Showing posts with label T. Show all posts
Showing posts with label T. Show all posts

Thursday, June 7, 2007

BAL VE TARÇINLA GELEN SIFA




Bal ve Tarçin karisimi birçok hastaliga iyi gelmektedir. Eski Yunan tibbinda oldugu kadar Ayurvedik tipta da Bal, asirlarca hayati ilaç olarak kullanilmistir. Bugünün bilim adamlari birçok hastaliklarin tedavisinde Bali çok etkili bir ilaç olarak kabul etmislerdir. Bal her türlü hastalikta herhangi bir yan etkiye sebep olmaksizin kullanilabilmektedir. Bugünün tip ilmi, balin tatli olmasina karsin dogru dozlarda alindiginda seker hastalari için tehlikeli olmadigini kabul etmektedir.

ARTRIT

Bir kisim Bali 2 kisim ilik su içerisine koyup üzerine bir çay kasigi toz Tarçin ilave ederek bir krem elde edilir. Bununla vücudun agriyan yerlerine masaj yapilir. 1-2 dakika içerisinde agrinin azaldigini göreceksiniz.


Artritli hastalar,bir bardak sicak su içerisinde 2 kasik Bal ve bir çay kasigi toz Tarçini eritip sabah ,aksam alabilirler. Eger düzenli olarak alirlarsa Kronik Artriti olan hastalar bile tedavi olabilirler.

Kopenhag Üniversitesinde yapilan bir arastirmada ;kahvaltidan önce bir yemek kasigi bal ve ½ çay kasigi toz tarçini alan 200 hastadan 73 ü bir hafta içerisinde sifa bulmuslar, geri kalan yürüyemeyen ve hareket edemiyen hastalar da bir ay içerisinde sifa bulmuslardir.


BAGISIKLIK SISTEMI

Hergün kullanilan bal ve tarçin bagisiklik sistemini kuvvetlendirir ve vücudu bakteri ve virus saldirilarina karsi korur.

Arastirmacilara göre bal, birçok vitamin ve büyük miktarda demir içermektedir. Balin düzenli kullanilmasi, akyuvarlar içerisindeki, bakteriler ve viruslarla savasan, korpuskülleri de kuvvetlendirir.


DIS AGRISI

Bir kasik toz tarçin ve 5 tatli kasigi bal karisimi agriyan dise tatbil edilir. Agri kesilene kadar günde üç defa tatbik edilir.


HAZIMSIZLIK VE GRIP

Toz tarçin 2 kasik bal üzerine serpilip yemekten önce alindiginda asit olusumunu ve hazimsizligi önler. Ispanya da yapilan bir arastirmada bal içerisindeki bir maddenin grip mikroplarini öldürdügü ve hastalari gripten korudugu saptanmistir.


IDRAR KESESI ENFEKSIYONLARI

Iki kasik toz tarçin, bir tatli kasigi bal, ilik su içerisinde eritilip içilir. Idrar kesesindeki mikroorganizmalar üzerinde etkilidir.


KANSER

Japonya ve Avustralya da yapilan bir arastirmada, mide ve kemik kanserleri üzerinde basarili olunmustur. Bu tür kanserlere yakalanan hastalar günde bir kasik bal ve bir kasik tarçini bir ay süreyle günde üç defa almalidirlar.


KALP HASTALIKLARI

Bal ve tarçinla bir karisim yap ve bunu her sabah kahvaltida reçel veya marmelat yerine ekmek üzerine sür. Bu uygulama arterlerdeki kolesterolleri eriterek hastalari kalp krizinden korur. Bu uygulama ile, daha önce kalp krizi geçirmis kisiler, ikinci krizden kilometrelerce uzakta olacaklardir.

Bu uygulamayi düzenli olarak yapan kisilerde solunum güçlügü ortadan kalkacak ve kalp atislari kuvvetlenecektir.


KISIRLIK

Eski Yunan ve Ayurvedikler Bali, yillardir, erkeklerin spermalarini kuvvetlendirmek için kullanmislardir.

