Zihinsel özürlülük; gelişim sürecinde ortaya çıkan uyumsal davranışlardaki yetersizlik ile birlikte, genel zeka fonksiyonunda önemli derecede ortalamanın altında olması şeklinde tanımlanıyor. |
| Zihinsel özürlülük; gelişim sürecinde ortaya çıkan uyumsal davranışlardaki yetersizlik ile birlikte, genel zeka fonksiyonunda önemli derecede ortalamanın altında olması şeklinde tanımlanıyor. Zihinsel özürlü çocuklarda beslenme kendi kendine yeterlilikte sorun oluşturabiliyor. Kendi kendine beslenme bu çocuklarda yardım gerektiren ana konulardan oluyor. Beslenme hizmetleri; zihinsel özürlü çocukların korunma ya da iyileştirilmesine, tedavi ve rehabilitasyonuna katkıda bulunan sağlığı geliştirme programları için önem taşıyor. Beslenme planının evebeynlerle işbirliği içinde yapılması gerekiyor. Çocuğun beslenme yeri ve pozisyonunun güvenli olması evebeynlerle birlikte aile sofrasında bulunması, yemeklerin çekici şekilde sunulması,birbirine karıştırılmaması, uygun ısıda olması ve temel besin gruplarının her birini içermesi, beslenme planının önemli unsurlarını teşkil ediyor. Birçok aile çocuklarının kendi kendine beslenmesini öğretmede başarılı olacaklarını düşünüyor. Bu nedenle sağlık ekibi evebeynlere yardım önerirken çocuğa olduğu kadar evebeynlerin ihtiyaçlarına karşı da duyarlı olması gerekiyor. Yazan: Prof. Dr. Sema KUĞUOĞLU Sağlığın sesi |
Showing posts with label OTİZM. Show all posts
Showing posts with label OTİZM. Show all posts
Thursday, November 1, 2007
Zihinsel özürlü çocukların beslenmesi
Sunday, May 6, 2007
OTİZM
Yağmur Çocuklar Psikolojik Danışmanlık ve Özel Eğitim Merkezi Müdürü Selim Parlak, otizmi kısaca şöyle açıklıyor: "Otizmin genetik faktörlerin yanı sıra doğum öncesi ve sonrası bazı çevresel etkenlerden kaynaklandığı bilinmektedir. Henüz kesin bir beyin bölgesi saptanmamakla birlikte, beynin pek çok bölgesini ilgilendiren bir sistemin bozulduğu düşünülmektedir. Son yıllardaki bir görüşe göre de; genlere bağlı olarak beyin gelişiminde meydana gelen sorunlar, otizmde görülen çok çeşitli belirtiler ve davranış bozukluklarına yol açmaktadır. Otizm, sosyal ve iletişim becerilerinin gelişmesini engellediği için, otistik özellikler taşıyanların yüzde 75'i öğrenme ve iletişim güçlüğü çeker." Uygun tedavi ve eğitim ile otistik çocukların yaşamlarının bazı alanlarında bağımsızlık geliştirebildiklerine dikkat çeken Selim Parlak, "Küçük bir grup tamamen normal gelişim gösterebilir. Ebeveynler, uygun tekniklerle otistik çocuklarının becerilerini geliştirebilir, kendi güçlerini kullanmalarını cesaretlendirebilirler" dedi.
PES ETMEYİN
"Çevredekilerin paniği, korku ve öfkesi otistiğin korku ve öfkesini tırmandırır" diyen Selim Parlak, bazı eğitim çabaları içinde ne yazık ki bu kısır döngüyü görmezden gelen ve teorik temelden yoksun manipülasyonlara rastlandığına dikkat çekti. Konuyla ilgili olarak Parlak şu örnekleri gösterdi: "Öfke nöbeti geçiren bir otistiğe bağırmak, elini kolunu bağlamak, (kendine zarar vermemesi düşünülerek yapılsa da bunu yapan kişinin o andaki korku ve öfkesine ne denli hakim olabileceği belli değildir) ceza vermek, 'ödül' adı altında verilen bir ihtiyaç maddesinden yoksun bırakma tehdidinde bulunmak, (seni beğenmiyorum, şeker alamayacaksın, bugün gezme yok, vb.) geçici bir süre için davranışı yönlendirip biçimlendirse bile bu kalıcı bir gelişim eğitimi değil, bir korkunun başka bir korkuya üstün gelmesidir. Bunların yanı sıra ifade edilmesi gereken çok önemli bir güçlük de otistiğin şimdi ve burada olan süreci algılamıyor gibi davranmasıdır. Aile bireyleri ve pek çok eğitimci bu durumla nasıl baş edeceğini bilmez. Tabii ki yine böyle bir durumun nasıl oluşabileceği hakkında çözümlemeci bir bakışımız olmalıdır."
Sabah
Subscribe to:
Posts (Atom)