Showing posts with label I. Show all posts
Showing posts with label I. Show all posts

Monday, June 18, 2007

İYOT EKSİKLİĞİ

Erken gebelikte yeterince iyot alınmaması, doğacak çocuğun okul çağında diğer çocuklara göre zekasında geriliğe ve daha ciddi hastalıklara yol açabiliyor. Konya İl Sağlık Müdürü Dr. Hasan Küçükkendirci, dünyada önlenebilir zeka geriliğinin en önemli nedeninin iyot eksikliği olduğunu belirtti. Küçükkendirci, "İyot eksikliği en yıkıcı etkilerini erken gebelik döneminde beyin ve merkezi sinir sisteminin gelişimini bozarak, özellikle okul çağındaki çocuklarda geri dönüşü mümkün olmayan öğrenme yeteneğinde azalmayla göstermektedir. Günlük alınması gereken miktar ise bir toplu iğne başı kadar az bir miktardır" dedi.

Ülkemizde insanların besinler ve içme suyu yoluyla yeterince iyot alamadığını da dile getiren Dr. Hasan Küçükkendirci, "İyot yetersizliği hastalıklarını önlemek için alınacak başlıca önlem, bireylerin iyot alınımını arttırmaktır. Bu nedenle sofralık tuzlar iyotça zenginleştirilmiştir. Bu tuzlardaki iyot, ısı, ışık ve nemden olumsuz etkilenir. Bunu önlemek için iyotlu tuz, renkli, kapaklı bir kapta veya dolap içinde ışık almayacak şekilde saklanmalı; saklandığı yer kuru olmalı ve tuz içinde bulunan iyodun
yemek pişerken kaybolmaması için yemek ateşten indirildikten sonra yemeğe konulmalıdır" diye konuştu.

İyotlu tuz kullanımının özellikle kırsal kesimde oldukça düşük olduğunun da tespit edildiğini ifade eden Küçükkendirci, "Kırsal alanda hane halklarının yaklaşık yarısında iyotlu tuz kullanılmamaktadır. Kentlerde ise hane halklarının 4/5 inde iyotlu tuz kullanımı söz konusudur. bu nedenle özellikle kırsal kesim olmak üzere, toplumun bilinçlendirilerek iyotlu tuz kullanımının arttırılması, uygun şartlarda saklanması ve kullanılması konusunda eğitim çalışmalarımız kesintisiz devam etmektedir" şeklinde konuştu.

İHA

Monday, April 30, 2007

1. ULUSLARARASI TIBBİ, AROMATİK VE BAHARAT BİTKİLERİ KONFERANSI


Bin tür bitki tedavi amaçlı kullanılıyor

Akdeniz Üniversitesi ve Uluslararası Bahçe Bitkileri Derneğince Talya Oteli'nde düzenlenen 1. Uluslararası Tıbbi, Aromatik ve Baharat Bitkileri Konferansı'', başladı.

Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakognozi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hüsnü Can Başer, gazetecilere yaptığı açıklamada, Türkiye'nin tıbbi ve aromatik florasının çok zengin ve çeşitli olduğunu söyledi.

Anadolu'da tıbbi aromatik bitkileri kullanma geleneğinin asırlar öncesine uzandığını belirten Prof. Dr. Başer, sentetik ilaçların her hastalığı doğru tedavi edememesi ve bazı ilaçların yan etkileri nedeniyle 1980 sonrasında gelişmiş ülkelerde bu bitkilerin tedavi amaçlı kullanımı için birçok araştırmanın başlatıldığını kaydetti. Dünya Sağlık Örgütü'nün araştırmasına göre, dünya nüfusunun yüzde 80'inin bitkilerle tedavi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Başer, halkın sıklıkla kullandığı kekik, salep, ıhlamur, nane ve ada çayının, hiçbir zararı bulunmayan yararlı bitkiler olduğunu söyledi.