Eger kudretsiz bir erkek düzenli olarak uyumadan önce 2 kasik bal yerse problemleri çözülecektir.

Çin,Japon ve uzakdogu ülkelerinde ,gebe kalamiyan ve uterusunu kuvvetlendirmek isteyen kadinlar asirlardir toz Tarçin kullanmaktadirlar

Gebe kalamayan kadinlar bir tutam toz Tarçin ve yarim tatli kasigi bali gün boyunca bir bir sakiz üzerine koyup çignediklerinde tükürükle karisarak yavas yavas emilerek etkili olmaktadir.


KOLESTEROL

Iki kasik bal, üç tatli kasigi toz tarçin,450 gr. demlenmis çay içerisinde eritilerek içildiginde kan kolesterol seviyesi 2 saat içerisinde % 10 düsecektir. Artrit hastalarina tavsiye edilen kür de günde 3 defa kolesterol hastalari i,çin uygulanabilir.

Günlük gida ile alinan bal bile kolesterolün düsmesine yardimci olabilir.


MIDE AGRILARI

Bal ve tarçin kürlerinin, mide agrilari için oldugu kadar mide ülserleri için de yararli oldugu saptanmistir.


GAZ

Hindistan ve Japonyada yapilan arastirmalar Bal ve Tarçinin midedeki gazi giderdigini göstermistir.


SAÇ DÖKÜLMESI

Saçi dökülenlerle tepesi açilanlar sicak zeytinyagi içerisine bir kasik bal,bir tatli kasigi toz Tarçin ilacesiyle elde edilen krem banyodan önce basa sürülür ve taklasik 15 dakika bekledikten sonra yikanir.

5 dakikalik bir uygulama dahi etkili olabilir.


SIVILCELER VE DERI

3 kisim bal, 1 kisim Tarçin ile bir krem yapilir. Bu krem uykudan önce sivilceler üzerine sürülür. Sabahleyin ilik su ile yikanir.

Eger 2 hafta süreyle her gün uygulanirsa sivilceleri kökünden çikarir.

Egzama,mantar ve diger deri enfeksiyonlarinda esit miktardaki Bal ve Tarçin karisimi uygulanir.


SOGUK ALGINLIGI

Bir kasik ilitilmis Bal,1/4 tatli kasigi toz tarçin günde üç defa yenir.

Bu uygulama birçok kronik öksürük,soguk alginligi ve sinüslerin temizlenmesi için de geçerlidir.


YASLILIK

Bal ve tarçinla hazirlanan çay,düzenli alindiginda yaslilik harabiyetini önler.

4 kasik bal,1 kasik toz Tarçin , 3 bardak su içerisinde kaynatilarak bir içecek hazirlanir. Günde 3-4 defa ¼ bardak miktarinda içilir. Deriyi diri,taze ve yumsak tutar, yipranmasini durdurur.


YORGUNLUK

Arastirmayi yapan Dr.Milton, bir bardak su içerisinde ½ kasik bal ve biraz toz tarçinin hergün kusluk vakti ve vücut direncinin düsmeye basladigi takriben saat 15.00 te alindiginda bir hafta içerisinde canliligin arttigini tesbit etmistir.


ZAYIFLAMA
Bir bardak su içerisine esit miktarda bal ve tarçin konup kaynatilir. Hergün kahvaltidan yarim saat önce aç karnina ve yatmadan önce içilir.

Düzenli uygulanirsa kilo verilir.

Ayrica bu karisim düzenli olarak içildiginde, yüksek kalorili diyet alinsa bile, vücutta yagin birikmesine engel olur.

