antalya'da olduğunu söyledi. Tıp fakültelerinin tıbbi ve aromatik bitkilere sahip çıkması gerektiğini belirten Prof. Dr. Turgut, gelişmiş ülkelerde geleneksel tıp yöntemlerinin doktorlar tarafından uygulandığına dikkati çekti. Türkiye'de ilk kez tıbbi ve aromatik bitkilerle ilgili uluslararası kongre yapıldığını vurgulayan Prof. Dr. Turgut, 8 ülkeden 10 katılımcının toplam 19 bildiri sunacağını ifade etti. Kongre, 4 Mayıs Cuma günü sona erecek (aa) |
Monday, April 30, 2007
1. ULUSLARARASI TIBBİ, AROMATİK VE BAHARAT BİTKİLERİ KONFERANSI
Friday, April 27, 2007
NANE
Phytotherapy Dergisi tarafından yayınlanan araştırmaya göre, günde 2 fincan nane çayı, kadınlara istenmeyen tüylerden doğal yoldan kurtulma imkanı sunuyor. Tüylerin oluşumunda etkili olan hormonların gelişimini durduran nane çayını içen kadınların yüz, karın ve göğüs bölgelerindeki koyu renkli tüyler belirgin şekilde azalıyor.
Profesör Tamer, yaşları 18-40 arasında değişen 21 kadın üzerinde çalıştı ve bu kadınların 12’sinde tüyleri artırıcı hormonların hızlı gelişimi sonucu ortaya çıkan Polikistik Yumurtalık Sendromu vardı.
Sonuçta yapılan kan testlerinde, testesteron hormonunun yüzde 29 oranında azaldığı görüldü. Başlıca İngiliz gazeteleri The Guardian, The Sun, Daily Telegraph’ta yer alan haberlerde, nanenin, mevcut tedavilere iyi bir alternatif olabileceği yazıyor. Türk ekibi, söz konusu araştırmayı yapmaya, uzun süre nane çayı içen erkeklerin libidosunun azalmasından yola çıkarak başladı.
(Akşam)
Tuesday, April 24, 2007
NAR, NAR SUYU, NAR EKŞİSİ
Yemesi zahmetli olan, ekşiliği nedeniyle biraz da yüz ekşitirek yenen narın faydaları saymakla bitmiyor. İster tek tek tanelerini yiyerek tüketin, ister suyunu sıkarak için nar, pek çok derdin devası.
Nar (Punica granatum), Lythraceae familyasından içinde küçük çekirdekler ve meyve gövdesini oluşturan yüzlerce tanecikten oluşmuş, hafif ekşi tadında ılıman iklimlerde yetişen, özellikle Anadolu ve İran'da yetiştirilen bir meyve türü. Türkiye'de Ege ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde yetişir.
Haziran-Temmuz aylarında kırmızı renkli çiçekler açan, iki ile beş metre boylarında ağaççıklardır. Gövdeleri gayri muntazamdır. Yapraklar karşılıklı, kısa saplı ve kırmızı kenarlıdır. Çiçekler kısmen sapsız, tek tek ve birkaçı bir arada bulunur. Çanak yaprakları kırmızı renkli, dökülmeyen ve etlidir. Meyveleri küre şeklinde ve portakal büyüklüğünde, önceleri yeşil, olgunlukta kırmızımsı renkte, derimsi kabuklu, çok tohumlu ve etlidir.
Kullanımı
Bitkinin tohumları meyve olarak yenildiği gibi, gövde-kök ve dal kabukları ile meyve kabuğu da tıbbi olarak kullanılır. Kök ve gövde kabuğu tanen, nişasta ve alkaloitler (pelletierin) taşır. Nar meyvesi kabuğu tanen, triterpenler ve az alkaloitler ihtiva eder.