-KEKİK VE IHLAMUR-

Prof. Dr. Başer, Türkiye'de herkesin evinde yaygın olarak bulunan kekiğin, mide rahatsızlıklarına iyi geldiğini söyledi. Kekiğin, birçok şekilde kullanıldığını ifade eden Prof. Dr. Başer, etlerle kullanıldığında, etin lezzetini artırmanın yanı sıra bakteri üremesini önlediğini belirtti.

Kekik yağının da yaraları iyileştirici özelliği bulunduğunu ve mikrop üremesini önlediğini vurgulayan Prof. Dr. Başer, yaralara kekik yağı sürülebileceğini ifade etti. Prof. Dr. Başer, kekiğin kolesterol ve şeker düşürücü olarak da halk arasında kullanıldığını, ancak bu yöndeki araştırmaların devam ettiğini bildirdi. Ihlamurun yaprağının değil çiçeğinin kullanılması gerektiğine işaret eden Prof. Dr. Başer, bu çiçeğin az kaynatılarak içilmesi durumunda sinirleri yatıştırdığını, orta derecede kaynatılırsa idrar sökücü özellik taşıdığını, çok kaynatıldığında ise solunum yollarını açtığını söyledi.

Salebin de öksürük kesici ve solunum yollarını açıcı özelliği olduğunu belirten Prof. Dr. Başer, ''Evinizden ıhlamuru, kekiği, naneyi, ada çayını eksik etmeyin. Bunlar hiçbir zararı olmayan yararlı bitkiler'' dedi. Bitkilerin bilinçsizce kullanılmaması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Başer, doğru kullanılmayan bitkilerin de yanlış kullanılan ilaçlar gibi zarar verdiğini kaydetti.

-KONGRE-

Tıbbi ve aromatik bitkilerin her türlü kullanımının konuşulacağı kongrenin başkanı AÜ Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kenan Turgut da Türkiye'de 10 bine yakın aromatik, tıbbi ve baharat bitkisi çeşidi bulunduğunu, bunlardan 2 bininin Antalya'da olduğunu söyledi. Tıp fakültelerinin tıbbi ve aromatik bitkilere sahip çıkması gerektiğini belirten Prof. Dr. Turgut, gelişmiş ülkelerde geleneksel tıp yöntemlerinin doktorlar tarafından uygulandığına dikkati çekti. Türkiye'de ilk kez tıbbi ve aromatik bitkilerle ilgili uluslararası kongre yapıldığını vurgulayan Prof. Dr. Turgut, 8 ülkeden 10 katılımcının toplam 19 bildiri sunacağını ifade etti. Kongre, 4 Mayıs Cuma günü sona erecek

(aa)



Tuesday, April 3, 2007

İNCİR

İncir herhangi bir meyve ya da sebzeye göre en yüksek lif içeriğine sahiptir. Sadece 1 adet kuru incir 2 gram lif sağlamaktadır, ki bu tavsiye edilen günlük ihtiyacın %20'si'dir. Son 10-15 yılda yapılan araştırmalar, bitkisel gıdalarda bulunan liflerin sindirim sisteminin düzgün olarak çalışması açısından çok önemli olduklarını ortaya koymuştur. Besin olarak alınan lifin sindirime yardımcı olduğu ve bazı kanser türlerinin riskini azaltmada etkili olduğu bilinmektedir. Beslenme uzmanları lif alımını artırmanın ideal bir yolu olarak, lif açısından zengin olan incir tüketimini tavsiye etmektedirler.