Kaynak: Hekimce

Sunday, April 29, 2007

TAFLAN

Taflan / Lâz kirazı / Gürcü kirazı / Hind kirazı / Karayemiş / Kirschlorbeer / Laurier-Cerise / Cherry laure / Prunus laurocerasus / Mongo / Monguer

Nisan-mayıs aylarında küçük ve beyaz renkli çiçek açan, nemli ve gölgeli yerlerde yetişen 2-6 m yüksekliğinde yaprak dökmeyen bir ağaçtır. Çok kısa saplı, derimsi, tüysüz ve oval yaprakları vardır. Çiçekleri 30-35 tânesi bir arada gruplar halindedir. Meyveleri 1 cm çapında kiraz görünüşünde parlak, koyu kırmızı veya olgunlukta siyah renktedir. İstanbul’dan yayılmış Avrupa’ya yayılmış olan taflan Avrupa’da süs bitkisi olarak yetiştirilmektedir.
Kullanıldığı yerler:
Bitkinin yaprakları siyah hidrik asit veren bir glikozit taşıdığından zehirlidir. Bu nedenle yapraklarının baharat olarak kullanılması tehlikelidir. Fakat yapraklardan elde edilen taflan suyu öksürük dindirici olarak kullanılır. Tâze meyveleriyse meyve olarak yenilmektedir. Kurutulmuş meyvelerinin tohumlarıysa seker hastalığına karsı kullanılır. Taze meyveleri tas düşürücü olarak da kullanılmaktadır.

Sunday, April 15, 2007

TÜTÜN

Günümüzde tarım, ticaret, sanayi sektörlerinde taşıdığı önem dolayısıyla Dünyanın bir numaralı ürünleri arasında yer alan tütün yarattığı yan sanayi ve çeşitli hizmetleri çok geniş kullanım alanı ve sigara tiryakileri ile önemini gelecek yıllarda da sürdürecektir.

Tütünün ana vatanının neresi olduğu konusu kesin olmamakla birlikte Amerika kaynaklı görüşler daha ağırlıklıdır. Anavatanı neresi olursa olsun, tütünün Dünyaca tanınması, Amerika Kıtasının keşfi ile Avrupa’ya getirilmesinden sonra olmuştur.

Amerika’da Yukatan adasında yaşayan Maya’lara ait tarihi taşlar üzerindeki resimlerde ve Kuzey Ohio bölgesindeki höyüklerdeki eserlerde tütünün kullanılma şekillerine ve pipo resimlerine sık sık rastlanmaktadır. Kristof Kolomb ve arkadaşları San Salvador adasına ayak bastığı zaman ada yerlilerinin ağız ve burunlarından dumanların çıktığını görmüşler ve bu dumanlarında kurutulmuş tütün yaprağı olduğunu öğrenmişlerdir. Kolomb yerlilerin tütünü ağızda çiğneyerek, pipo içimine benzer bir sistemle tüttürmek, buruna çekmek sureti ile kullandıklarını görmüştür (3).

Maya ve Aztek uygarlıklarında rahipler dinsel törenlerde ayinlerde tütün dumanını kullanmışlardır. Daha sonra tütünün keyif verici etkisine alışarak ayinler dışında da tütünü içmeye başlamışlar. Zaman içinde rahipler dışındaki insanlarda da alışkanlık yapmaya başlayan tütün Orta ve Kuzey Amerika’da yaygınlaşmıştır.

Mezopotamya ve Mısır’daki eski medeniyetlerde dinsel törenlerde tütsü dumanı ve yakılan güzel kokulu maddelerin kullanıldığı bilinmektedir.

Orta Amerika’da Meksika ve Antiller halkı arasında bu keyif verici duman yayılırken, o zamanın doktorları olan rahipler tütünden şifa umarak taze yapraklarını yaralar üzerine koyarlar, göğüs hastalıklarına karşı dumanını koklatıyorlar ve kokusunu baş ağrılarının tedavisinde kullanıyorlardı.

Bu tarihte tütün henüz Avrupa’da tanınmıyordu. Kolomb kendisine hediye edilen kurutulmuş tütün yapraklarına önem vermemişti. Kolomb yerlilerin tütün içtikleri saz borusunun adı olan “Tobacco”yu bitkiye vermiş. Böylece bilimsel deyimle “Nicotiana Tobaccum” un adı doğmuştur.