Nar ağacı kabuğu çok eskiden beri bilhassa barsak şeritlerine (tenyalara) karşı kullanılır. Yalnız zehirlenmelere yol açabileceğinden dikkatli olunmalıdır. Nar meyvesi kabuğu, ishale karşı (% 15'lik) çay halinde kullanılabilir. Ayrıca yün iplikler, sarımsı renklere boyanabilir. Nar, çarpıntıya iyidir. Mideyi kuvvetlendirir. Et kısmı ile sıkılıp içilirse, safra söker, pekliği giderir.
Florida'da, 6-9 Mart tarihleri arasında yapılan Amerikan Kardiyoloji Koleji toplantısına katılan, Columbia Üniversitesi New York Presbyterian Hastanesi kardiyologlarından Doç. Dr. Özgen Doğan, yapılan son araştırmaların, nar suyunun damar tıkanıklığını önleyici özelliğini ortaya çıkardığını belirtti.
Doğan, şu bilgileri verdi: "Hayvan deneylerinde, nar suyuyla beslenme sonrasında damar plakları ve tıkanıklıkları yüzde 44 geriledi. İnsanlar üzerinde yapılan bir araştırma ise 2 hafta boyunca günde 50 ml nar suyunun, tansiyonu artıran enzimi yüzde 36 düşürdüğünü gösterdi. Bu sayede tansiyon yüzde 5 düşürüldü."
Nar, şifalı bitkiler literatüründe yer alır. Genellikle besleyici ve tedavi edici ilaç ve panzehir olarak ağız yoluyla çeşitli karışımlarla birlikte yenilir ve içilir, haricen de merhem olarak kullanır. Onun sadece meyvesi değil, çiçeği, çekirdekleri, suyu ve kabukları da çeşitli karışımlar halinde tıbbi olarak kullanılır. Narın vücudu ve kalbi kuvvetlendirme, ishali kesme, şerit düşürme, burun poliplerine faydalı olma gibi yararları bulunmaktadır. Ancak içerdiği bazı kimyevi maddeler yüzünden mide ve bağırsak hastalığı olanların, küçük çocukların ve hamilelerin fazla kullanmamaları tavsiye edilir.
Tatlı nar midede çabuk çözüldüğü için hazmı kolaydır. Ancak zaman zaman midede şişkinlik ve gaz meydana getirdiği için ateşli hastalığı olanlara iyi gelmeyeceği belirtilmiştir. Ayrıca tatlı nar mideyi kuvvetlendirir, boğaza ve akciğerlere faydalıdır, öksürüğe iyi gelir. Ekşi nar ise mide yanmalarına karşı faydalıdır, diğer narlardan daha fazla idrar söktürür, ishali ve kusmayı keser, karaciğer hararetini söndürür, kabızlığı giderir, kalp ve mide ağzındaki ağrılara iyi gelir.
Suyu zarıyla birlikte çıkarılıp bal ile merhem kıvamına gelinceye kadar pişirilip diş etlerine sürüldüğünde diş eti tahrişine iyi gelir. Dolama / tırnak iltihabı ve cerahatli yaraların tedavisinde nar çekirdeğinin balla birlikte karıştırılarak merhem halinde tatbik edilmesi tavsiye edilir. Nar çiçeği de yaralar için kullanılır.
Narın ve nar suyunun faydalarını Alman Hastanesi'nde görev yapan Beslenme ve Diyet Uzmanı Gürsel Doğan şöyle anlatıyor:
" Sağlık açısından özellikle kış aylarında bol bol tüketilmesi gereken bir meyve. Çünkü insan sağlığına olan faydalarını saymakla bitirmek mümkün değil. Adeta bir 'ilaç', hatta antibiyotik olan nar, özellikle bağışıklık sistemini güçlendirerek pek çok hastalıktan koruyor. İçerdiği bazı maddelerle kolesterol ve şekeri de dengeleyen nar, kalp sağlığını koruduğu gibi, kanser hücrelerinin de gelişmesini engelliyor."
Nar, özellikle içerdiği antioksidanlar sayesinde vücudun savunma sistemini güçlendiriyor.