Lifli yiyecekler çözünür ve çözünmez olarak ikiye ayrılırlar. Çözünmez lif açısından zengin gıdalar, vücuttan atılacak maddelere su kazandırarak bağırsaklardan geçişi kolaylaştırlar. Böylece sindirim sistemini hızlandırırarak, düzenli çalışmasını sağlarlar. Ayrıca çözünmez lifli besinlerin kolon kanserine karşı koruyucu olduğu da tespit edilmiştir. Çözünür lif açısından zengin besinlerin ise kandaki kolesterol seviyesini %20'den fazla düşürdükleri ortaya konmuştur. Bu nedenle kalp hastalıklarının riskini azaltmak açısından büyük önem taşırlar. Eğer kanda fazla miktarda kolesterol varsa, bu kan damarlarında birikir ve kan damarlarının sertleşmesine, daralmasına yol açar. Kolesterol, hangi organın damarında birikirse o organa ait hastalıklar ortaya çıkar. Örneğin, kalbi besleyen atardamarlarda kolesterol birikimi olursa, göğüs ağrısı, kalp krizi gibi sorunlar oluşur. Böbrek damarlarında kolesterol birikimi ise, yüksek tansiyon ve böbrek yetmezliğine yol açabilir. Ayrıca çözünür liflerin alımı mideyi boşaltarak, kan şekerini düzenlemesi açısından da önem taşır, çünkü kan şekerindeki ani değişiklikler hayati riskler taşıyan rahatsızlıklarla sonuçlanabilir. Nitekim beslenmeleri lif açısından zengin olan toplumların kanser ve kalp hastalıkları gibi rahatsızlıklara daha az oranda yakalandıkları tespit edilmiştir.

ISPANAK


Kullanildigi yerler: Içinde A,B,C,D vitaminleri vardir. Proteince de zengindir. Daha çok sebze olarak, pisirilerek veya salata hâlinde yenilir. C vitamini ve demirce zengin bir kis sebzesidir. Vücudun dayanikliligini artirir. Agiz, bogaz ve gögüs hastaliklarinda faydalidir. Hamilelerde özellikle tavsiye edilir. Kansizligi giderir ve ruhi çöküntüyü azaltir.


ISIRGAN OTU

, karaciğer ve safra kesesi hastalıklarında, dalak hastalıklarında, solunum sistemi balgamlanmasında, mide kramplarında ve ülserlerinde, bağırsak ülserlerinde ve akciğer hastalıklarında öncelikle önerilir. Değerli etken maddeleri (Potasyum tuzları, organik asitler-formik asit, histamin, asetilkolin ve Vitamin C) alabilmek için, çay hazırlanırken, yapraklar yalnızca haşlanır (kaynatılmaz). Isırganotu, koruyucu olarak da günde bir bardak içilebilir. Mikroplu hastalıklarda ve mikrop salgılanan hallerde de bitki çok iyi bir yardımcıdır. Belirli bir yaştan sonra bedendeki demir miktarı azalmaya başlar. Bu nedenle, yorgunluk ve bitkinlik halleri görülür, kişi yaşlandığını düşünmeye başlar ve verimliliği giderek azalır. Işte bu durumlarda, demir içerikli taze ısırgan otu ile çok olumlu sonuçlar alınabilir. Bir ısırgan otu küründen sonra, kişi kendini çok kısa bir süre içerisinde eskiye oranla çok daha rahat hisseder, enerji ve çalısma gücü geri gelir, dış görünüm olarak da belirgin bir düzelme başlar. Safrakesesi rahatsızlığı ve kansızlık durumlarında da bitki çayı fayda sağlayacaktır. Ödemlerde, ısırganotu bedendeki fazla sıvıyı emerek büyük yararlar sağlar. Kan yaptırıcı özelliği sayesinde, kansızlık solgunluklarında, alyuvarlar eksikliğinde, anemi de yardımcı olur. Herhangi bir alerji rahatsızlığı çekenler (bahar nezlesi dahil) uzun bir süre ısırganotu çayı içebilirler. Bitki, soğuk algınlığına yatkınlığı önler, romatizma ve gut hastalıklarında yardımcı olur.

IHLAMUR

Sinir sistemi üzerinde etkisi çok fazladır: Uykusuzluk, Nevroz, Sinir krizleri, Migren de faydalıdır.

Karaciğeri güçlendirir, safra akışını artırır.

Mide ve barsak spazmlarını giderir.

Kanı durul tur, ana damarların sertleşmesini önler.

Kalbin kendini besleyen damarları genişleterek, kalp krizlerini önler, tansiyonu düşürür

Gut, Şişrnanlık ve sellülitte faydalıdır.