Daha sonra Amerika’ya seyahatlerde bulunan Vespuci, Macellan, Cortez ve ekibi yerliler gibi tütün içmişler ve uzun müddet kullanarak tiryakisi olmuşlardır. Dönüşlerinde de tütün bitkisini Avrupa’ya getirmişlerdir. Romano Pane adlı piskopos, tütün tohumu getirterek, 1518 de Şarlken’e sunmuş ve bu tarihten itibarende İspanya’da tütün üretimine başlanmıştır. Tütün hakkındaki ilk bilgi de Rahip Pane tarafından kaleme alınmıştır. Avrupa’ya gelen tütün önceleri süs bitkisi ve şifa bitkisi olarak kullanılmıştır (4) .

Avrupa’da önce İspanya ve Portekiz’e gelen tütün daha sonra Brezilya’dan Fransa’ya gelmiştir. 1559 yılında Portekiz’de Fransa’nın elçisi olarak bulunan Jean Nicot, Lizbon’da gördüğü tütünü dikmiş ve bunun yapraklarının yakılıp, dumanının tüttürülmesi, kurutulmuş yaprakların ufalanıp burna çekilmesinin öksürüğe, astıma, baş ağrısına, mide hastalıkları ve kadın hastalıklarına iyi geldiğinden bahisle Fransız Kraliçesine sunmuştur.

Kraliçenin tütüne gösterdiği ilgiden dolayı “Kraliçe otu” adı verilmiştir. Daha sonra Jean Nicot’un bu bitkiye gösterdiği ilgiye izafeten tütün bitkisine “Nicotiana” ve 1828’de bulunan tütündeki alkoloide de “Nicotin” ismi verilmiştir(5) .

Fransa Ruhban Reisi İspanya’dan getirttiği tohumlarla tütün üretimini başlatmıştır. Böylece tütün üretimi Avrupa’da yayılmaya başlamıştır.

Tütün tüketiminin giderek artış göstermesi İspanya, Portekiz, İngiltere ve Fransa’nın Amerika’daki sömürgelerde tütün üretimi yaparak, tütün ticaretinden gelir sağlamaları yoluna gitmişlerdir. Bu şekilde ihtiyaç olan tütünü Amerika’dan getirmenin yanında tütün üretimi Avrupa’nın güney doğusundaki ülkelerden iç ülkelere ve sahilden Akdeniz’e ve Kuzey Avrupa’ya doğru yayılmıştır. Macellan tütünü Filipin adalarına, Portekizliler Hindistan, Japonya ve Çin gibi doğu ülkelerine götürmüşlerdir.

Tütün önceleri ibadetlerde kullanılan bir bitki sonraları şifa verici bir ilaç, nihayet keyif verici ve alışkanlık yapıcı bir ihtiyaç maddesi olarak dünyaya yayılmıştır.

Tütünün keyif verici olarak kullanılmaya başlanmasından sonra tüketimi hızla artmıştır. Fuzuli bir harcama olarak kabul edilmesi ve sağlığa zararlı olduğu ileri sürülerek ülkelerde çeşitli yasaklar getirilmiştir. 1575’de İspanya ve Amerikan kiliselerinde tütün kullanılması yasaklanmış, 1603’de İngiltere’de Kral I. Jacgue tütün içme aleyhinde mücadele etmiş, 1620’de Japonya’da tütün içme yasağı getirilmiş, 1652’de Almanya-Bavyera’da tütün kullanımı yasaklanmış, 1653’de Saksonya, Avusturya’da tütün içilmesi aleyhinde faaliyetler olmuş. 1634 yılında Rusya’da 1657 yılında İsviçre’de tütüne yasaklar konmuştur. Tütün kullanılmasına karşı konulan yasaklama ve ölüm cezaları çok sayıda insanın ölümüne sebep olmuş, buna rağmen insanlar tütün kullanmaya devam etmiştir.