Beslenme ve Diyet Uzmanı Gürsel Doğan, yapılan araştırmalarda nar suyunun cilt kanserine ve erkeklerde prostat kanserine karşı koruyucu etkisinin görüldüğünü söyledi:
"Kış mevsiminde portakal, mandalina ve limonun yanı sıra narı da taze şekilde veya suyunu sıkarak tüketmek son derece önemli.
Narın en önemli özelliklerinden biri de genel damar sağlığını, özellikle de kalbi koruması. Damar tıkanıklıklarını geriletme özelliği bulunan nar, 'ACE' denilen enzimi engelleyerek tansiyon düşürücü bir etki de yapıyor. Nar birçok özellikleriyle bazı meyveleri de geride bırakıyor. Örneğin narda 10 bardak yeşil çaya ve 4 bardak kızılcık suyuna eşdeğer antioksidan madde bulunuyor.
Tüm bu özellikleriyle adeta bir 'ilaç' ve doğal antibiyotik görünümünde olan nar, sofralardan kesinlikle eksik edilmemesi gereken meyveler arasında yer alıyor. Nar suyu ayrıca damar sertliğine karşı güçlü etkisi bulunan bir içecek olarak karşımıza çıkıyor.
Nar suyunun sadece tanelerinden değil, tüm meyveden üretilmesi, bu içeceğin antioksidan etkisinin daha da artmasına neden oluyor. Zira bu önemli meyvenin kabuğu alkaloit, tanen ve glikozitler içeriyor.
Bu nedenle ishal kesici ve kurt düşürücü özelliğe sahip bulunuyor. Nar kabuğunun ekstresi ise güçlü bir virüs ve mikrop öldürücü özelliğe sahip. Ayrıca, cilt üzerinde enfeksiyon ve yara iyileştirici etki de gösteriyor. Bunların yanı sıra, meyve kabuğu ve tanelerin antioksidan ve anti-tümör etkileri de biliniyor".
Beslenmede yer almalı
Beslenmede mutlaka yer alması gereken nar, aynı zamanda güçlü bir antioksidan özelliği taşıyor. Yapılan araştırmalara göre narda, serbest radikallere karşı güçlü etkisi olan çeşitli vitamin, mineral, enzim ve antioksidanlar bulunuyor.
Beslenme ve Diyet Uzmanı Gürsel Doğan, "serbest radikallerle en iyi mücadele yolu bu antioksidanları tanımak ve dışarıdan doğru besinleri seçerek bunların etkinliğini en üst düzeyde tutmaktır" dedi.
Doğan, "bugün için bilinen en güçlü antioksidanlar; C ve E vitaminleri, glutatyon, lutein, N-Acetylcystein, keratonoidler, flavonoidler, koenzim Q-10, alfa lipoik asit ve selenyumdur. Nar suyu da doğal antioksidanlardan biridir" açıklamasında da bulundu.
Narın bilinen bazı faydaları:
• Tansiyonumuzu olumlu bir şekilde düzenler
• Kalbimizi korur düzenli çalışmasına destek olur
• Enfeksiyona karşı vücut direncini korur ve artırır
• Enerji verir, yorgunluğu giderir
• İdrar söktürücü etkisiyle toksin atılımını sağlar
• Bağışıklık sistemini güçlendirir hastalıklara karşı korur
• Kolesterol ve kan şekerimizi regüle eder artmasını engeller
• Bağırsak parazitlerinin düşmanıdır, iyi bakterilerin artmasını sağlar
• İshali (diare) önler, tedavide destek sağlar
• Ciltte olumlu katkısı vardır, pürüzsüz görünüm sağlar
• Cilt enfeksiyonlarında olumlu katkısı vardır
NAR EKŞİSİ
Nar ekşisi konusunda sitemizde http://www.gidaraporu.com/gida_nar-eksisi.htm sayfasında bir yazımızı yayınlamış ve ülkemizde bu konudaki bir gıda terörünü gündeme getirmiştik. Bu yazımız ziyaretçilerimiz taraından 12285 defa ziyaret edilmiş. Birçok ziyaretçi kardeşimiz bu yazımız üzerine bizden garantili nar ekşisi markası sormuş ve henüz ülkemizde böyle bir denetime açık firma oluşturulamadığı için marka ismi veremedik. Israrlı sorular üzerine nar ekşisini evlerimizde yapamazmıyız diye araştırdık ve aşağıda tarifini bulacağınız evde nar ekşisi yapma metodunu bildirmeyi uygun gördük.