Getirilen bütün yasaklar ve cezalara rağmen tütün kullanımının önü alınamamış. Devletlerin tütünden elde edecekleri geliri fark etmeleri ve bu gelirin önemli bir miktarda olması nedeniyle tütün kullanımı ve tarımı teşvik edilmiştir. Böylece devletler tütünden çeşitli vergiler, bandrol almaya imtiyaz ve tekeller kurmaya başlamışlardır.

Tütünün ilk kullanış şekli, kurutulmuş yaprakların ufalanarak bir boru ucunda yakılması ve borunun öteki ucundan çıkan dumanın çekilmesi şeklindeydi. Daha sonraları ilkel purolar şeklinde kullanılmıştır. Diğer bir içim şeklide pipo diyebileceğimiz lüle ve çubuklarla içilmesi şeklindeydi(6) .

Kıyılmış tütünlerin yine bir tütün yaprağına sarılarak “CIGAR” şeklinde ve kağıda sarılarak içilmesi 18. Yüzyılda Orta ve Güney Amerika’da başlamıştır.

Enfiye şeklinde tüketim giderek azalmış, porselen pipolar içinde kullanılması giderek rağbet görmüştür.

Kıyılmış tütünlerin kağıda sarılarak içilmesine 18. yüzyılda Güney Amerika’da başlanmıştır. Bu ilk sigaralar özellikle Brezilya’da çok rağbet görmüş bunlara “Papelitos” adı verilmiştir (7) .

Avrupa’da sigara şeklinde tütün içme ilk defa İspanya’da olmuş, daha sonrada Fransa’ya geçmiştir. İlk sigaralar 1844 yılında Fransa’da yapılmış ve aynı yıl İtalya’da yapılan kağıt purolar büyük ilgi görmüştür.

Sigaranın yayılması 1856 Kırım harbinden sonra olmuştur. Kırım savaşı sırasında gazete kağıdına sarılarak içilen tütünler Türk, İngiliz, Fransız ve yerli ordulara mensup askerler arasında büyük rağbet görmüştür. Harp koşullarının sigara kullanmayı artırması savaş sonrası yurtlarına dönen askerlerin bu alışkanlıklarını beraberinde götürerek oralarda devam ettirmesi sigara sanayinin temeli olmuştur (8).

Nihayet 1878 yılında saatte 3600 sigara yapabilen ilk sigara makinesi yapılmıştır. Sigara sanayinin bu şekilde gelişmeye başlamasıyla tütünün sigara şeklinde tüketilmesi, diğer tüketim şekillerine karşı üstünlük sağlamasına sebep olmuştur. Diğer tüketim şekilleri çok düşmüştür. Virginia purosu 20. yüzyılın başlarına kadar önemini korumuştur (9) .

Bugün enfiye ve çiğneme şeklinde tütün kullanımı yok gibidir. İlkel kullanım şekillerinden zaten vazgeçilmiştir. Çok az miktarda özellikle Ortadoğu ülkelerinde nargile şeklinde tüketilmektedir. Pipo şeklinde içilmesi nispeten daha fazladır ancak buda çok önemsizdir. Sigaradan sonra ikinci büyük kullanma puro şeklindedir. Tütünün en önemli kullanma şekli sigara olup, bu alanda önemli bir sanayi doğmuştur.

Tütünde keyif verici kullanma dışındaki, diğer yan ürün şeklinde kullanma oldukça önemsizdir. Tütün üreticisine de fazla bir gelir sağlamamaktadır. Tütünde yan ürün olarak selüloz üretimi için sapları ve tohumu kullanılmaktadır. Tütünün kırık ve döküntüleri ise nikotin sülfat üretiminde kullanılmaktadır. Bu kullanım şekillerinin miktar ve değer olarak ekonomik önemi yoktur. Yapraklarından nikotin, saplarından selüloz, tohumlarından yağ, pektin ve çiçeklerinden esans, küllerinden potasyum karbonat gibi maddeler elde edilmekte olup kullanış yerleri gittikçe artmaktadır.