“Aslında nar ekşisi yapmak çok basit ama biraz uğraştırıcı. Uğraştıran şey ise narın tanelerini ayıklamak.
Arzu ettiğiniz miktarda narı ayıklayın. Tadını değiştirmemesi için zarını ve uçlarını iyice temizleyin. Sonrasında ise patates püresi yaptığımız ezici ile narları ezip, suyunu çıkarın ve sırlı toprak bir kaba* süzgeç vasıtasıyla süzdürün. Orta ateşte, reçel suyu kıvamına gelene kadar kaynatın. Porselen bir tabağa damlattığınızda akmadan kalıyorsa olmuş demektir. Bu aşamadan sonra bir süre güneşte bekletilir ve rengi koyulaştırılır.
*Domates, limon, nar gibi asitli yiyeceklerin pişirilmesi aşamasında reactive kapların kullanılmaması gerekiyor. Demir ve aluminyum kaplar bu kategoriye giriyor ve içlerinde pişen yiyeceklerin tadını bozuyorlar. O yüzden bu tür asitli yiyeceklerinon-reactive gruba giren çelik, cam ve sırlı toprak kaplarda pişirmekte yarar var.”
KAYNAK
Friday, April 6, 2007
NAR
Kalbinizi korumak için her sabah "bir avuç ceviz yeter" diyerek çığır açan ünlü kalp cerrahı Prof. Dr. Mehmet Öz, uzun ve sağlıklı yaşamın "Nar İksiri"ni açıkladı. Üstelik bu iksir, fazla tüketildiğinde kesinlikle zararı yok.
Dünyaca ünlü kalp uzmanı Mehmet Öz, nar suyu mucizesini açıkladı: Bol bol nar suyu içenin kalbi sağlam olur, kanserden ve cinsel sorunlardan korunur.
Meslek hayatını Amerika'da sürdüren Öz, "Bol bol nar suyu için" tavsiyesinde bulundu. Narın suyu dışında çaya ve tatlılara katılarak da tüketilebileceğinin altını çizen Öz, narın sağlık konusunda mucizevi bir etkisi olduğunu vurguladı.
Başta kırmızı renkli olmak üzere tüm sebze ve meyvelerde vitamin bulunduğunu belirten Mehmet Öz, narın bu meyvelerden ayrılan tarafını ise şöyle açıkladı: "Narda, E vitamininden 20 kat daha güçlü olan polifenol maddesi bol miktarda bulunur. Antioksidan özelliği olan bu madde, aynı zamanda kalp hastalıkları ile cinsel problemleri önler."
Öz'ün açıklamasına göre, 6 hafta boyunca nar suyu içen 45 kadın ve 45 erkekte kalp krizi riski yüzde 17, kansere yakalanma riski yüzde 22, cinsel problem yaşama riski ise yüzde 16 oranında azalıyor.
Narın olumlu etkisinin tüm meyvelerden çok daha kısa sürede ortaya çıktığını söyleyen ünlü bilimadamı, "Nar aşırı tüketildiğinde bile herhangi bir olumsuz etki yapmaz," dedi.
Önceki araştırmalarda da, narın şu faydaları ortaya çıkartılmıştı:
• Kolestrolü ve şekeri dengeliyor,
• İshali kesiyor,
• Bağışıklık sistemini güçlendiriyor,
• Prostat ve cilt kanserini önlüyor
• Enfeksiyon ile alerjileri önlüyor
• Yaraları iyileştiriyor."
KAYNAK