Ayinlere mistik hava katmak ile tarihi yolculuğuna başlayan tütün kah ilaç olmuş şifa için kullanılmış, kah buruna çekilmiş enfiye olmuş, kah ağızda çiğnenmiş, kah pipo olmuş, içilmiş, kah puro olmuş, çeşitli kullanma usulleri ile tarihi yolculuğunu sürdüren tütün gün gelmiş tüm bu kullanma şekilleri unutulmuş ve şu anda sigara olarak dudaklarda yarın ise ne olur bilinmez. Ancak gelecek için şunu söylemek mümkündür keyif verici ve alışkanlık yapıcı özelliği ile insanlar üzerinde etkisini uzun süre devam ettirecektir. Sağlığa zararlı kampanyalar, aleyhindeki propagandalar ve içilmesinin yasaklanmasına rağmen ekonomideki yerini koruyacaktır.
KAYNAK

Friday, April 6, 2007

TERMİYE

Diğer İsimleri: Delicebakla, Termiye, Yahudi baklası, Gâvur baklası.

Latince Adı: Lupinus Albus.

Bitki: 1 metreye kadar yükselebilen, el şeklinde parçalı yapraklı, beyaz çiçekli bir bitkidir.

Yetiştiği Yerler: Avrupa, Balkanlar ve Türkiye'de bilhassa Marmara ve Ege bölgelerinde yabani olarak yetişmekte, ayrıca yetiştirilmektedir..

Tarihçe: AGüney Amerika Kızılderili kabilelerinden Navajo'lar bitkiyi kısırlık için kullanıyorlardı. Ayrıca bitkiyi kullanan kadının kız çocuk doğuracağına inanılıyordu.

Kullanılışı: AOlgun tohumları acı lezzetli ve zehirli bileşikler taşıdıkları için, bunları uzaklaştırmak maksadıyla kaynar suda bir müddet tutulurlar. Gevşeyen kabuklar soyulup bakla yenir veya bu tohumlar lapa haline getirilerek harici olarak deriye sürülebilir. Tohumlar kavrulup, değirmende çekilerek toz haline de getirilebilir..
İçindeki Maddeler: Sabit yağ ve lupinin, spartein gibi alkaloidler taşımaktad ı r.

Tıbbî Etkiler
: İdrar arttırıcı, kuvvet verici ve barsak parazitlerini düşürücü etkileri bilinmekte ve şeker hastalarında kan şekerini azalttığı idda edilmektedir. Zehirsizleştirilmiş baklalardan 10-20 adet yenilebilir.

Ayrıca adet kanamalarını artırır ve kolaylaştırır, doğum sonrası akıntıların gelişini rahatlatır. Toz haline getirilmiş kavrulmuş tohumlardan sabah aç karnına 1 kahve kaşığı alınır.

Harici olarak tohumların lapası yaralı deri hastalıklarında uygulanır.
.
KAYNAK

Tuesday, April 3, 2007

TERE:


İştah açar. Hazmı kolaylaştırır. Bronşları temizler, öksürük söktürür. İdrar söktürür, böbrekleri ve idrar yollarını temizler.
Kanser, anemi ve lif hastalıklarına karşı etkili. Tere kanserle savaşan sebzelerin arasında olduğu gibi aynı zamanda en fazla kalsiyum, demir ve folik asit içerenlerin başında geeliyor. Tere gibi yeşil sebzeler yiyen kadınların, life ilişkin hastalıklara yakalanma riskleri daha az.

Tuesday, March 6, 2007

TARÇIN

Sabah, akşam bir bardak kaynar suda demlediğim, tarçın; son bir ayda aldığım 4 kg. fazlalığımı bir haftada vermeme yardımcı oldu. Daha ne istersiniz? En kolay, en ucuz ve lezzetli zayıflama yöntemlerinden biri...